Abdurrahman Şalkam
TT

Habib Burgiba'nın ordusu: Mercimek ve süt

5 Mayıs 1961'de, merhum Tunus Cumhurbaşkanı Habib Burgiba, ABD Başkanı John F. Kennedy'nin daveti üzerine Amerika Birleşik Devletleri'ne resmi bir ziyaret gerçekleştirdi. Bu, Kennedy'nin başkanlığı devralmasından sonra bir devlet başkanının Amerika Birleşik Devletleri'ne yaptığı ilk ziyaretti. Karşılama olağanüstüydü; Başkan Kennedy ve eşi Jacqueline, Washington Havalimanında onu karşılayanların en ön safındaydı. İki başkan, açık bir arabaya binerek, yol boyunca sıralanan kalabalığı selamladılar.

Genç Amerikan başkanı, ilk kez bir devlet başkanını kabul etmesini kutlarken, Cumhurbaşkanı Burgiba da Amerika Birleşik Devletleri'nin başkenti Washington'da karşılaştığı görkemli resmi ve halk karşılamasından dolayı enerji ve neşe doluydu. Burgiba, öncelikle kentsel ve tarımsal projeler hakkında bilgi edinmeye odaklanarak çeşitli Amerikan şehirlerini ziyaret etti. İki başkan uzun ikili görüşmeler gerçekleştirdi.

Burgiba, ikili, bölgesel ve uluslararası konularda esas konuşmacıydı. Batı kapitalist blok ile Doğu komünist blok arasındaki Soğuk Savaş, uluslararası politikanın hatlarını şekillendiriyordu. Tunus, Arap-Afrika Akdeniz ülkesi olup, iki karşıt blok arasındaki çatışmanın eşiğinde yer alıyordu. Burgiba, Tunus, Arap ve İslam düşüncesinin potasında şekillenmiş bir siyasi figür ve milliyetçi bir savaşçıydı. Vatanını sömürgeleştiren ülke olan Fransa'da öğrenci, aktivist ve hükümlü olarak yaşamıştı. Tunuslu milliyetçi arkadaşlarıyla birlikte, sömürgeci Fransız güce ve hatta Tunus tahtında oturan Bey'e karşı stratejik manevralarla donanmış bir siyasi savaş yürütmüştü.

Washington'da, dünyanın en güçlü devletinin lideri, kansız bir küresel savaş yürüten Başkan Kennedy ile görüşürken, şüphesiz ki, Kennedy’nin yardımcıları ve danışmanları başkanlarının önüne misafirinin ülkesinin coğrafyasını, ekonomik ve sosyal koşullarını gösteren bir harita sermişlerdi. Ve yine hiç şüphe yok ki Tunus, Akdeniz'e yakınlığıyla Amerikan devinin Soğuk Savaş'ta komünist bloğa karşı ihtiyaç duyduğu stratejik bir oluşumdu.

Zeki müzakereci Burgiba, aynı zamanda siyasetin değişken sularına ağlarını atmaya alışkın, deneyimli bir balıkçıydı. Başkan Kennedy ile Cezayir sorunu ve Cezayir'in uzun Fransız sömürgeciliği altında çektiği acıları hakkında uzun uzun ve ayrıntılı bir şekilde konuştu. Kennedy'ye doğrudan şöyle dedi: “Amerika Birleşik Devletleri'nden, özgürlük mücadelesinde 1 milyon evladını feda eden Cezayir halkını siyasi ağırlığı ile desteklemesini istiyorum.” Burgiba ayrıca Filistin sorunu hakkında da konuştu ve Tunus başkanlığı boyunca asla değiştirmediği veya geri adım atmadığı görüşlerini açıkladı; İsrail Devleti'nin yanında bir Filistin devletinin kurulmasını öngören BM 181 sayılı kararının uygulanması.

Burgiba, uluslararası durumu ve büyük güçler arasındaki çatışmaları ele aldı ve Tunus'un tarafsızlık politikasına olan bağlılığından uzun uzun bahsetti. Tunus'un yakın veya uzak uluslararası çatışmalarda hiçbir taraf veya blokla ittifak halinde olmadığını vurguladı. Tunus'un tek bir amacı, kendi kalkınması, ilerlemesi ve az gelişmişliğin zincirlerinden kurtularak gelişmişlik ve refah dolu bir dünyaya ulaşmak olduğunu ifade etti.

Başkan Kennedy, görev süresinin başında ve Beyaz Saray'da kaldığı dönemde, özellikle Arap dünyasından gelen üçüncü dünya liderlerinin siyasi düşüncelerini anlama gayretindeydi, hatta bu konuda istekliydi. O dönemde ABD'de Araplar hakkındaki düşünceler genellikle olumsuzdu. Eski ABD Başkanı Dwight David Eisenhower'ın 1942'de Kuzey Afrika'da askeri komutan olarak geçirdiği zamanı anlatan anılarında Arapları sefil ve tembel, başka yerlerde ise çabuk öfkelenen ve önyargılı olarak tanımladığını görürüz. Başkan Kennedy bence Tunus cumhurbaşkanıyla görüşmeden önce Arap karakteri hakkında bir şeyler okumuştu. Zira büyük güçlerin liderleri, siyasi ve güvenlik kurumlarının ziyaretçi liderin karakteri hakkında kendilerine yazdıklarını incelemeye önem verirler. Ancak, Kennedy'nin selefi Eisenhower'ın Araplar hakkında yazdıklarını okuduğundan emin olamam.

Tunus'un İtalya Büyükelçisi Ahmed Ben Nur, ben Libya'nın Roma Büyükelçisi olduğum dönemde komşumdu ve birbirimiz ile uzun uzun otururduk. Ahmed Ben Nur, Cumhurbaşkanı Burgiba döneminde Tunus'ta Kamu Güvenliği Direktörü olarak uzun yıllar görev yapmıştı. Burgiba'nın kişiliğinden derinden etkilenmiş, politikalarına ve ideolojisine sıkı sıkıya inanmış ve hatta bazı hatalarını haklı çıkarmıştı. Bana Burgiba'nın dış ilişkilerinden ve onun Amerika Birleşik Devletleri'ni sık sık ziyaret ettiğinden uzun uzun bahsetmişti. Büyükelçi Ahmed Ben Nur, Burgiba'nın Başkan Kennedy'ye söylediklerinin, karakterinin, ideolojisinin ve vatanseverliğinin özünü yansıttığına inanıyordu.

Görüşmelerinin sonunda Amerikan başkanı Burgiba'ya sordu: “Sayın Başkan, ABD'den ne istiyorsunuz? Para ve silah mı istiyorsunuz?” Cumhurbaşkanı Burgiba şöyle cevap verdi: “Teşekkür ederim, Sayın Başkan. Para veya silah istemiyorum. Dost halkınızdan Tunus halkına yardım olarak sadece mercimek ve süt istiyorum.” Tunus Dışişleri Bakanı Sadık Mukaddem, o ziyarette Burgiba'ya eşlik ediyordu. Ona neden mercimek ve süt istediğini sorduğunda, “Okulları bunlarla doldurmak istiyorum. Aileler çocuklarını oraya beslenmeleri için gönderiyor ve ben de onları eğitiyorum” diye cevap vermişti. Dr. Mouldi Lahmar'ın, Burgiba'nın başkanlığı döneminde Düstur Partisi'nin direktörü olan Muhammed Sayah ile yaptığı uzun bir röportajı da içeren kitabını okuduğumda, arkadaşım Büyükelçi Ahmed Ben Nur'dan duyduklarımın hepsine inandım. Burgiba, eğitimin en güçlü ordu olduğuna, anavatanı koruduğuna ve onu ilerlemeye ve gelişmeye doğru yönlendirdiğine inanıyordu. Sık sık, “Ben zihinler inşa etmek üzerinde çalışıyorum” derdi.