Filistin Devlet Başkanı, Zahran ve Tunus zirveleri ile Arap Dışişleri Bakanları toplantısında istediği her şeyi elde etti.
Kudüs toplantısının isminden ve kararlara kadar her şey…Kararlar okunduğunda sanki bu kararları Filistinliler yazmış gibiydi. Fona gelince; fonun bir kısmı karşılandı, diğer kısmı ise sonraya bırakıldı. Ancak en nihayetinde bu fon, tam olarak gelecek. Bazıları kararları yerine getirmede çekimser kalsa da Filistinliler, kardeş Suudi Arabistan’dan fon elde ediyor. Zira Suudi Arabistan, zirvelerde alınan kararlarla yetinmeyip boşluğu farklı yöntemlerle kapatıyor.
Bir krizden kurtulup daha büyük krize giren Filistinliler, eski ve yenilenebilir bir denklemin sıkıntısını yaşıyor. Bu denklem şudur: Dostlar, kardeşler ve müttefikler, Filistinlilere istedikleri tüm siyasi kararları sunuyor. Fakat Filistinliler, çözüm konusunda etkili taraflara yani ABD ve İsrail’e bu kararları dikte etmek için yeterli güce sahip değil. ABD ve İsrail, etki ve faaliyetin büyüklüğü bakımından eşit değil. ABD, Filistin meselesinde üstünlüğün İsraillilerde olduğunu söylüyor. Daha doğru bir ifadeyle İsrailliler, Amerikan girişimlerini ve tutumlarını gözden geçiren son süzgeçtir.
Amerikalılar, Filistin meselesini İsrail’in iç meselesi olarak görüyor. Herhangi bir tutum, Amerikalıların tutumlarıyla çeliştiği zaman büyük devlet, dikte edip dayatmada bulunmuyor sadece öneride bulunup rica ediyor. ABD ve İsrail’in kontrol ettiği bu denklem, çözüm girişimlerinin tüm aşamasında Filistinli dostların ve kardeşlerin siyasi güçlerini ve siyasi tepkilerini etkisiz hale getirmeyi başardı. Bu da İsrail’in sahada de facto politikasını uygulamasına büyük bir olanak sağlıyor. Öyle ki dengeli çözümlere ulaşmak imkânsız hale geldi. Oysaki Filistinliler, geçmişte bu çözümlerin bir kısmına razı olmuştu.
Maddelerini deşifre etmeden Yüzyılın Anlaşması’yla ilgili konuşmaların başladığından yani 2 yıldan bu yana dünya, anlaşmaya karşı tutum belirleme noktasında hayrete düştü. Anlaşmaya karşı harekete geçme konusunda geleneksel muhaliflere fırsat verilmemesi için bu durum, kasıtlı olarak yapıldı. Son iki yılda tüm dünyaya tek bir cümle dayatıldı: “Resmi açıklamayı bekleyelim.”
Son açıklamaya göre, İsrail hükümetinin kurulup istikrara kavuşmasının ardından Ramazan ayından sonra yani Haziran’da bu anlaşmanın detayları deklare edilecek. Belki de söz konusu zamanlama, Filistinlilere ve Araplara uğradıkları hezimeti hatırlattığı için Amerikalıların değerlendirdiği gibi Filistinliler ve Araplar, ne kadar haklı olursa olsunlar taleplerinde mütevazı olmaları gerekiyor.
Denklem şu an Abbas’ın istediği her şeyi elde ettiğini gösteriyor. Bir pozisyon ve finansal güvenlik ağı elde etti. Ancak gerçekte Arapların, Yüzyılın Anlaşması’nda onun olumlu bir yaklaşım sergilemesine olanak sağlayacak düzenlemeler yapabilmesine ihtiyaç duyuyor. Ayrıca İsrail’i Filistinlilerle ilişkiler ve haklarını tanıma konusunda dengeye sevk etmeye de ihtiyacı var.
Birinci ihtiyaçla ilgili girişim, anlaşmanın hazırlanmaya başladığından beri devam ediyor. Arapların ve Avrupalıların anlaşma üzerinde değişiklik yapma girişimine ABD’nin, Filistinlilerin istediği şekilde cevap vermediği görülüyor. İkinci ihtiyaç ise bir nevi imkânsız gibi duruyor. Zira gelecek 5 yıl için İsrail’in ve karar merkezlerinin başına aşırı sağ geçti. Sonraki yıllarda da İsrail’in başına aşırı sağ geçebilir.
TT
Kararlar ve güçler arasında Filistinliler
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة