Şarkul Avsat Türkçe https://turkish.aawsat.com Şarkul El-Avsat gazetesi dünyaca en ünlü günlük Arapça gazetesi sayılır. Farklı dört kıtada bulunan 12 şehirde aynı anda basılmaktadır. http://feedly.com/icon.svg

Korona Trump’ın sonu mu olacak?

Korona Trump’ın sonu mu olacak?

Perşembe, 23 Nisan, 2020 - 08:15
Memduh Muheyni
Al Arabiyya Genel Yayın Yönetmeni

Amerika Birleşik Devletler Başkanı Trump, Rus tuzağından Ukrayna tuzağına kadar yoluna çıkan tüm tuzaklardan sıyrılmayı başardı. Üst düzey istihbarat başkanları, ‘beyaz darbe’ düzenleyerek onu koltuğundan etmek istediler ancak başarısız oldular. Ya istifa ettiler ya da sırayla kovuldular. Nefret dolu gazeteciler imajını lekelemek için Beyaz Saray'a gizlice sızdılar (Ateş ve Öfke kitabını hatırlıyor musunuz?) ancak popülerliği gün geçtikçe arttı. Trump adeta dört ayağı üstüne düşen bir kedi gibiydi. Düşüyor fakat zarar görmüyordu.

Korona salgını tüm dünyayı hazırlıksız yakaladı ve Washington dâhil her yerde kartların yeniden karılmasını sağladı. Şimdilerde en sık gündeme gelen sorulardan biri de Trump’ın bu defa bu doğal felaketten sağ çıkıp çıkamayacağıdır. Geçmişte, kendisinin ya da rakiplerinin kurguladığı benzer krizleri atlatmayı başarabilmişti. Bu defa başarabilecek mi?

Kimse bu soruya net bir cevap veremez. Ancak öngörü ve tahminde bulunulabilir. Trump’ın en büyük talihsizliklerinden biri de salgının zamanlaması oldu. Bir yıl önce ya da bir yıl sonra yaşansaydı meseleyle daha kolay baş edebilirdi. Bununla birlikte kişisel kanaatim, Trump’ın önümüzdeki başkanlık seçimini kazanacağı yönündedir. Bu kanaatimde etkin olan üç kelime var; Çin, Biden ve ekonomi.

Birincisi; Trump virüsün küresel salgına dönüşmesinin sorumluluğunu Çin’e yıkmayı başarabildi. Koronavirüsü ‘Çin virüsü’ ya da ‘Wuhan virüsü’ olarak niteleyen ilk kişi oydu ve süreç içinde en sert muhalifleri arasında dahi bu nitelemenin tekrar edildiğine şahit olduk. Bu tanımlamanın doğru ya da yanlış olduğu bir yana, ABD ve dünya kamuoyu salgın konusunda Trump’ı suçlamıyor. Hatta belki de ilk defa diğer herkes gibi Trump’ın da ‘kurban’ olduğu, belki de en büyük ‘kurban’ olduğu düşünülüyor. Şu an kendisine yöneltilen eleştiriler, krizi yönetme biçimiyle ilgilidir. İlk başlarda fahiş hatalar yaptığı doğrudur ancak liderliğini yaptığı, ‘Kovid-19 ile Mücadele Görev Gücü’ son dönemlerde iyi işler çıkarıyor. New York Valisi Andrew Cuomo gibi rakiplerinin ifadeleri de bu durumu doğruluyor.

New York'un cesetlerin zırhlı araçlarla toplandığı İtalyan’ın Bergamo şehri gibi olacağı beklentileri vardı ancak sağlık sistemi çökmedi ve federal hükümet sayesinde gerekli solunum cihazları sağlandı. Bu şekilde Trump kendisini, ülkeyi fırtınadan salim bir şekilde çıkaracak lider olarak gösterebildi. Dolayısıyla muhaliflerin eleştirilerine ve ‘medya saldırısına’ rağmen salgın ortamında popülerliği artmaya devam etti. Krizde kötü bir performans sergileyen Dünya Sağlık Örgütü’ne yönelik eleştirileri de hem ABD kamuoyunda hem de dünya genelinde epey destekçi buldu.

Trump’ın işine gelen bir diğer husus ise en kötü zamanını yaşayan Demokrat rakibi Joe Biden'in durumudur. Biden evinde izolasyon halinde yaşlı bir insan görüntüsü veriyor. Salgın nedeniyle karşısında konuşma yapacağı bir kitlesi bulunmuyor. O da internet üzerinden seçmene sesleniyor ancak söylemleri yeterli etkiyi doğurmuyor. Bazı konuşmalarında anlamlı cümle kurmakta zorlanması hafıza sorunları yaşayan yaşlı bir adam imajı çizdi. Trump’ın en kötü durumlarında dahi Biden’in kendisi için dişli bir rakip olamayacağı değerlendiriliyor. Biden’in Obama’nın aksine kişisel bir cazibesi ve karizması da yok. Eğer bu süreçte Trump’ın rakibi Obama olsaydı onu ciddi anlamda zorlayabilirdi. Üstelik Biden’in özel hayatı da şaibelerle dolu. Salgın nedeniyle medyada çok yer almasa da kendisinin eski bir senatörü taciz ettiği iddiaları gündeme geldi. Washington Post ve CNN de Trump’ın rakibini zayıflatmamak için iddialara geniş yer vermedi. Bu arada Demokrat Parti içinde de bölünmeler yaşanıyor.

Üçüncü hususa gelecek olursak; Trump salgın öncesinde ekonomi alanında, rakiplerinin de itirafıyla ‘altın bir kayıt’ oluşturmayı başardı. İşsizlik oranları düştü, istihdam arttı, vergiler azaldı. Ancak tüm bu kazanımlar, salgının ABD’yi vurmasıyla kaybedilmek üzeredir. Eğer Trump önümüzdeki aylarda ekonomiyi yeniden canlandırmayı başarırsa (şu andaki girişimleri o yöndedir) ikinci kez seçilmeyi garanti edecektir.

Şu soruyu sormak uygundur: Uluslararası düzeyde, özellikle de bölgemiz açısından Trump ikinci dönemi hak ediyor mu?

Üç ay zarfında en ünlü teröristleri; Bağdadi ve Süleymani’yi ortadan kaldırdı. Bölgedeki huzursuzluğun kaynağı İran’ı kuşattı ve ona bağlı milis güçlerine savaş açtı. Terör örgütü DEAŞ’ın yok edilmesine katkı sağladı. Sorunun kaynağına dair yanlış stratejiye rağmen bu önemli bir başarıdır. Nitekim terör örgütlerine destek veren ülkelere göz yumulmaması gerekirdi. Popülist olduğu gerekçesiyle onu eleştirenlere rağmen başladığını sona erdirebilecek bir lider profili çizmektedir.

Elleri masumların kanıyla lekelenmiş, Irak’ta Suriye’de ve diğer yerlerde ‘çocuk mezarı’ kazanlarla gizliden anlaşma yapan tatlı dilli liderlerdense bu teröristleri öldürmekten çekinmeyen, kaba popülist liderler daha iyi değil midir?


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya