Amerikan ruhunda kronik tarihi durum yani ‘zıtlıkların çelişkisi’ halen devam ediyor. Bir yandan Amerikalıların çoğu, dünya çevresinde radikal ve terör güçlerine –ki en başta da İran geliyor- karşı kapsamlı bir savaş ilan ederken, bir yandan da nüfuzlarını yaymaları için radikal ve terör güçlerine lojistik destek sağlıyor. Hatta bölgede radikal ve terör güçleriyle mücadele operasyonlarını engellemeye çalışıyor.
Bugün ABD, içeride görülmemiş bir şekilde bölünmüş durumda. İki meclisli Kongre’nin onayladığı son karar, buna bir kanıttır. Karar, Yemen’de İran’ın genişlemesini durdurmakla görevli koalisyon güçlerine yönelik Amerikan desteğini kesmeyi öngörüyor.
Son kararla ilgili oylama, Amerikan toplumundaki derin çatlağı gözler önüne seriyor. Söz konusu yasa tasarısı, Temsilciler Meclisi’nde 175’e karşı 247 oyla, Senato’da ise 46’ya karşı 54 oyla kabul edildi.
Neyse ki Başkan Trump, Körfez bölgesinde İran sahnesinin boyutlarını iyi biliyor. Aynı şekilde ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) da söz konusu kararı veto eden ve yeniden Kongre’ye gönderen Trump’ın tutumlarını destekliyor.
Son karar, Doğu ve Batı arasında can damarı konumundaki Kızıldeniz yakınında cereyan eden çatışma için ne anlama geliyor?
Kısacası biz, Yemen ve Körfez bölgesinde el-Kaide ve DEAŞ terörüyle savaşmak kadar önemli olan mollalarla çatışma sahnesine zarar verebilecek bir dizi başarısızlıklarla karşı karşıyayız.
Her şeyden önce Kongre’nin son kararı, terörle mücadele eden müttefiklerle işbirliği girişimlerini hedef almaktadır. Bilindiği üzere el-Kaide savaşçıları ve DEAŞ kalıntıları, mağara ve dağlarda kendilerine güvenli alanlar sağlayabilecek engebeli coğrafyadan yararlanarak, Yemen içerisinde güçlü ve yoğun bir şekilde faaliyet gösteriyor. Koalisyonun operasyonlarının ve ABD’nin bazı nitelikli saldırılarının durmasıyla birlikte söz konusu terör grupları, daha da genişleyip güçlenecektir. Dünyanın ve bölgenin özellikle de Ortadoğu’nun yeni bir ideolojik şiddetle karşı karşıya kalmasına yönelik endişeler var. DEAŞ, lojistik bakımdan parçalandı. Ancak kötü düşünceler harekete geçti. Hiç kimsenin bu kötü düşünceleri durdurması mümkün değildir. Kongre üyeleri, bunu mu bekliyor?
Kongre üyeleri, Yemen’de insanlık dışı trajik bir durum olduğunu iddia ediyor. Bu konuda Kongre üyeleriyle aynı fikirdeyiz. Fakat şöyle temel bir soru var: ‘İlk başta bu felakete neden olan kim? Şu ana kadar inatla tüm anlaşmaları inkâr edip reddeden kim? Ki uluslararası toplum, bu anlaşmalarla Yemen savaşını bitirmek istiyor.’
İngiltere Başbakanı Winston Churchill, İkinci Dünya Savaşı şiddetlendiği sırada “Toplarınızın ateşinin ulaştığı noktaya kadar müzakere yapabilirsiniz” açıklamasını yaptı. Yani, şu an koalisyon güçlerinin askeri operasyonlarını durdurmak, Husilere yöneltilen baskı ve itaat kartlarından birisini bypass edecektir. Birleşmiş Milletlerin(BM) gözetiminde yapılan müzakereler, boşa gidecek ve herhangi bir fayda sağlamayacaktır.
Başkan Trump, ortak karar 7’nin İran için maliyetsiz ve ucuz bir yöntem olduğunu söyledi. Başkan Trump’a göre İran, Yemen’e sızarak Amerikan nüfuzunu parçalamak için stratejik bir yöntem benimsiyor ve müttefik Suudi Arabistan’a zarar veriyor. İran’ın Babu’l Mendeb boğazına yönelik planları apaçık ortada. İran’ın planları hiçbir şekilde göz ardı edilip tolere edilemez.
ABD’deki gelişmeleri takip edenler, ortak karar 7’nin tutarsızlığına şaşırır. Zira ortak karar 7, Körfez bölgesinde 80 binden fazla Amerikalıyı kapsayacak zararı görmezden geliyor. Husilerin elindeki mevcut İran füzeleri, ABD’nin pek çok üssünü tehdit etmeye başladı. Husiler, havaalanları ve limanlar aracılığıyla seyahat eden ve Körfez bölgesindeki şehirlerde, yollarda ve sokaklarda dolaşan Amerikalı vatandaşları halen tehdit ediyor.
Birçok hassas konunun bölgede canlılığını muhafaza ettiği kritik bir zamanda koalisyonun yürüttüğü operasyonların durması, Pentagon’un tahminlerine göre kapsamlı ve tehlikeli bölgesel bir çatışmaya yol açabilir. Bu çatışma, bölgedeki uluslararası bölünmüşlükten dolayı küresel bir savaşın çıkmasına neden olabilir. Bu da uluslararası barışın en korkunç tehditle karşı karşıya kalacağı anlamına geliyor.
Uluslararası koalisyonun operasyonları nedeniyle Yemen’deki insani duruma üzülenler, Husilerin farklı politik görüşlere sahip Yemenlilere karşı uygulamaları ve insani yardımlara el koymalarından dolayı Yemen’de açlığa neden olduklarına, kontrolleri dışında bulunan şehirlere ilaç, gıda ve giysi yardımlarının ulaşmasını engellediklerine dikkatli bir şekilde bakmalıdır.
Ortak karar 7, ABD’nin uluslararası sahneden çekilmesinin bir belirtisiyse eğer, o zaman bu durum farklı bir meseledir. Kongre, gerçekten Yemenlileri kurtarmak istiyorsa Yemen’i İranlıların peçesinden kurtarmak amacıyla ülkesinin lojistik ve istihbari gücünü ve siyasi nüfuzunu kullanacağı bir çözüme ulaşmak için gerçek girişimlerde bulunsun.
ABD’nin felaket sahnesi, iki kaptanlı bir gemiye benziyor. Kaptanlardan birisi, geminin dümenini doğuya doğru yönlendirirken, diğeri de siyasi bir oyun için dümeni batıya doğru yönlendiriyor.
Özetle önemli kararlarla ilgili tutarsızlık, Amerikan gemisini batıracaktır.
TT
“Ortak Karar 7” tutarsızlığı
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة