Korona ve siyaset

Korona ve siyaset

Pazartesi, 16 Mart, 2020 - 12:15

Bu yazıda koronavirüs paniğine eşlik eden iki hususu ele alacağım. Birinci husus insanidir. İnsanlığın bulaşıcı hastalıklarla başa çıkması ve karanlık korona bulutu ardından doğan altın ışık demetiyle ilgilidir. İkincisi ise uluslararası ilişkiler, son 20 yılda devletin rolünün sivil toplum kuruluşları, uluslararası örgütler ve şirketler lehine gerilemesi hakkında tüm yazılanlara karşın devletin rolünün temel olmayı sürdürmesi ile ilişkilidir.

İlk olarak; bir pandemik hastalık olarak koronavirüs en önemli enfeksiyonlardan biridir. Yine de kara korona bulutu ardından gözden kaçmayacak kadar parlak birçok altın ışın demeti sızmaktadır.

Enfekte olanlar ile enfeksiyon kapmayanlar arasındaki iletişim kesildiğinde salgın sona erer. Bizans İmparatoru Justinianus’un adıyla anılan Justinianus veba salgınından kolera ve Orta Çağdaki Kara Ölüm, İspanyol gribi, Hong Konk gribi, domuz gribi, ebola ve günümüzde koronaya kadar pandemik hastalıklar tarihinin özeti budur.

Bu tür insani krizlerde insanlar tıbba çok güvenmezler. Toplumlar bunun yerine salgını durdurmak amacıyla bireyleri, bölgeleri hatta şehirleri karantinaya almak gibi sosyal araçlara başvururlar. Bunun yanı sıra enfeksiyona yakalanmamak için genel hijyene önem verirler. İşte koyu korona bulutu ardından gördüğümü söylediğim demetteki altın gibi parlayan ışınlardan biri de budur.

Genel hijyen ve kamu politikalarına bağlılık, her gün insanları hasta edebilecek ama korona gibi bir histeri yaratmadığı için medyada kendisine yer bulmayan diğer virüs ve bakterilerin çoğalmasının ve yayılmasının önüne geçecektir. İnsanlık ilk kez bir bulaşıcı hastalıkla yüzleşmiyor. Bundan önce de kızamık, çiçek hastalığı, sıtma, AIDS vb. hastalıklarla karşılaşmış ve çoğunu tedavi ve aşıdan çok hijyen ve tavsiyelere uyarak yenmiştir.

Kişilerin genel olarak hijyene dikkat etmesi ve kamusal alanların steril olması birçok bulaşıcı hastalığın dünyaya yayılmasını azaltacaktır. Bu korona bulutunun arkasındaki ilk altın ışındır.

İkinci ışın, genel tehlikeler karşısında büyü ve sihir yerine bilim ve bilgiye güvenmektir. Korona gibi büyük bir tehlike ile mücadelede tevekkül ve dervişliğe yer yoktur. Donald Trump’ın geçen Cuma günü basın toplantısı sırasında bu tehlikeye karşı yapmış olduğu dua çağrısı bunun dışındadır. Zira Trump bu çağrıyı yaptığında yanında halk sağlığı konusunda en iyi uzmanlar vardı. Dua, huzur ve güven için önemlidir ama halka yönelik söylemlerde esas olan dini değil bilimsel söylemlerdir. Kapkara korona bulutu ardındaki ikinci altın ışın budur.

Bu koyu bulut ardındaki üçüncü altın ışın, temeli güven olan bir dünyada sadece sanal dünyadaki bilgiler ile yetinmeyip paylaşılan bilgilerin doğruluğundan emin olmak için gerçek arkadaşlar ve aile arasında doğrudan iletişimin geri dönmesidir. İnsanlığın tanık olduğu pandemik hastalıklar tarihinin tıbbın gelişmesine, kızamıktan farklı grip türlerine bulaşıcı hastalıklarla mücadelede çeşitli aşıların üretilmesine faydalı olduğuna şüphe yoktur. Sonuncusu korona olan virüsler bulutu ardındaki üçüncü altın ışın budur.

Politika ve uluslararası ilişkilere gelince, korona enfeksiyonlara karşı devletin vatandaşlarının sağlığını korumada esas olduğunu kanıtladı. Kamu politikalarını sivil toplum kuruluşları, uluslararası şirketler, sosyal medya araçları değil devletler belirler. Salgınlarla mücadelede devlet ve aynı şekilde ülkeler arasındaki işbirliği kamusal eylemlerin merkezidir. Çin’in  İtalya’ya yüzlerce ton koruyucu ekipman sağladığını ve kendisine Wuhan şehrinde salgınla mücadelede deneyim kazanmış 30 doktorunu gönderdiğini gördük. Çin-İtalyan işbirliği Avrupa kıtasında Çin’e yeni kapılar aralıyor. Çin ile AB arasında yeni ittifaklar kuruyor. ABD Başkanı Trump’ın İngiltere dışında Avrupa’ya seyahati yasaklaması ise ABD-Avrupa ittifakı pahasına ABD-İngiltere ittifakına verdiği önemin altını çiziyor.

Bunun yanında korona, Uluslararası Sağlık Örgütü gibi güvenilir uluslararası kuruluşları, hastalığın merkezin olan bölgelerini belirlemek konusunda güvenilir bir ortak olarak öne çıkardı.  Bu da, BM’ye bağlı kuruluşların geçmişte ihmal edilen rollerini canlandırdı. BM’nin rolünün canlandırılması, temeli düşmanlık değil işbirliği olan uluslararası ilişkileri düzenlemede kuşkusuz olumlu bir rol oynayacaktır.

Korona aynı zamanda dünyanın farklı bölgelerinde Çin (Asya) yüz özelliklerine sahip kişilerin maruz kaldığı ve insanların bu kişilere yönelik davranışlarını yönlendiren ırkçılığa dair yeni bir farkındalığı açığa çıkardı. İşte karanlık korona bulutu ardından sızan bir dizi altın ışın demeti budur.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya