Şerif Egemen Ahmet
Gazeteci
TT

Arap NATO’su

ABD’nin İran Devrim Muhafızlarını “terör örgütü” ilan etmesi, İsrail’de gerçekleşen ve sağ bloğun üstünlüğüyle sonuçlanan genel seçimler, Libya’da General Halife Hafter emrindeki Libya Ulusal Ordusu’nun başkent Trablus’a harekât düzenlemesi, Sudan’da Ömer El Beşir’in askeri darbeyle devrilmesi, Cezayir’de Cumhurbaşkanı Abdülaziz Buteflika’nın istifasına rağmen sokaklardaki ateşin sürmesi… Ortadoğu birbirinden farklı ve olağan dışı gündemlerle boğuşurken Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad önemli bir zirveye ev sahipliği yaptı. ABD’de Cumhuriyetçilerin, Başkan Donald Trump’ın göreve başladığı günden beri düşlediği yeni Ortadoğu stratejisinde İran yayılmacılığına karşı ortak Arap cephesinin kuruluşu için somut adım atıldı. “Arap NATO’su” olarak bilinen “Ortadoğu Güvenlik İttifakı” (MESA), Birleşik Devletler’in öncülüğünde, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Kuveyt, Umman, Katar ve Ürdün'den üst düzey katılımla ilk kez resmen bir araya geldi.
Zirveye Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın askeri danışmanı Talal bin Uteybi başkanlık ederken, diğer ülkelerden gelen katılımcıların henüz kim olduğuna dair bir bilgi mevcut değil. Toplantıya ilişkin haberlerde MESA’nın 2017 Mayıs'ta Riyad'da gerçekleşen Arap-ABD zirvesinin (Donald Trump’ın da başkanlığının ilk yurt dışı gezisi) en önemli sonuçlarından biri olduğu ifade edildi.  Zirvenin Arap dünyasının istikrarını ve güvenliğini korumak adına bir blok oluşturulması amacıyla gerçekleştiği vurgulanırken, esas amaç, İran’ın Ortadoğu’daki etkisini kıracak bir birleşik cephe kurmak. MESA kurucularına göre, Tahran yönetimi, bölgede mezhepsel ayrımcılığı kışkırtarak Lübnan, Yemen, Arabistan, Bahreyn, Suriye ve Irak gibi ülkelerde “Şiilerin hamisi” postuna bürünüp kendisine askeri-politik alan açmaya çalışıyor. Arap NATO’su işte bu “ulusal birliğin parçalanma tehlikesine karşı harekete geçme eğiliminin” bir göstergesi.
Toplantının katılımcılarına bakıldığında şüphesiz en dikkat çeken üye Katar. Zira Doha yönetimi, 2017’den bu yana Tahran ve Müslüman Kardeşler ile bağlantıları nedeniyle Körfez’den dışlanmış durumda. Katar’ın MESA’ya dahlinin ittifakı güçlendireceği kesin. Akdeniz’deki enerji koridorunda -Türkiye’yi karşısına alacak şekilde- ABD ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile ortak gaz arama faaliyetlerine katıldığı ve Tunus’taki son Arap Birliği zirvesine Emir Temim düzeyinde katıldığı da göz önünde bulundurulursa Katar’ın “İran karşıtı eksene” göz kırptığını söylemek yanlış olmaz.
 Arap NATO’su toplantısına iştirak edenler kadar ortalıkta görünmeyenlerden de bahsetmek gerek. Zirvenin en büyük firesi Kahire hükümeti. Mısır toplantıya gözlemci olarak bile katılmadı. Üstelik Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah Sisi’nin Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump tarafından ağırlanmasının ardından Kahire yönetimi, MESA’dan çekildiğini duyuruldu. Mısır’ı kararından döndürmeye çalışan İttifak’ın üyeleri şimdilik başarılı olamadı. Mısır’ın henüz İran ile düşman olmak istemediği kesin. Ayrılık kararının esas sebebininse ABD’deki olası bir iktidar değişikliğinde projenin çökeceğine yönelik kaygı olduğu ifade ediliyor. Kısacası Sisi yönetimi, 2020 yılındaki ABD Başkanlık Seçimlerinde Demokratların başa gelebileceğinden endişe ediyor ve ileride İran karşısında Ortadoğu’da yapayalnız kalmak istemiyor.
Demokrat Başkan Barack Obama’dan Cumhuriyetçi Trump’a geçiş sonrası Washington’ın Tahran’a bakış açısındaki ani değişiklik Mısır’ın endişesinin kanıtı. Obama döneminde ABD, İran ile nükleer anlaşma imzalayıp ülkedeki reformistlerin iktidarda güçlenmesini umut etmiş, Yemen, Irak ve Suriye’de milis güçleri kurmasına hiç ses etmemişti. Trump ise bunun tam tersine nükleer anlaşmayı yırtarak İran’ı DEAŞ’tan bile öncelikli bir hedef olarak tanımladı. İran’ın enerji sektörünü çökertmek adına yaptırımları yeniden uygulamaya koyan Trump yönetimi, Devrim Muhafızları’nı da “terör örgütü” ilan etti. Kaygıları pekiştiren Amerikan dış politikasındaki tutarsızlık, Arap NATO’sunun geleceğini tayin edecek kadar mühim bir kriz noktası. Fakat MESA için asıl problem, Umman ve Kuveyt gibi Ortadoğu’da İran’ı konu alan çatışmalarda tarafsız kalan ülkelerin Mısır’ı takip etme ihtimali. Eğer Arap NATO’su kuruluş aşamasında çöküş riskiyle yüzleşmek istemiyorsa, Suudi Arabistan gibi güçlü üyeler inisiyatif alarak İttifak’ın uzun erimli olacağının garantisini vermek zorunda.