Körfez'deki kadınların rolü ve statüsü hakkındaki araştırmalar yeni değil. 44 yıl önce yani 1975 yılında ilk konferans, ‘Körfez kadınlarının kalkınmadaki rolü ve statüsü’ başlığı altında Kuveyt'te yapıldı. Bu konferans ve yayınlanan sonuç bildirgesi toplumun bazı kesimleri tarafından kabul edilebilir değildi, ancak gerçekleşti.
Süreç devam etti, Körfez Ülkelerinin gönüllü genç erkekleri ve kızları ‘Körfez Ülkelerinde Kalkınma Semineri’ düzenlediler. Grup, gönüllü araştırma toplantılarını devam ettirtiyor, her yıl kalkınma ile ilgili bir konuyu araştırmaya ve sonuçlarını web sitesinde yayınlamaya devam ediyor. ‘Körfez kadınları’ iki kez araştırma konusu yapıldı, ilki 1987'de, ikincisi ise bu yıl Şubat ayındaydı. Bölgede kamuoyu oluşturma çabaları ısrarla ve kesintisiz sürdürülmeye çalışılıyor. Toplumun yarısını oluşturan kadını, kamu hayatında güçlendirmenin yolları araştırılıyor.
Geçtiğimiz yarım yüzyıl boyunca, ‘Körfezdeki kadınları güçlendirmek’ şeklinde adlandırılabilecek faaliyetler hızlandırılmıştır. Çünkü kadınları güçlendirme çağrısı yapan birçok kişi, güçlenmenin kalkınma için bir ön koşul olduğu inancına sahip. Bu kesimler toplumdaki yerleşik geleneksel kanaatler ve uygulamalar ile yüzleşmek durumunda kaldılar.
Prenses Rima Bint Bender’in Riyad’ın Washington Büyükelçisi olarak atandığının duyurulmasıyla birlikte, çember neredeyse tamamlanmış oldu. Körfez ülkelerindeki kadınlar uzun zamandır kalkınmaya büyük katkı yapıyorlar. Örneğin BAE kadınları, bakan olmaktan tutun da hava taşıtlarının tedarikini denetlemeye kadar geniş bir alanda çalışıyorlar.
Şimdilerde ise kamu yönetiminde orta kuşağın çoğunu işgal ediyorlar. Katar’da kadınlar şimdi Yasama Organının çalışmalarına katılmanın yanı sıra havaalanında pasaport memuru olarak çalışıyorlar. Umman'da kadınlar pratik alanların çoğunda kalkınma faaliyetlerine katkıda bulunuyorlar. Kuveyt'te ise doktorluktan tutun da üniversite profesörlüğüne kadar geniş bir yelpazede çalışıyorlar. Bazıları haftalık divan toplantıları adı altında faaliyetler düzenliyorlar.
Suudi kadın Raha Muharrak dünyanın en yüksek dağı Everest'in zirvesine çıktı. Besme Atibi Kaliforniya Soprano opera Yarışması’nda birinci oldu. Roket tasarımcısı Meşail Şemimri’yi unutmamak gerekir. Haya Raşid el-Halife, BM Genel Kurulu’nun 61. Oturumuna 2006-2007 yılları arasında başkanlık eden Bahreynli bir kadındır. Güzel sanatlarda uluslararası arenada boy gösteren Ummanlı kadın Aliye Farisi’yi burada anmamız gerekir. Kamu ve özel sektörde çalışan başarılı kadınların tamamını burada sıralamamız mümkün değildir.
Bugün Körfez'deki kadınlar dışlanmışlıktan faal bir konuma uzandılar, ancak bazı kesimler hala güçlenmelerine karşı birçok olumsuz tavır sergiliyorlar.Size sunacağım şu sahne bu olumsuz tavrı daha net bir şekilde ortaya koyuyor.
Konuyu bizlere Profesör Dr. Salih Aciri naklediyor. Bir zamanlar (belki de 1940'ların sonunda veya 1950'lerin başında) bir vatandaşın genç bir kızı vefat eder. Kızcağız henüz sekiz yaşındadır. Her zamanki gibi, cemaat onu defnetmek için toplanır. Defin tamamlandığında babası toprağı eline alır ve ellerini ovuşturarak şunları söyler:”Allah’a Hamdolsun ki öğrenme çağı gelmeden vefat etti!” Kızını okula gönderme konusundaki isteksizliğinin bir ifadesiydi! Buna benzer pek çok hikâye nakledilir.
Herhangi bir araştırmacı, bir zamanlar kırsal kesimdeki ve uzak köylerdeki kadınların üretime katkıda bulunduklarını öğrendiği zaman, bu toplumun kadına bakış açısını tayin etmede kafa karışıklığı yaşıyor. Esasında yapılacak şey, geleneksel üretimin modern üretime dönüştürülmesidir, ancak her zaman yeniliğe direnç gösteren bir kesim olagelmiştir!
Yarım yüzyıldan daha uzun bir süre önce Körfez bölgesi ‘modern çağ’ olarak adlandırılabilecek bir döneme girmek için gerekli adımları atmıştı. Ancak kadının eğitimi, genel anlamda tüm eğitim veya İngilizce öğretimi konusunda her zaman Reformist ve Muhafazakâr adı verilen iki akım olagelmiştir.
Körfez toplumu hakkında 20. yüzyılın üçüncü ve belki de ilk yarısında yazılan ilk yazma eserlere baktığımızda, sinemanın serbest olmasından, kadınların araba kullanmasına kadar her sosyal, ekonomik ve politik yenilikte ‘reformist’ ve ‘muhafazakâr’ların karşı karşıya geldiğini görürüz!
Zamanın araçlarına yönelik farklılıklardan kaynaklanan düşmanlıkların patlaması ve buna bağlı olarak ‘davranış’ veya ‘kurumların’ farklılaşması genel olarak tüm toplumların özelliğidir ve Körfez toplumları da bunun dışında değildir. Kadın meselesi, ‘reformist’ ile ‘muhafazakârlık’ arasındaki çatışmanın merkezinde bulunmaktadır. Her ikisi de konuşmacı, yazar veya aktivistin geçmişi, vizyonu ve farkındalığı ile ilgili göreceli bir kavramdır.
‘Muhafazakâr’ ve ‘reformist’ arasındaki ihtilaf genellikle dini alanın farklı yorumlanmasından kaynaklanıyor, insanların duygularına en yakın alan da zaten burasıdır. Kuveyt'te geçen yıl verilen (23 Mart 2018) Cuma hutbesi tartışmalara neden oldu. Hatip, tesettürlü olmayan kadınları kastederek: “Kadınlara özgürlük çağrısı, aslında onları gelenek, iffet ve hayâdan uzaklaştırmak, sefalete ve çürümüşlüğe sürüklemek anlamına gelmektedir” dedi.
Birçok olumsuz referans içeren bu hutbe pek çok saptırmayı da içerisinde barındırıyor. ‘din’ ile ‘gelenekleri’ birbirine karıştırmanın yanı sıra önyargılı bir yaklaşım söz konusu. Bu hutbe esasında ‘resmi’ bir bakış açısını yansıtmaktaydı, zira bir kurum tarafından verilmişti. Sokak reklamlarındaki ‘Örtüm, Hayatımı güzelleştiriyor’ sloganını destekleyen bir hutbeydi. Kimse de çıkıp bu reklam panosundaki başörtü tarzının ‘İslami’ olmaktan ziyade ‘örfi’ olduğunu söylemedi! İlk Müslümanların giyinme tarzları, Müslüman olamayan diğer topluluklarda da vardı! Modern antropolojik çalışmalar, giyim tarzlarının çevre ile ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır. Kişisel özgürlüklere dair toplumsal yorumlar ve örf, giyim tarzında etkili olan unsurlardandır!
Güvenilir bilim adamlarına göre, geri kalmışlık, iklim, arazi ve hatta yönetim şeklinden kaynaklanmıyor. Bunlar, genel manada kalkınmayı önleyen nedenlerden bazıları olabilir. Ancak, bazı sosyal çevre kısıtlamaları karşısında sessiz kalmak, kalkınmayı engelleyen bazı engelleri kasıtlı olarak görmezden gelmek, mevcut aşamada geri kalmışlığın temellerinden biri olarak kabul edilmektedir. Kalkınmanın önündeki en büyük engel, toplumda hüküm süren özellikle de kadın algısındaki olumsuz kültürdür. Başka bir deyişle ekonomik ‘mucize’yi elde etmek için diğer ülke ve toplumların eriştikleri noktaya ulaşmamız gerekiyor.
Kuşakları eğiten ve toplumun yarısını oluşturan kadınlarla ilgili toplumda var olan kültürü tenkit süzgecinden geçirmeliyiz. Kadının güçlenmesinin önündeki engelleri ortadan kaldırmalı, onu yüceltecek adımlar atmalıyız. Prenses Rima Bint Bender’in Riyad’ın Washington Büyükelçisi olarak atanmasının hemen ardından, örgütlü ve kalkınma düşmanı güçler sıradan insanların kafasını karıştırma yarışına girdiler. Sosyal medyada bu hamleye savaş açtılar. Atılan bu adamı dinin temel değerlerini yok saymakla eşdeğer tuttular. Hem Krallıkta hem de diğer Körfez ülkelerinde kapsamlı ve gerekli reformları tenkit etmek için bu hamleyi bir fırsat olarak gördüler.
Bu güçler, toplumları içten çökertmek, dünya sosyal ve ekonomik gerçekliği konusundaki konumumuzu bozmak, toplumlarımızı örs ve çekiç arasında tutmak için duygulardan özellikle de dini duygulardan faydalanmak istiyorlar. Toplumlarımızın bilimsel, kalkınma ve toplumsal açıdan geri kalmasını arzu ediyorlar. İstiyorlar ki eski düzen olduğu gibi devam etsin. Ancak kampanyaları ve yaklaşımları başarısızlığa uğrayacaktır. Daha önceden de eğitimle veya teknoloji kullanımıyla mücadele etmişlerdi, ancak başarısız olmuşlardı! Sürekli geriye bakanlar için zaman beklemiyor!
Makalemizi Mahatma Gandi’nin şu sözleriyle tamamlayalım:
"Evimin duvarlarla çevrili, pencerelerinin kapalı olmasını istemiyorum. Bütün ulusların kültürlerinin evime gelmesini ve özgürce içeri girmesini istiyorum. Ama köklerimden koparılmayı da reddediyorum”
TT
Körfez ülkelerinde 'Kadın'
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة