Dünya ve ‘korona fobisi’

Dünya ve ‘korona fobisi’

Cumartesi, 29 Şubat, 2020 - 08:45
Cibril Ubeydi
Libyalı araştırmacı yazar

Koronavirüs salgını dolayısıyla yayılan korku ve panik, birçok ülkeyi ‘aşırı’ önlemler almaya sürükledi. Bu korku verici virüsün bulaşıcı olması dolayısıyla, ülkelerin adlıkları önlemler son derece makuldür. Özellikle, düğün, taziye ve benzeri toplu faaliyetlerin kısıtlanması olağandır. Bu faaliyetler, ister Hac gibi dini, ister kültürel, isterse de spor amaçlı olsun, aralarında ayrım gözetilmemesi de mantıklıdır.

Mısır müftülüğü ve İslam İşbirliği Teşkilatı, Suudi Arabistan’ın Covid-19 virüsünün yayılımına önleyici önlem olarak umre ve Mescid-i Nebevi ziyaretlerini durdurma kararını desteklediklerini açıkladı.  Arap ülkelerinin yöneticileri, vatandaşlarını koronavirüsten korumak için ciddi adımlar attı. Arap Sağlık Bakanlıkları, uzmanlar düzeyinde olağanüstü bir toplantı düzenleyerek, Çin’den dünyaya yayılan yeni tip koronavirüs salgınının etkilerini minimize etmek için, müşterek hareket etme kararı aldı.

Çin’de 78500 kişiye virüs tanısı konuldu ve şu ana kadar 2744 kişi öldü. Bu sayı artmaya devam ediyor.

Bu korku, özellikle Arap ülkeleriyle doğrudan temas halinde olan yeni ‘sıcak noktaların’ ortaya çıkmasıyla daha da belirginleşti. Çin Wuhan kentinden sonra, virüs İran'ın 22 iline yayıldı. İran’ın şeffaf davranmayarak, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Masume İbtikar’ın hastalığa yakalandığını bir süre gizlemesi, tedirginliği daha da arttırdı. İran her ne kadar sadece 245 kişide koronavirüs tespit edildiğini açıklasa da gerçek bilginin gizlendiği ve bu sayının çok daha fazla olduğu tahmin ediliyor. Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, parlamento üyeleri ve devlet erkânın virüse yakalanmasına rağmen, hiçbir şehri ve kasabayı karantina altına almayacaklarını duyurdu. Çin’de yemekle ilgili bir halk deyimi vardır; ‘’her canlı yenilebilir.’’ Virüsün yayılmasının başlıca sebebinin de, bu deyimin uygulanması olduğu söyleniyor. Çin’in güneyindeki Shenzhen’de köpek, yarasa ve kedi eti yenilmesi yasaklandı. Ancak kaplumbağa, yılan ve kurbağa etinin yenilmesine, Çin mutfağının temelini oluşturdukları gerekçesiyle izin verildi.

Bu korkunç virüs hakkında abartılı yorumlar da yapıldı. Bu yorumların bir kısmının ‘komplo teorisi’ olduğu açık olmakla birlikte, ortaya dehşet verici senaryolar da çıkmadı değil. Bazıları dünyadaki biyolojik ürün fabrikalarının kapatılmasını, virüsün ‘biyolojik bir silah’ olmasına bağladı. Steven Soderbergh tarafından yönetilen 2011 yapımı Contagion (Salgın) sinema filmini örnek olarak gösterdiler. Film, Hava yoluyla insanlara geçen ve birkaç gün içinde öldüren, ölümcül bir virüsü konu alıyordu ve yarasalar da virüsün kaynağı olarak gösteriliyordu. Bazıları yüksek lisans ve doktora tezlerini araştırarak, koronavirüse benzer bir salgının dünya nüfusunun önemli bir kısmını yok edebileceğini öngören tezleri örnek olarak gösterdi.

Komplo teorisi kapsamında, eski NATO Avrupa Müttefik Kuvvetleri Komutanı Oramiral James Stavridis’in Foreign Policy dergisinde yayınlanan makalesine atıfta bulunuldu. Stavridis bu makalesinde, biyolojik silahların ve salgınların dünya nüfusunun beşte birini yok edebileceğini yazmıştı. Bir deyim vardır, ‘bazıları için musibet olanlar, bazıları için faydalar sağlar’, bu bağlamda, virüsün yayılmasının sorumlusunun ilaç şirketleri olabileceği öngörüldü.

Koronavirüsün yayılmasının sebebi her ne ise, doğal bir salgın ya da ilaç şirketlerinin lehine biyolojik bir saldırıysa, sonuçları netleşmeden gerekli önlemlerin alınması zorunluluktur. ‘Korona Fobisi’ konusunda tek güven veren şey, ölüm oranlarının düşük olmasıdır. Hızlı yayılmasına rağmen, ölüm oranları yüzde ikinin altında seyrediyor ki bu da makul bir orandır.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya