Nusra Cephesi’nin söyleyeceği ne kaldı ki?

Nusra Cephesi’nin söyleyeceği ne kaldı ki?

Cuma, 6 Mart, 2020 - 12:45
Ekrem Bunni
Suriyeli yazar

Suriyeliler, Uluslararası Kriz Grubu'nun Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) lideri Ebu Muhammed Colani ile gerçekleştirdiği uzun görüşmeye tepki göstermeye ve sorular sormaya devam ediyor. Yakın zamanda örgütün sitesinde yayınlanan bir açıklamasında Ebu Muhammed Colani, örgütün bazı uygulamalarını eleştirel bir gözle değerlendiriyor ve diğerleri karşısındaki tutumunu netleştiriyor gibi görünüyor. Buna paralel olarak Suriye rejimi ve müttefikleri, İdlib ve Halep kırsalındaki savaşta kayda değer bir ilerleme kaydediyor.

Colani’nin basında boy göstermesinin zamanlaması ve yaptığı açıklamanın içeriğine dair yorum yapan bazı kişiler, onun amacının dışarıya ‘ılımlılık ve iyi niyet’ göstermek olduğunu düşünüyor. Muhtemelen uluslararası toplum ve Batı hükümetleri tarafından el-Nusra’nın terör örgütü olarak sınıflandırılmasının nedenlerini azaltmaya çalışıyor. Belki de kendisine dayatılan ablukayı hafifletmek ve rejim güçlerinin askeri operasyonlarını tırmandırmak adına dayandığı terörle yüzleşme bayrağını yırtmak istiyor. Bu, Suriye'deki doğrudan askeri müdahalesini savunmak için Colani’nin yumuşak başlılığından güç almak isteyen Erdoğan'ın arzusuna bir yanıt olabilir. Ya da Colani, kontrolü altındaki bölgelerde savaştığı ve varlığını sona erdirdiği uluslararası yardım kuruluşlarına bir güvence mesajı göndermek istemiş olabilir.

Her halükarda mesele, Colani’nin pragmatik düşüncesinden ve dolambaçlı yöntemlerinden uzak değil. Nitekim Colani birçok kez çeşitli kılıflarda kendisini lanse etti. İlk olarak 2013 yılında cephesinin yerel olarak kalması, bir iç gündemi takip etmesi ve Suriye'nin el-Kaide'ye düşman bölgesel ve uluslararası taraflara karşı herhangi bir operasyon için başlangıç ​​noktası olmaması gibi şartlarla örgüte katılacağını açıkladı. Daha sonra 2016 yılında yaptığı sürpriz bir açıklamayla el-Kaide’den ayrıldığını ve Şam Fethi Cephesi adında yeni bir örgüt kurduğunu bildirdi. Colani, bu yeni ismin terör damgasından kurtulmasına yardım edeceğini umuyordu. Üçüncüsünde ise DEAŞ’a karşı savaşmak zorunda kaldığında kendisinin diğerinden farklı bir yaklaşımının bulunduğunu ve onun yöntemini reddettiğini göstermeye çalıştı. Daha sonra itidalli olduğu farz edilen İslamcı silahlı grupları örgütüne dahil etti ve 2017 yılında ismini Heyet Tahrir eş-Şam olarak değiştirdi.

Öte yandan Colani’nin basında boy göstermesinin, esas olarak ülke içerisine yönelik birtakım sebepleri olduğunu düşünenler var. Bu kimseler buna delil olarak, Colani’nin savaşın dayattığı koşullardan dolayı bazı hatalar yapıldığını itiraf etmesini ve şu an bunların düzeltilmesi gerektiği yönündeki ifadelerini öne çıkarıyorlar. Ayrıca bununla bağlantılı olarak el-Nusra Cephesi ile aynı fikirde olmayan İslamcı silahlı grupları güç kullanarak sona erdiren askeri saldırılarının bazılarına yönelik eleştirileri dile getiriyorlar. Bununla birlikte örgütünün İdlib'i tek başına yönetemeyeceği gerekçesiyle muhalefetle açık bir diyalog çağrısında bulunuyor.

Colani’nin böylece bir taşla birden fazla kuş vurduğu görülüyor. Öncelikle liderliğin uzlaşı pozisyonuna ilişkin söylenmelerin ortaya çıkmasının ardından örgütün saflarını yeniden düzenlemek istiyor. Nitekim örgüt içerisindeki unsurların çoğunu Suriyeliler oluşturuyor. Ayrıca bu kişiler, örgütün rejim karşıtlığını devam ettirmesini temin edecek mali ve askeri desteği sağlamak adına örgüte katıldılar.

Diğer yandan Colani, hala İslamcı gruplara ve onların değişimdeki rollerine bahis oynayan muhalifleri kendi tarafında çekmek istiyor.

Son olarak, rejim güçleriyle yüzleşmek ve rejimi hayal bile edemeyeceği kayıplara uğratmak adına eşsiz bir güce sahip olduğu yönündeki iddialarının ardından halk tarafından alayla karşılanan ve küçümsenen örgütünün prestijini geri kazanmak istiyor. Nitekim Suriye rejim güçleri tarafından kolayca ele geçirilen bazı bölgelerden gerekçesiz bir şekilde askeri olarak geri çekilmesinin ardından ihanetle suçlanmıştı.

Dolayısıyla Colani, kendisi için faydalı olduğunu düşündüğü şeyi söyledi. Peki ya en iyi aktivistleri, basın mensuplarını ve sivil muhalifleri tasfiye etmesinin ve kendi kontrol alanlarında onların rollerine son vermesinin sebebi neydi? Ya kendisine karşı gerçekleştirilen gösterileri bastırırken kanlı bir yöntem izlemesine ne demeli? Ayrıca kontrol ettiği bölgelerdeki insanların maruz kaldıkları zulümlerde örgütün baskıcı ve terörist rolü hakkında ne söylenebilir? Ya art arda keşfedilen toplu mezarlar ve el-Nusra’nın bunun sorumluluğunu üstelenmesi? Alevi, Dürzi, Hristiyan ve Şii toplulukların mezhepçilik temelinde kurşuna dizilmeleri veya başlarının kesilmesi hakkında ne söylenebilir?

Bazı kimseler, dinin siyasetin boyunduruğu altına girmesine ilkece karşı çıkıyor ve dini iktidar projesi taşıyan tüm grupları reddediyor. Diğer bazı kimseler ise dini bir kılıf giyen siyasi güçlerin seçilmesini ve ayrıştırılmasını talep ediyorlar. Ancak bununla birlikte tüm Suriyelileri ilgilendiren ulusal sloganlarla meydana çıkıyor ve demokratik bir ülkenin inşasına katılmayı dört gözle bekliyorlar. Çoğunluk bugün, Colani’nin basında boy göstermesinin tehlikeleri konusunda uyarıda bulunuyor ve gerek onu ifşa etmeyi gerekse de Suriyelilerin özgürlük ve haysiyet haklarına hâlâ karşı hareket eden bu tür İslamcı grupların hiçbirinin kendisine yer bulmamasını istiyor.

Son olarak Nusra cephesi ve destekçilerinin senelerce oynadığı yıkıcı ve tehlikeli rol, Suriyelilerin gerçekleştirdiği devrimi çarpıtması, halkın canı ve malını tehlikeye atma konusunda pervasız davranması, taleplerini küçümsemesi ve düşmanlarına açık hedef haline getirmesinin ardından ne Nusra ne de Colani’nin bu bahtsız halk için söyledikleri konusunda birbiriyle anlaşmazlığa düşecek iki kişi bulmak mümkün değil. 


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya