Karşı karşıya kaldıkları eleştirilerin çokluğundan ve toplum içerisinde kaybettikleri alanın büyüklüğünden dolayı son zamanlarda din davetçilerinin ve aktivistlerinin konuşmalarında derin bir acı duygusu okuyorum.
Bazılarının bunun her akımın karşı karşıya kalabileceği doğal bir durum olduğunu söyleyerek kendisini teselli etmesi, nedenini kendisinden çok daha büyük bir komploya bağlaması veya –bazı önde gelen din adamlarının yaptığı gibi- sorumluluğunu dini hükümlerde aşırıya kaçmaya ve abartmaya yüklemesi mümkündür. Ama ben (med-cezir olayında denizin yükseliş ve alçalışında olduğu gibi) 'Dinsel söylemin yükselişi'nin de diğer olguları etkileyen yasaların, Dinsel söylem için de geçerli olduğu normal bir sosyal olgu olarak yorumlama eğilimindeyim.
Bu sosyolojik yasalardan biri de bir olgunun yükselişinin ve gerilemesinin dış etkenlere bağlı olduğudur.
Gelin bu olguyu örneğin İkinci Dünya Savaşı sonrası (aralarında Müslüman toplumların da bulunduğu) Üçüncü Dünya ülkelerine egemen olan Sosyalist akımla karşılaştıralım.
Sosyalizm, sosyal adalet çağrısı çerçevesinde ortaya çıkmış bir akımdı ve talep ettiği sosyal adaletin tek bir anlamı vardı: Tüm zenginlik kaynakları üzerinde devletin mutlak kontrole sahip olması ve bunları kamu hizmetleri şeklinde halka dağıtması üzerine kurulu bir merkezi planlama sistemi.
Bu düşünce bütün insanları cezbetti. Gücün yabancı sömürgecinin elinden yerel seçkinlere geçtiği bir dönemde birçokları için ikna edici bir seçenek gibi göründü. İnsanların büyük bir çoğunluğu devletin şu veya bu şekilde para biriktirebileceğine inanıyordu. Buna bağlı olarak devlet; bütün vatandaşlarının asgari temel ve hayati ihtiyaçlarını eşit olarak sağlamakla yükümlüydü.
Bu akım sadece 25 yıl sürdü. Çünkü istenilen adalet insanların hayal ettikleri şekilde gerçekleşmedi. Bunun üzerine 20. yüzyılın sonunda Dinci olgu, kardeşi Sosyalist olgunun yerini aldı. Egemen olduğu zaman dilimi ise 30 yılı geçmeyecek gibi görünüyor. Yani bizler şu anda bu olgunun son yıllarını yaşıyoruz.
Devrimler sosyolojisi araştırmacıları; devrim olgusunun zirveye ulaşmasnın hemen ardından gelen ve adına 'termodinamik faz' dedikleri bir dönemden bahsederler. Bu dönemde değişimi destekleyen popüler momentumun düşmesine, ideolojik ya da siyasi baskıdan arınmış özgür ve normal bir hayata yönelik eğilimin artmasına bağlı olarak devrimler de gerilemeye başlarlar.
Bütün büyük sosyal olguların yarım daire biçiminde bir zaman çizelgesinde geliştiğini, zirveye ulaşana kadar yükselip ardında düşüşe geçtiğine inanıyorum.
Bundan bahsetmişken bu çizelgenin toplumun tüketici eğilimlerinin değişimini inceleyen ekonomistler tarafından da kullanıldığını belirtmeliyiz. Ekonomistler tüketici eğilimlerinin zirve noktasına marjinal fayda ya da marjinal doygunluk adını verirler. Bu aşamada tüketici her istediğini elde ettiğini ve kendisine sunulan ürünün gerçekte elde ettmiş olduğundan daha fazlasına sahip olmadığını hissettiği için bir başka ürün arayışına girer.
Sözün özü; şu anda Dinsel söylemin yükselişinin yaşadığı çöküş, ne istisnai bir felaket ne de uluslararası bir komplodur. Büyük olasılıkla bütün büyük sosyal olguların geçtiği doğal bir süreçten ibarettir.
İnsanların dün bu olguya yönelirken bugün uzaklaşmaları olgunun dışındaki etkenlerin bir yansımasıdır. Belki de geçmişte insanları buna iten etken; manevi güvenliğe, farklı bir sosyal adalet modeline, güç ve mükemmelliğe duydukları ihtiyaçtı.
Bütün bu ihtiyaçlar; uygun bir zamanda belirli faktörlere uyumlu bir şekilde gelişerek genel bir olguyu oluşturma potansiyeline sahip etkenlerdir. Bu ihtiyaçların duygusal baskısı gerilediği zaman doğal olarak olgu da geriler.
Bütün olgular için asıl önemli olan insanların hayatlarında bıraktığı etkinin doğasıdır: Yani toplumun tarihinde bir dönemeç olarak nitelenecek kadar büyük bir etkiye mi sahip olacaklar yoksa değişimlerle dolu bir tarihte ek, hatta önemsiz bir sayfa olarak mı kayıt altına alınacaklar?
TT
Dinsel söylemin yükselişi son anlarını mı yaşıyor?
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة