Meşal Sudeyri
TT

​Küfrü gerektiren sözü nakleden kâfir olmaz

İç açıcı olmayan bazı verilerle zihin dünyanızı allak bullak etmeme müsaade edin. “Küfrü gerektiren sözü nakleden kâfir olmaz” ilkesinden dolayı yorum yapmadan gözlerinizin önüne bir şeyler getirmek için bazı verileri nakledeceğim. Sizi tam olarak bir buçuk yıl öncesine geri götüreceğim.
Ve işte o korkunç gerçekler:
Dubai Emiri Şeyh Muhammed bin Raşid El Maktum’un desteğiyle düzenlenen Dünya Hükümetler Zirvesi, 12-14 Şubat 2017 tarihleri arasında Dubai'de gerçekleştirilmişti. Oturumlar 3 gün boyunca devam etti ve 138 ülkeden 4 binden fazla bölgesel ve küresel şahsiyet katıldı. 114 oturumda 150 katılımcı konuştu. Şu veriler ortaya kondu:
57 milyon Arap okuma yazma bilmiyor. Bu yıl 13,5 milyon Arap çocuk okula gidemedi. 30 milyon Arap yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Son iki yıl içinde yoksullukta yüzde 8 artış yaşandı. Arap bölgesindeki yolsuzluk hacmi bir trilyon dolara ulaştı. Dünyadaki en yozlaşmış on ülke listesinde beş Arap ülkesi var. Arap dünyası dünya nüfusunun yüzde 5'ini oluştursa da, küresel terör saldırılarının yüzde 45'inden muzdariptir. Dünyadaki mültecilerin yüzde 75'i Araplardan oluşuyor. Dünya genelinde savaşlarda ölenlerin yüzde 68'i Araplar… Arap dünyasında her yıl yalnızca 20 bin kitap basılıyor, Romanya’dan bile az… 410 milyonluk Arap dünyasında sadece 2.900 patent alınırken, 50 milyonluk Kore’de yaklaşık 20 bin patent alınmıştır. 2011-2017 yılları arasında 1.4 milyon Arap yerinden edildi. 460 milyar dolar değerinde altyapı tahrip edildi ve Arap gayrisafi yurt içi hâsılasındaki kayıplar 300 milyar dolar oldu.
Bu rakamlar yalnızca 2017 yılına kadar olanlar, bundan sonrasını zikretmedik.
 Bazısı şunu öne sürebilir: Bu veriler sadece hayal kırıklığına ve umutsuzluğa neden olur, yani bir nevi kendi kendini kırbaçlamaktır. Ona şöyle karşılık vermek isterim: Canım kardeşim! Sadece kendimizi kırbaçlamamız da yeterli değildir. Belki de derimizi soymamız da yeterli olmayacak. Korkarım daha korkunç acılar çekmemize neden olacak şeylere işaret edeceğim. Her halükarda ben, acının şiddetinden dolayı dans eden bir zümreden değilim. Seni bu moddan çıkarmak için, işte yeni haberler:
Bazı Japon şirketleri, çalışanlarının işlerine gereğinden fazla motive olduklarını ve uyumaya yeteri kadar vakit ayıramadıklarını keşfettiler. Daha uzun süre uyumaya teşvik etmeye başladılar. Bunu sağlama adına da fazla uykuya ödüller vermeye başladılar. Arap şirketlerimiz ve devlet kurumlarımız, neyse ki, çalışanları motive etmek ve onları uyumaya teşvik etmek zorunda değiller. Zira her an yatmaya hazırlar. Bu yaratıcı niteliklerini sanki annelerinden süt emerken elde etmiş gibiler.