‘Caesar Yasası’ hakkındaki 5 gerçek

‘Caesar Yasası’ hakkındaki 5 gerçek

Cuma, 12 Haziran, 2020 - 13:45
Ekrem Bunni
Suriyeli yazar

Caesar Yasası’nın Suriye rejimini devirmek için bir savaş ilanı olarak görülmesi gibi bir abartıdan ve bu yasanın ekonomik ve politik olarak bir krizde bulunan rejim üzerindeki etkisini küçümseyen bir bakış açısından uzak durarak; bu yasanın sınırlarının, nedenlerinin ve sonuçlarının anlaşılması için üzerinde durulmaya değer 5 gerçek vardır.

İlk gerçek, ABD'deki Suriyeli topluluğun çeşitli bileşenleri ile birlikte bu yasayı desteklemekte oynadığı kararlı ve yeni roldür. Üç yıldan uzun bir süre önce yasanın taslağının hazırlanmasına ve birkaç ay önce de Temsilciler Meclisi ve ABD Senatosu'nun bu yasayı onaylamasına kadar desteklemeye devam ettiler. Bu kimseler pek çok Amerikan-Suriye sivil toplum örgütü tarafından da desteklendiler ve bu yasanın hukuka uygunluğunu göstermek için paralarını harcamaktan, zaman ayırmaktan ve çaba göstermekten geri durmadılar. Rejimin hapishanelerinde ve gözaltı merkezlerinde acımasız muamelelere maruz kalan ve işkence altında ölen binlerce Suriyeli tutuklunun görüntüleri sızdı. Sonrasında Suriyeli sivillere karşı işlenen çeşitli suçlara dair deliller ortaya konuldu. Böylece yasama ve yürütme organlarında daha fazla destekçi kazanıldı. Bu durum, ABD’nin ateşinden uzak olduğunu düşünen rejim için bir facia ve sürpriz oldu.

İkinci gerçek, adaletin ikamesi için gerekli olan dengedir. Caesar Yasası, Suriye'de savaş suçu işleyenlere karşı kanıt toplayan ve kovuşturma yürüten kurumları desteklemek amacıyla ABD Dışişleri Bakanlığı'na geniş yetkiler veriyor. İnsanlığa karşı bu tür suçların hala işleniyor olması ve bu suçların zaman aşımına tabi olmaması ilkesi, tüm failleri hesap verebilirlik ve yargılanma kılıcı altına yerleştirir ve onları ne kadar saklamaya çalışırlarsa çalışsınlar işledikleri bu suçlardan dolayı cezalandırılacakları ve günahların bedelini ödeyecekleri konusunda uyarır. Halihazırdaki durum, Suriye'de insanlığa karşı işlenen suçların izlenmesi ve bu suçları işleyenlerin kovuşturulması için Almanya, Fransa ve Avusturya'da Avrupa yargı kurumlarıyla işbirliği yapan Suriyeli hukukçuların çabalarının devamı gibi görünüyor.

Üçüncü gerçek, bu yasanın ‘iktidarın zafer iddiasının ardından yeniden inşa arzusunu’ keskin bir şekilde ortadan kaldırmasıdır ve Suriyeli veya Suriyeli olmayan yatırımcılar tarafından ülkedeki ateşte pişirmek için hazırlanan çeşitli plan ve projeleri iptal etmesidir. Caesar Yasası yaptırımları, rejime finansal, teknik veya ticari planda destek olmayı bekleyen herhangi bir yabancı kuruluşu yahut kişi de kapsamaktadır. Rejimin ülkenin kontrolünü yeniden ele almasına yardımcı olmak için Suriye makamlarıyla anlaşmalar yapan kurumlar ve kişiler de bu yaptırımlara tabi tutulacaklar. Ayrıca Macaristan, Kıbrıs ve İtalya gibi son zamanlarda Suriye rejimi ile siyasi ve diplomatik ilişkilerini normalleştirmeye çalışan bazı ülkelere de bu yasa kapsamında uyarılarda bulunuluyor.

Dördüncü gerçek, Caesar Yasası’nın Beyaz Saray'ın Suriye’yi kendi kaderine bırakması ve geri çekilmesi gibi aceleyle alınan kararlardan sonra Suriye dosyasındaki Amerikan rolünü etkinleştirmesidir. Bu yasa Washington'un eline, Ruslara karşı kullanabileceği ve Suriye'nin geleceğini şekillendirmeye katılmasını sağlayacak bir koz vermektedir. Bu hususu daha da netleştiren nokta ise uluslararası koalisyonun Fırat'ın doğusundaki varlığının devamlılığı, petrol ve gaz kaynakları üzerindeki kontrolün sürdürülmesi ve ABD kuvvetlerinin ülkenin kuzey ve doğusunda bulunan mevkilerini sağlamlaştırmak için geri dönmeleridir. Bütün bunlar ABD’nin burada uzun süre kalacağını gösteriyor. ABD yönetiminin Suriye’deki sivillerin korunmasında ağır hareket ettiğini, Başkan Obama'nın döneminde hazırlanan Caesar Yasası konusunda ihmalkar davrandığını kabul etmeliyiz. Nitekim kimyasal silahların kullanımıyla kırmızı çizgiyi aşması durumunda Suriye rejimini kesin bir şekilde uyaran yönetim, bu kararında da benzer şekilde ihmalkar davrandı. Aynı zamanda böyle bir yasanın yönetim tarafından sadece insani ve ahlaki nedenlerle kabul edilmediğini, bilakis bunun ardında bir takım siyasi hesaplar ve çıkarlar bulunduğunu da kabul ediyoruz.

Beşinci gerçek ise Caesar Yasası kapsamındaki yaptırımların, mevcut rejimin baskısından ve zulmünden mustarip Suriye halkına daha çok zarar vereceği hususudur. Bunun, Washington ile doğrudan ekonomik bağlantıları olmayan bir rejime çok fazla zarar vermeyeceği doğrudur. Ancak bu yasanın sonuçları, hiç şüphesiz yöneticilerin kendilerine yönelik yaptırımlardan kurtulmak için yardım aldıkları kaynakları ve sosyal tabanlarını yeniden oluşturma yeteneklerini zayıflatacaktır. Bununla birlikte yeniden yapılanma konusundaki donukluk, Suriye lirasındaki düşüş ve Rami Mahluf ile Esed arasındaki anlaşmazlıklar gibi sorunların yaşandığı bir zamanda bu yaptırımlar, güç merkezleri arasındaki gerilim ve anlaşmazlığı daha da tırmandıracaktır. Tüm bunların dışında bu yasa, aç ve mağdur Suriyelilerin çoğunu bir ayaklanmaya kalkışmaları konusunda teşvik edebilir ve kendilerini yoksulluk girdabına sürükleyen bir rejime karşı durmaya motive edebilir. Belki de Suveyda ve Dera şehirlerinde rejimin devrilmesi için yeniden barışçıl gösteriler patlak verebilir.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya