​Sudan devrimine suikast girişimi

​Sudan devrimine suikast girişimi

Perşembe, 26 Aralık, 2019 - 07:45
Osman Mirgani
Şarku'l Avsat'ın eski editörü

Sudan devriminin zorluklarla karşı karşıya olduğunu hiç kimse inkar edemez. Bu nedenle, onu korumak isteyenler ellerini duydukları korkudan kalplerinin koyarken başarısız olmasını isteyenler ve bunun için fırsat gözetleyenler iştahla bekliyorlar.

İronik olan şu ki, düşmanlarının yanısıra destekçilerinin de devrimin karşı karşıya olduğu zorlukların nedenlerinden olması.

Sudanlıların politika konusundaki aşırı tutkuları onları küçük büyük her şeyi analiz etme ve eleştirmeye itiyor. Herkes kendi düşüncelerini söylüyor ve çözümlerini sunuyor. Her taraftan farklı görüşler yükseliyor. Bu arada uzman ve konunun ehli kişilerin görüşleri bu kalabalıkta kayboluyor. Bu da çoğu zaman resmin netleşmesine değil daha karmaşık bir hale gelmesine katkıda bulunuyor. Sosyal medya araçlarının yayılmasıyla birlikte, paylaşılan haberler, analizler ve söylentilerin boyutu da akla hayale sığmaz oldu. Dolayısıyla gerçekleri gizlemek daha kolay, önemli meselelere daha az odaklanılır hale geldi. Rejimin düşmanları da karışıklık çıkarmak, söylentilerle zehirlerini yaymak için aradıkları fırsatı buldular.

Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri’ni (ÖDBG) bölmek, devrim saflarını ve oluşumlarını zayıflatmak için fitne çıkarmak amacıyla Abdullah Hamduk hükümetinin attığı her adımın sorgulanmasına yol açmak, sözde anlaşmazlıkları körüklemek ya da basit bir anlaşmazlığı büyütmek için fırsat elde ettiler.

Yeni rejimin ve devrimin destekçileri, ellerine geçen her konuyu, verileri ve analizleri inceleyip tetkik etmeden paylaşarak düşmanlarının tuzağına düştüler.

Böylece, kasıtlı olmadan kötü niyetli yalanların yayılmasına dolayısıyla da şüphe ve hayalkırıklığı dairesinin genişlemesine katkıda bulundular. Sorunu daha da büyüten ise, eski rejimin destekçilerinin organlarının, gönüllülerinin ve askerlerinin elektronik ortamda yayılmış olmalarının yanısıra geleneksel medyada da hala güçlü olmaları hatta tamamını kontrol ediyor olmaları.

Bu sayade haberleri, kimi zaman zehri bal ile karıştırmak yöntemiyle kimi zamanlar da kötü niyetli olduğu açık eleştirilerle aktarabiliyorlar.

Bazıları devrimin arkasına saklanarak onu korumak istediklerini ve onun için kaygılandıklarını iddia ediyorlar.

Devrime katılma sloganı altında, hükümetin gerçekleştirdiği her başarıyı küçük göstermeye, kayda değer hiçbir bir başarı elde edemediğini kanıtlamaya çalışıyorlar.

Şüphesiz İslamcılar, medyayı bir savaş aygıtı olarak kasıtlı biçimde yalan haberler yaymak ve yıkmak için bir araç olarak kullanmakta uzmandırlar. Geçmişte de demokratik deneyimi (1986-1989) yıkmak ve seçilmiş partilerin kurduğu hükümeti zayıflatmak için medyayı etkin bir biçimde kullanmışlardı.

İktidarı ele geçirmelerini, 30 yıl boyunca ülkeye hakim olup yıkıma yol açmalarını, yolsuzluk ve baskı yapmalarını sağlayan 1989’daki darbeleri için uygun ortamı hazırlarken de bu uzmanlıklarından yararlanmışlardı. Modern tarihinde Sudan’ın tanıdığı en kötü yönetim modelini sunarken yine bundan faydalanmışlardı.

Şimdi de geçiş hükümetinde ilgili organların medya alanını düzenlemek ve temizlemek için kayda değer hiçbir adım atmamalarından yararlanarak eski oyunlarına dönüyorlar.

Hükümetin bu alanda hiçbir şey yapmaması, medya savaşınının geçiş hükümetinin öncelikleri arasında olacağı tahmininde bulunan birçokları için oldukça şaşırtıcıydı.

Daha da kötüsü, İslamcıların bunu bir teşvik olarak görmeleri, son zamanlarda güçlerini sınırlayacak ve küçültecek herhangi bir medyayı düzenleme girişimine karşı önceden önlemler almaya başlamalarıdır.

Bunun için bazıları tanınmış, bazıları da eski devlet başkanı yardımcısı ve İslami Hareket Örgütü “Emir”i Ali Osman’n bahsettiği “Gölge Birlikleri”nden yüzlerle yeni medya projelerini devreye sokmaya çalışıyorlar. Gölge Birlikleri, silahlı birlikler olmalarının yanında içerisinde sivil hizmetler, düzenli güçler, medya, iş ve finans dünyas ve diğer önemli alanlarda uyuyan hücreleri de barındırıyor.

Her durumda medya savaşını zamanı ve şekli ne olursa olsun hükümet önlemleri ile kazanmak  mümkün değildir. Aksine, bu savaşta daha önemli olan nokta, hükümetlerini korumaları için devrimin destekçilerinin seferber edilmeleridir.

Devrik rejimin destekçilerinin cesaretleri kırmak için yaydıkları söylentileri, açıklamaları, şüpheleri paylaşmayarak düşmanlarının planlarını çökertmek adına mobilize edilmeleridir.

Eski rejimin destekçilerinin, devrim hükümetinin başarılarını değersizleştirme, öfke duygularını uyandırma ve hayalkırıklığını yayma çabalarına karşı devrimin destekçilerinin harekete geçirilmelidir.

Bu, özellikle bazı sorunların çözülmesi, Hamduk hükümetinin faaliyetlerinin olumlu sonuçlar vermeye başlamasıyla gelecekte daha da sertleşeceğini tahmin ettiğim kötü niyetli kampanyalara karşı güçlü bir savunma hattı oluşturacaktır.

Şüphecilerin iddialarının aksine geçiş hükümeti hiçbir şey başaramamış değil. Aksine, eski rejimin Sudan’ı maruz bıraktığı ablukayı kırma konusunda önemli atılımlarda bulundu. Bazı kurum ve sektörlerin uğradığı yıkıma karşı önemli adımlar attı. Ancak, geçiş hükümetinin miras aldığı, giderilmesi için zamana ihtiyaç duyulan büyük yıkım göz önüne alındığında hala yapılması gereken çok şey olduğu da doğru.

Bütün büyük ve etkin ülkeler, uluslararası kurumlar Sudan’ın devrimden bu yana şahit olduğu değişime olumlu bakıyor.

Sudan hükümetini, harcadığı çabayı ve kararlılığını övüyor. Buna bağlı olarak, geçiş döneminin başarılı olması ve ülkenin demokrasinin eşiğine ulaşması için kendisini desteklemeye hazır olduğunu ortaya koyuyor. Fakat bunlar zaman alır.

Gelecek nisan ayında düzenlenmesi beklenen Sudan Dostları Konferansı ya da Sudan’ın adının terörü destekleyen ülkeler listesinden çıkarılması gibi öyle bir gecede gerçekleşmeyecek prosedürler ve düzenlemeler gerektirir. Sudan’ın iyileşmeye doğru adımlar atabilmesi için bütün bunlara ve daha fazlasına ihtiyacı vardır.

Çünkü tek başına miras alınmış dağ gibi sorunları çözemez, iç kaynaklarına yatırım yapmaya başlayamaz, dış yardım olmadan alt yapısını onarıp yatırımlar için cazip bir ortam yaratamaz. Olumlu olan nokta ise Sudanlıların, sabırlı olmaya ve Hamduk hükümetine ihtiyacı olan ve hak ettiği fırsatı vermeye hazır olmalarıdır. 30 yıllık bir yıkımın hükümetin kurulmasından bu yana geçen 4 aydan daha az bir süre içerisinde düzeltilemeyeceğinin farkında olmalarıdır.

Aleyhlerine olduğu için beklemek istemeyenler ise, krizler yaratarak, kaosu yayarak, halkın cesaretini kırarak, söylentiler yayarak devrime suikast yapmak ve erkenden ondan kurtulmak isteyen eski rejimin kalıntılarıdır. Bu alanda onların planlarını çökertmek, devrimi savunmak için çok önemlidir. Bunun olması için de hükümetin acil eyleme geçmesine ve halkın da sürekli çabasına ihtiyaç var.

Hükümet düzeyinde; medyanın İslamcı rejimin izlediği güçlendirme politikasını sona erdirecek, yazılı, görsel ve işitsel olsun mevcut medya kuruluşlarının kaynaklarını ve finansmanını kontrol edecek kapsamlı bir incelemeye tabi olması gerekiyor.

Dağıtım, çalışanların maaşları, elektrik ve ofislerin kiraları gibi diğer masraflar bir yana kullanılan kağıdın maliyeti bile gazetelerin satışlarından elde edilebilecek geliri aşıyor.

Televizyon kanallarının maliyeti ise gazetelerin maliyetini gölgede bırakıyor. Bilindiği gibi Sudan medyası da ayakta kalmasını sağlayacak yeterli iç gelirlere sahip değil. Dolayısıyla, finansman kaynaklarının öğrenilmesi kuşkusuz medyanın yeniden düzenlenmesine katkıda bulanacaktır.

Bu bağlamda, Genel İstihbarat Dairesi’nin birkaç gün önce medya alanında faaliyet gösteren şirketlerini tasfiye etmesi oldukça dikkat çekici olabilir.

Finansman konusunun önemine binaen hükümet, finansman kaynaklarını öğrenmeden ve belgelemeden yeni medya projelerine izin vermemelidir.

Halk çabasına gelince, minumum düzeyde yapılabilecek şey söylentileri ve şüpheli haberleri paylaşmamak, herhangi bir şeyi  düşünmeden ve araştırmadan hemen paylaşma eğilimine direnmektir.

İçinde bulunduğumuz çağda her insan isterse bilgiyi araştırabilir ve gerçeğe ulaşabilir.

Bu şekilde, istikrarsızlık yaratmayı ve hayalkırıklığını yaymayı amaçlayan kötü niyetli haberleri yayanlardan olmayabilir. Kuşkusuz akıllı kimseler, faydasız tartışmalara girmekten kaçınıp her alanda uzmanların görüşlerine öncelik verirler.

Faydalı tartışmalara olanak tanıyarak herkesin faydalanması ve aydınlanması için bunların paylaşılmasına katkıda bulunurlar.

Devrim sert ve vahşi bir saldırıya maruz kalıyor. Onu korumak ise herkesten önce onu ortaya çıkaranların sorumluluğudur.

Medya savaşı, hem hükümet hem de halkın öncelikler basamaklarında ilk sıralarda yer almalıdır. Elbette diğer savaşların ve zorlukların önemi küçümsenmeden.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya