Cibril Ubeydi
Libyalı araştırmacı yazar
TT

Husilerin gerilimi artırması ve ateşle oynaması

Yemen’deki Husilerin devlete, uluslararası hukuka ve hatta komşuluk hukukuna ve geleneklere başkaldıran bir çete olduğu artık bir sır değil. Müslümanların kıblesi, barışın ve güvenin beldesi olan, girenin emniyette olduğu Mekke-i Mükerreme’yi füzeleriyle hedef alarak tüm kırmızı çizgileri aştılar.

Husi milisleri, Suudi Arabistan’a karşı düşmanca eylemler gerçekleştirdi; onlarca insansız hava aracı (İHA) ve füze kullanarak enerji tesislerine ve diğer sivil altyapılara saldırdı. Bu durum, iyi komşuluk ilişkilerine ve Müslüman kanının kutsallığına tamamen aykırı. Kınanan bu saldırılara karşı Suudi Arabistan, misilleme hakkına sahip. Nitekim Koalisyon Güçleri Müşterek Komutanlığı, bu saldırılara ‘sorumluluk ve kararlılıkla yanıt verileceğini’ vurguladı.

Husi milislerinin, cephane değiştirip füze ve kamikaze İHA’ları fırlatarak yenilgiden ileriye doğru kaçma çabaları; tam bir histeri, ateşle oynama, kartları karıştırma ve durumları kendi çıkarlarına alet etme hezeyanıdır. Bu durum onları siyasi bir yapı ya da yerel talepleri olan bir oluşum olarak değil, terör örgütü olarak tanımlamayı zorunlu kılmaktadır.

Husiler ne kadar füze ve İHA’ya sahip olursa olsun, Yemen devletinin üzerinde bir devlet olamaz. Köklü tarihi, değerleri, basiretli yönetimi, nüfuz ve gücüyle Suudi Arabistan gibi köklü bir devlete de kafa tutamaz.

Husilerin silahlarının büyük kısmı dışarıdaki bir bağışçıdan gelmekte. Zira Yemen Merkez Bankası’nın tüm parasını yağmalasalar bile, kendi iç kaynaklarının bu milis güçlerin silahlanma masraflarını karşılayamayacağı açık. Özellikle Suudi Arabistan’a fırlattıkları ve Mekke’yi dahi hedefleri dışında tutmadıkları balistik füzelerin maliyeti, Husilerin finansörünün Yemen sınırlarının ötesinde olduğunu kanıtlıyor.

Husi milislerinin üstlendiği son eylemler arasında, Abha’daki sivil bir havalimanını hedef alan füze saldırısı ile Suudi Arabistan’daki petrol pompalama istasyonlarını vuran İran yapımı İHA saldırıları yer almakta. Suudi Arabistan ise komşularından önce kendi vatanına başkaldıran bu mütemerrit milislere karşı itidalini korumaya devam etmekte.

Yemen krizinin tırmanmasının temelinde; Husi milislerinin Sana’da ve Saada dağlarında sivillerin arkasına saklanması, onları canlı kalkan olarak kullanması ve unsurları ile silahlarını hava bombardımanlarından bu şekilde korumaya çalışması yatmakta. Bölgesel devletlerin tekneleriyle Yemen’e parçalar halinde sokulan bu silahlarla Husi milisleri girdikleri hiçbir beyhude savaşı kazanamamıştır. Söz konusu bölgesel aktörler, müzakere şartlarına boyun eğmiş olmalarına rağmen, kendi krizlerini ihraç etmek ve yakıp söndüremedikleri savaşlardan ileriye doğru kaçmak adına tüm bölgeyi kendilerine ait olmayan kör bir savaşın içine sürüklemeye çalışmaktadır. Buna rağmen, başladıkları bu savaşı bitirmeyi başaramamışlardır; nihayetinde de bu savaştan yenilmiş, müflis ve teslim olmuş bir halde çıkacaklardır.

Husiler, dini bir slogan arkasına sığınan ve merkez olarak Saada dağlarını ve mağaralarını kullanan silahlı bir milis yapılanmasıdır. Gerçek şu ki Husi milisleri tüm Yemenlileri temsil etmemekte, yalnızca Yemen yönetiminde gözü olan Husi ailesini temsil etmektedir.

Yemen’deki silahlı Husi milislerinin durumu, bölgedeki diğer askeri uzantılardan farksızdır. Bölgesel güçler kendi ajandalarını dayatmak için onları kullanmaktadır. Bu nedenle varlıkları, yalnızca yerel bir tehdit ya da bölge ülkelerinin iç çatışması değil, bölgesel barışa yönelik doğrudan bir tehdittir. Zira bu silahlı milisler, iradelerini içinde bulundukları topluma dayatmak için var olmuşlar ve sıklıkla istibdat ile siyasi baskı gibi krizlere yol açmışlardır. Bu yapıların büyük çoğunluğu kendi vatanlarına karşı çalışan, kendilerini finanse edenlerin çıkarlarına hizmet eden ve kendilerini yönlendiren odakların emirlerine boyun eğen yapılardır.

Yemen’in uzun yıllardır çektiği acıların müsebbibi, Husi savaşlarının harabeye çevirdiği Yemen’de meşruiyeti ve istikrarı yeniden tesis etmek için kurulan Arap Koalisyonu’ndan çok daha önce bu acımasız savaşı başlatan Husi milisleridir.

Müteselsil savaşlar, yaygınlaşan işsizlik, yoksulluk ve ülkeyi kasıp kavuran açlık sebebiyle ‘Mutlu Yemen’ artık ‘Hüzünlü Yemen’ haline gelmiştir. Çünkü Husilerin projesi milli bir Yemen projesi değil, bölgeyi tahakküm altına almayı hedefleyen bölgesel bir projedir.