ABD'li analistler, Başkan Donald Trump'ın her zaman en güçlü kart olan ekonomiye odaklandığı konusundan hemfikirler, ancak uzun vadede ekonomiye hizmet etmeyecek karşı politikalar benimsediğini de görmekteler.
Uluslararası sahneden kademeli olarak geri çekilmeyi öngören ‘Monroe Doktrini’nin kabul edilmesine yönelik aceleci yaklaşım, eninde sonunda ABD'yi zayıflatacaktır. Çünkü ekonomik gücünün ekseni asıl olarak uluslararası politikadaki öncü rolünden kaynaklanıyor! Ancak attığı gelişigüzel tweetler ve sık sık sergilediği kararsız tutumları ile en büyük uluslararası kuvveti yöneten Trump, bu analizi dikkate almıyor.
Daha geçtiğimiz Salı günü ‘Birliğin Durumu’ konuşmasında, “ABD’de meydana gelen ekonomik bir mucize var ve bunu durdurabilecek tek şey aptalca savaşlar, gereksiz politikalar veya soruşturmalardır” dedi.
Bu konuşma, haftalar önce verdiği Suriye'den ve Afganistan'dan en kısa zamanda çekilme kararına bir atıftı. Bu kararlar, ABD siyasi mekanizmalarında bir dizi çelişkili ve şaşırtıcı tutumlar meydana getirerek, büyük bir tartışma yarattı. Zira Trump'ın geri çekilmekten bahsetmesi çok garipti. Trump’ın bu konuşması Kongre'deki Cumhuriyetçi parti üyelerinin çoğunun yanı sıra Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton ve kıdemli Pentagon komutanlarını da dinlemediğini gösteriyordu.
Trump, görevi devraldığında, DEAŞ örgütünün Irak ve Suriye'de 50 bin kilometrekare alanı kontrol ettiğini ve bu toprakların neredeyse tamamının kurtarıldığını ve kalan terör unsurlarının yok edilmesi için müttefiklerle çalışmaların devam ettiğini söylemişti. “Suriye'de cesurca mücadele edenleri kendi ülkelerinde ağırlamanın zamanı gelmiştir” cümlesini de sarf etti. Ancak bu çok garip bir sözdü, zira Trump'ın bu konuşmasını dinleyen Dışişleri Bakanı Pompeo, 24 saatten kısa bir süre sonra Washington'daki Uluslararası Koalisyon temsilcilerinin toplantısı arifesinde “Örgüt (DEAŞ) Suriye ve Irak'ta hala ciddi bir tehdit oluşturuyor” dedi.
Bu bağlamda, The Washington Free Beacon haber sitesi, Trump’ın sözleriyle çelişen şu bilgileri verdi:
“75 devletten oluşan uluslararası koalisyondan ve dört uluslararası kuruluştan liderler, terör örgütü kalıntılarına ölümcül bir darbe vurmak ve Ortadoğu’daki İran askeri müdahalelerini sona erdirmek için Washington’ın gelecek dönemde gerçekleştireceği eylemlerini görüşmek üzere Çarşamba günü bir araya geldi. Dışişleri yetkilileri, ‘DEAŞ'a odaklanan tüm tartışmalarda, İran büyük bir hayal kırıklığı ve endişe kaynağı olarak ortaya çıkmıştır’ dedi.”
Trump'ın geri çekilme konusundaki konuşmasına geri dönersek, Senato'nun Trump kararına itiraz etmesi ilginçti ve belki de şaşırtıcıydı. Suriye ve Afganistan'dan asker çekme kararını eleştiren bir değişikliği onayladı. Bu değişikliğe Senato'nun çoğunluğu onay verdi. Çünkü Senato’da, ABD’nin şu anda Suriye ve Afganistan’da faaliyet gösteren terörist grupların tehditleriyle karşı karşıya olduğu yönünde bir düşünce var. “Hızlıca bir geri çekilme, kaydedilen ilerlemeyi ve ulusal güvenliği tehlikeye atabilir” diyorlar.
Gerilimi artıran diğer bir hamle de Cumhuriyetçi Senatör Mitch McConnell’in Ortadoğu’ya yönelik bir güvenlik tasarısını senatoya sunması oldu. 100 üyeden 70’i destek verirken sadece 26’sı itiraz etti. Bu, Kongre’deki Cumhuriyetçi çoğunluğun Trump’ın kararına karşı oy kullandığı anlamına geliyor. McConnell, Trump'ın ‘DEAŞ yenildi’ sözüne itiraz etti ve ‘DEAŞ ve El Kaide'nin henüz mağlup edilmediğini’ söyledi. Bu sözler, çekilme kararına itiraz eden Savunma Bakanı Jim Mattis’in istifasını hatırlatıyor!
Trump'ın haftalar önce söylediği şu sözler de birçoklarını hayal kırıklığına uğratmıştı;
“ABD Suriye'yi uzun süre önce kaybetti, ayrıca orada sadece kum ve ölüm var, devasa servetler yok.”
Bu sözlerin yarattığı hayal kırıklığı ve moral bozukluğunu hafifletme adına Mike Pompeo ve John Bolton, bölgeye ziyaret gerçekleştirdi. ABD çekilmesinin ‘DEAŞ’ ve ‘El Kaide’ yeteneklerini tamamen felç eden tam bir yenilginin gerçekleşmesinden önce gerçekleşmeyeceğini vurgulamak istediler. ABD’nin İran’la mücadele stratejisinin temelleri de bu turda belirlendi. Varşova’daki uluslararası zirvenin ekseni de zaten bu olacak.
‘Birliğin Durumu’ konuşmasında Suriye ve Afganistan'dan geri çekilmeye tekrar atıf yapılmadan saatler önce, ABD’nin Ortadoğu'da bulunan askeri gücünün en üst rütbeli komutanı konumunda olan General Joseph Votel, Senato Silahlı Hizmetler Komitesi’nin önünde şu konuşmayı yaptı;
“Çekilme kararının ilan edilmesinden haberdar olmadık, Suriye'den çekilmeye dair bir niyetin ve kararlılığın farkındaydık, ancak bu konu bize danışılmadı.”
Bu sözler hem Demokratları hem de Cumhuriyetçileri kızdırdı. Başkanın uzmanları ve orduyu dinlemediğini, onun yerine sezgileriyle hareket ettiğini ve ilgili ülkelerdeki liderlerin görüşlerini de almadığını düşünmeye başladılar.
Trump, Recep Tayyip Erdoğan ile yapılan bir telefon görüşmesinin ardından, Ankara’nın Suriye’deki DEAŞ örgütünün kalıntılarına karşı savaşı yürütmeye devam edeceğini duyurduğunda, DEAŞ ile mücadele uluslararası koalisyonu Özel Temsilcisi Brett McGurk, Türkiye'nin, Suriye sınırlarından geçen ve DEAŞ’a giden tırlar dolusu silah sevkiyatını durdurma taleplerine cevap vermediğini açıklamaktan çekinmedi. Ayrıca McGurk, DEAŞ’a giden ‘savaş makinelerinin’ çoğunun Türkiye sınırından geçtiğini, Ankara’nın bu konuda verdiği hiçbir sözünü tutmadığını ifade etti.
Taliban'ın devlet müesseselerine yönelik saldırılarını sürdürdüğü bir sır değil. Trump, ‘Amerikan çekilişini sağlayacak yapıcı görüşmelerin Taliban'la yapıldığını’ açıkladıktan birkaç saat sonra, DEAŞ uzantılarını kendi saflarına katan Taliban savaşçı grupları Kunduzda bulunan askeri üsse saldırdılar. Amerikalılar tarafından eğitilen Afgan ordusundan 26 asker öldürüldü ve bu esnada haber ajanslarına ülkenin kuzeyinde iki saldırının daha gerçekleştiği haberi düşmüştü!
Trump, yönetiminin Taliban da dâhil olmak üzere bir dizi Afgan silahlı grupla yapıcı görüşmelerde bulunduğunu ve müzakerelerin ilerlemesiyle ABD birliklerinin oradan çekileceğini, Washington’ın bu uzun ve kanlı çatışmaya siyasi bir çözüm bulabilecek güçte olduğunu söyledi. Ancak sahada yaşananlar bu söylenenlerle çelişiyor, zira Taliban daha iki ay önce birçok askeri üsse saldırı gerçekleştirdi.
Afganistan'da sahadaki durum bağlamında, Pentagon’daki askeri komutanlar, İran’ın Taliban’a verdiği destekten endişe duyuyorlar. Rejim muhaliflerine yakınlığıyla bilinen İranwire haber sitesi, Afgan milletvekili Abdussabur Hizmet’in şu sözünü nakletmişti:
"Tahran’ın Taliban’a verdiği destek yeni değil, İran rejimi bu terörist grupları destekliyor, Afganistan’daki savaşı körüklemek ve böylece ABD’ye karşı vekâlet savaşı başlatmak için silahlandırıyor."
Senato’nun Suriye ve Afganistan’dan çekilme konusunda Trump karşıtı karar almasının ardında yatan gerçeklik budur!
TT
‘Birliğin Durumu’ konuşması: Çelişki ve kaos
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة