Abdurrahman Raşid
Suudi Arabistan’lı gazeteci. Şarku’l Avsat’ın eski genel yayın yönetmeni
TT

Trump bize ihanet ederse ne olur?

Politikayla ilgilenen birçok kimse, mevcut krizde İran’a yönelik tutumdan şüphelendi. Bazıları, Tahran’ı dost olarak görürken, çatışma çemberi dışında yer alan ülkelerden bazı kimseler ise tehlike hissetmiyor. İran ile askeri çatışmanın henüz kesin olmadığından dolayı şimdilik şüpheci sesler azınlıkta.
Katar eski Dışişleri Bakanı Hamad bin Casim de şüpheci azınlık arasında yer alıyor. İran çatışmasına yönelik Twitter hesabından açıklama yapan Hamad bin Casim, ABD ve İsrail’in Arap çıkarlarına zarar verecek şekilde anlaşacaklarını, mevcut gerilimin İran’ın Suriye’deki varlığından kaynaklandığını, Başkan Donald Trump’ın önceki Başkan Barack Obama’nın İran’la imzaladığı nükleer anlaşmada yaptığı aynı şeyi yapacağını ve Körfez ülkelerinin daha önce bu anlaşmayı desteklediğini söyledi.
Hamad’ın görüşü, diğer Körfez ülkelerine karşıt kendi hükümetinin tutumunu yansıtıyor ve hükümetinin tutumuna hizmet ediyor. Katar hükümeti, İran’ın dostu oldu. Ayrıca Hamad, şüpheye oynuyor. Aynı telden çalsaydık, Katar hükümetinin pahalıya mal olan iki Amerikan üssüne ev sahipliği yapmaması daha uygun olurdu.
İran’a yönelik tutum konusunda istisnasız tüm Körfez ülkelerinin İran’la savaş, çatışma ve siyasi gerilim istemediğini söyleyebiliriz. Ancak İran, Körfez ülkelerine böyle bir seçenek bırakmıyor. İran, kararlı bir şekilde Suudi Arabistan’ı, Arap Yarımadası’ndaki Irak ve Yemen gibi diğer ülkeleri kuşatmaya ve kontrol etmeye çalışıyor.
Devrimin başından beri Tahran, bu ülkelere karşı askeri ve silahlı terör faaliyetlerini durmadan finanse etti. Son yıllarda askeri çatışma arttı. Tahran, Husiler aracılığıyla Yemen’i işgal etti. Tahran, güçlerini ve milislerini Suriye ve Irak’a gönderdiği bir zamanda bu durum savaşa yol açtı.
Hamad bin Casim, Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinin nükleer anlaşmayı övdüğünü söylüyor. Aslında nükleer anlaşma övülmedi. Aksine genel bir dille JCPOA anlaşması desteklendi. İran tersanesindeki savaş araçlarını özellikle de kitle imha silahlarını sınırlayan herhangi bir anlaşmayı desteklemek, rasyonel bir tutumdur. Böyle bir anlaşmanın desteklenmesi yanlış değildir.
Dolayısıyla anlaşma güzel, ancak yeterli değildir. Zira anlaşma, sadece nükleer silahı kapsıyor. Körfez ülkeleri, anlaşmayı destekledi ve İran’ın bölgede istikrarı sarsmak için milisleri kullanmasının engellenmesine yönelik çağrı yapmaya devam etti.
Bu noktada Başkan Trump devreye girdi. Trump, 2 yıldır İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’yi müzakere yapmaya teşvik ediyor ve kendisine telefonunun açık olduğunu hatırlatıyor. Irak’tan ayrıldığından beri bölgeye en büyük Amerikan askeri gücünü gönderdiği, İran’ı petrol ihracatından mahrum bıraktığı ve dev USS Abraham Lincoln uçak gemisinin İran kıyılarına doğru ilerlediği bir zamanda Trump, bunu daha yüksek bir sesle dile getiriyor.
Neden Trump’ı destekliyoruz?  Hamad bin Casim, benzer bir şekilde daha doğru bir soru soruyor: Neden Trump’ı desteklemiyoruz? Trump, İran’a baskı yapmak noktasında bizimle hemfikir olduğu, İran’ı sınır ötesi askeri faaliyetlerinden vazgeçmeye ve nükleer anlaşmayı değiştirmeye çağırdığı sürece biz, Trump’ı destekliyoruz.
Çünkü bu talepler, bizim taleplerimizle aynıdır. Hamad, “Fakat Trump, Obama’nın yaptığını yapacak. Sadece İsrail’e uygun bir anlaşma imzalayacak” diyor. Her şeyden önce Obama, İsrail’e uymayan bir anlaşma imzaladı. Ki İsrail, anlaşmayı geçersiz kılmayı başardı.
Öte yandan bize göre Trump ve Ruhani’nin imzalayabileceği en kötü anlaşma nedir? Gerçekten İran’ın yapmadığı hiçbir şey kalmadı. İran, ülkelerimizi tehdit etti, Husilere menzili Riyad’a kadar ulaşan balistik füzeler verdi ve Irak üzerinde hegemonya kurmaya çalıştı. İranlıların gizliden ya da açıktan imzalayabileceği yeni bir anlaşma, mevcut durumdan daha kötü olmayacaktır. Tarafların (ABD-İran), Tahran’ın sadece Suudi Arabistan, Kuveyt ya da Katar’a yönelik değil, tüm bölgeye yönelik tehditlerini sonlandıracak bir anlaşmaya varmalarını ümit ediyoruz.
Baskılar başarısız olup savaş çıkarsa işte o zaman ABD’nin İran’daki kötü durumu bitirmesini bekleyeceğiz. Herhangi bir anlaşma imzalanmazsa ve savaş da çıkmazsa Trump’ın şu ana kadar yaptıkları bile büyük bir başarıdır. Zira İran rejimi, daha önce yaşamadığı sıkıntıları yaşıyor. Rejimin kırılganlığı ortaya çıktı. İran, hiçbir ülkeyi petrolünü satın almaya ikna edemedi ve halı, fıstık ve havyar ürünlerini satamadı. Krizden çıkartılacak ders, İran rejiminin bölgedeki birçok rejim gibi ılımlı ve barışçıl olup kalkınmaya ve istikrara yönelmesidir.