Medya savaşı başladı. Dünyanın tüm cepheleri, bu savaş için uygun bir yer.
Arapça uydu kanalları, Arap dünyasına çok miktarda haber aktarıyor.
Resmi haber kanallarının yanı sıra Al Arabiya, Al Jazeera, Sky News Arabia, BBC Arabic, Rusya el-Yevm (RT Arabic), Al Hurra, TRT Arapça, France 24, CNBC Arabic, Almanya’nın Sesi DW Arapça, İsrail ve Çin CCTV kanalları gibi Arapça yayın yapan özel haber kanalları mevcut.
Bilindiği üzere Bloomberg, Fox, CNN, Japon NHK TV ve Güney Kore KBS TV gibi Arapça versiyonlarını yayın hayatına katmaya hazırlanan tanınmış önemli kanallar da bulunuyor.
Medyanın büyük Arap piyasasını önemli ölçüde etkilediğine inandıklarından dolayı hepsi de güçlü ve alternatif bir haber kanalı olmaya çalışıyor.
Son zamanlarda RT Arabic ve France 24, Amerikan ve İngiliz medyasına alternatif olmayı başararak, üçüncü dünya ülkelerinde etkili olduğunu kanıtladı.
Öyle ki bu kanallar, hedeflenen dile göre üçüncü dünya ülkelerine özel yayın yapıyor. Fakat bu kadar kanal arasında Çin’in girişimi, önemli bir adım olarak görüldüğünden dolayı üzerinde durulması gerekiyor.
Rusya ve Fransa’nın aksine Çin, medya sektörüne yatırım yapma noktasında büyük bir mali güce sahip. Yine bugün Çin, ana merkezi Londra’da bulunan “CGTN” adıyla medya dünyasında ticari bir markaya sahip. CGTN, Çin merkez televizyonunun CCTV’nin uluslararası koludur. Çin’in politik ve ekonomik nüfuzunun büyümesine şahit olan Afrika kıtasına yönelik yayın yapmak için CGTN’in Kenya’da aktif şubeleri bulunuyor.
Bu, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in açıkladığı ana hedeflerden birisidir. Zira Çin Devlet Başkanı, “Çin hikâyesini doğru bir şekilde anlatmak için gayret göstermeliyiz” şeklinde bir açıklama yaptı. Medyanın Çin siyasetindeki öneminin ve değerinin kabul edilmesi, Çin’in medyaya karşı yürüttüğü eski yöntemin büyük ölçüde değiştiğini gösteriyor. Öyle ki denetleme kurulu, eskiden yanlış makaleler yayınlayan dergilerin sayfalarını yırtıyor, bazı kanalları kara kalemle siliyor ya da düşmanca bir rapor yayınlayan uydu kanalının yayını karıştırıyordu.
Fakat Çin’in medyaya bakış açısı, Pekin’in siyaset ve ekonomi dünyasındaki konumunun gelişmesiyle birlikte değişime uğradı. Çin’in ağırlığı arttıkça Pekin, uluslararası medyanın Çin’in ağırlığını yansıtması gerektiğini daha fazla düşündü.
Çin, Batı dünyasında önemli yayınlarda propaganda ve reklam sayfaları satın almaya başladı. Ancak bu, yeterli değildi. Bunun için Çin, gazeteler, gazeteciler ve haber ajansları satın almaya başladı. Bugün Pekin, Asya üzerinde etkili olmak için Avustralya’da bir merkez kuruyor ve Latin Amerika’ya yönelik önemli bir proje başlatmaya hazırlanıyor. Çin, medya savaşını ekonomi, ticaret ve istihbarat savaşı gibi görüyor. Medya, Çin’i zayıflatmak için tüm yöntemleri kullanacak Batı bloğuna karşı koymak için önemli bir alandır.
Çin’in medya gücü, halen başlangıç seviyesinde bulunuyor. Çin, üzerine inşa edebileceği bir mirasa sahip değil. Fakat Çin, diğerlerinden deneyim satın alma ve dünyanın en büyük ikinci ekonomisine yakışacak şekilde güç ve etkiye sahip olma noktasında ciddi görünüyor. Çin’in medya sahnesi şekilleniyor. Medyaya yönelik dev bütçeler mevcut. Tüm bunların kesinlikle büyük bir etkisi olacak.
TT
Yeni konuk: Çin medyası
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة