Şarkul Avsat Türkçe https://turkish.aawsat.com Şarkul El-Avsat gazetesi dünyaca en ünlü günlük Arapça gazetesi sayılır. Farklı dört kıtada bulunan 12 şehirde aynı anda basılmaktadır. http://feedly.com/icon.svg

Nahda Hareketi ve babayı öldürmek

Nahda Hareketi ve babayı öldürmek

Cuma, 25 Eylül, 2020 - 07:30
Emel Musa
Tunuslu şair ve yazar

Nahda Hareketinden 100 liderin imzasını taşıyan ve hareketin lideri Raşid Gannuşi’den bir sonraki kurultayda yeniden aday olmamasını talep eden mesaj, Tunus’ta siyasi kamuoyunun yanı sıra yurt dışında siyasal İslam partileriyle ilgilenenlerin hatta çeşitli ülkelerde siyasal İslam’a karşı çıkan, reddeden ya da benimseyen yönetici siyasi elitlerin gündemine hakim oldu.

Aslında, bunun haklı bir ilgi olduğuna inanıyoruz; zira Nahda Hareketinin parlamentodaki bloğunun liderlerine ve üyelerine ait bir mesajla karşı karşıyayız. Ayrıca Gannuşi’den yaklaşık 2 ay sonra düzenlenecek olan kurultayda aday olmayı düşünmediğini ifade eden ve onaylayan resmi bir açıklama yapmasını talep eden doğrudan ve cesur bir mesaj.

Bu nedenle, bu mesajda "Nahda" Hareketinin sonunun başlangıcını gören okumalar ardı ardına gelmeye başladı. Peki, bunlar güçlü ve ikna edici belgelere dayanan okumalar mı yoksa abartılı ve Hareketin kompozisyonu, tarihi ve deneyimindeki kilit noktaları aşan okumalar mı?

Sözü edilen mektupla ilgili olarak, 100 imzanın sahipleri sadece taleplerini sunmakla yetinmediler bazı gerekçeler de sundular. Bunları, Hareket içinde demokrasi dedikleri şeyin gerilemesi olgusuna yönelik eleştiriler, ayrıca liderliğin hataları (bu bağlamda hareketin liderinin hataları kastediliyor) nedeniyle hareketin seçimler düzeyinde gerilemesi ve siyasi düşüşüyle ​​ilgili gerçek endişelerin ilanı şeklinde özetleyebiliriz.

Kısacası, Nahda Hareketinin sandıktaki güvenilirliğinin gerilemesine neden olmak, ayrıca seçenekler düzeyinde oylarda düşüşe neden olan ve daha fazla hayal kırıklıklarına neden olabilecek hatalar yapmakla suçlanan lidere karşı açık, kendinden emin ve yüksek sesli suçlamalarla karşı karşıya bulunuyoruz.

Gannuşi’ye muhalif taraf, Nahda karşıtı siyasi tutum ve seslere dikkat ediyor ve bazı durumlarda kendisine katılıyor veya sonuçlarından Nahda Hareketi ve kadrolarının zarar göreceği söz konusu tutumların sorumluluğunu Gannuşi’ye yüklüyor gibi görünüyor. Gannuşi’nin Hareketin liderliği için yeniden aday olmasına karşı çıkan bu kişilerin, Gannuşi’nin Tunuslular arasında gerekli güvene sahip olmadığı görüşüne odaklanan incelemelerin sonuçlarından etkilendiklerini de eklemeliyiz. Başka bir deyişle, Gannuşi’nin böyle bir imajla pazarlanması ve bunun medyada sürekli dillendirilmesi, siyasi gerçeklik ve Tunus sosyal tahayyülünde Gannuşi ile Nahda bir görüldüğü için üyeler arasında bunun hareket üzerindeki etkisinin boyutu konusunda birçok korku yarattı.

Öte yandan Nahda Hareketi içerisinde Gannuşi karşıtı cephe, görece çok uzun olmayan bir zamandan beri istifalar şeklinde kendisini göstermeye başlamıştı. Hareketin ön saflarından eski liderlerin ve ağır topların istifası siyasi alanda şaşkınlık yaratmıştı. Bununla Hamadi Cibali, Abdulfettah Moro, birkaç ay önce de Abdulhamid Cilasi, eski genel sekreter Ziyad el-Azari’nin istifalarını kastediyoruz. Ziyad Azari’nin Nahda Hareketi’nin milletvekili olmasına rağmen o dönemde Hareketin önerdiği Habib el-Cemli hükümetine oy vermemesi bir şaşkınlık yaratmıştı. Oy vermemesi Gannuşi’nin seçimine karşı bir başkaldırı olarak okunmuştu.

Birbirini takip eden ve açıktan gerçekleşen bu istifalar ve istifa edenlerin medyada yaptıkları açıklamalar, Nahda ve belirli tercihlerini alenen eleştirmeleri, temel özellikleri disiplin ve gizlilik olan Hareketin yapısında bir dönüm noktasını temsil ediyor. İstifa edenler arasında bazıları kimi zaman eski gizli kurultaylarda ve Şura Konseyi’nde neler yaşandığını, anlaşmazlıkları, yapılan doğrudan ve ağır eleştirileri de kamuoyunda dillendirir oldular. Fakat geçmişte yaşanan bu anlaşmazlıklar ve ihtilaflar ne kadar derin ve radikal olursa olsun, üyelerin Hareketin aldığı son karara uymalarını sağlayan iç disiplin özelliğini etkilemezdi. Dolayısıyla yukarıda bahsettiğimiz türde bir değişim, ilk okumada, disiplin ve gizlilik hükmünün ihlal edildiği anlamına geliyor. Bu, hareketin hem aleyhinde hem de lehinde olabilecek çifte sonuçlu bir ihlaldir.

Bu nedenle, Nahda Hareketi’nin son 10 yılda yaşadığı aktivizmden, sürgündeki mücadeleden siyasi katılım ve görece bir parlamenter çoğunlukla iktidara ulaşma aşamasına geçişin Hareket içinde yapacağını yaptığı sonucuna ulaşılabilir. Özellikle de siyasi katılım, seçim kampanyasındaki söylemleriyle bağdaşmayan ittifakların ve zorlayıcı uzlaşı stratejilerinin Nahda’yı birçok liderinin reddettiği tavizlere, hesaplara ve manevralara zorladığı göz önüne alındığında.

Hareket içindeki mevcut durum, Gannuşi'nin hareketin lideri kalmasını destekleyen ve reddedenler arasındaki bölünmeyle karakterize edilmektedir. Sorulması gereken soru ise şu: Nahda Hareketi’nin 100 liderinin mesajının kaderi, parlamentoda başkanı Gannuşi’den güven oyunu çekmek için verilen dilekçenin kaderi ile aynı mı olacak?

Gannuşi’nin şimdiye kadar birçok engel ve krizin üstesinden gelmeyi başardığı aşikar ki bu da, Gannuşi'yi hareketin liderliğinden uzaklaştırma meselesinin kolayca çözülemeyeceği anlamına geliyor. Nedeni ise sadece destekçilerinin onu ve çıkarlarını savunacak olmaları değil, aynı zamanda Gannuşi’nin yarım asırdır Harekete liderlik ettikten sonra bir tür büyük bir kimlik yaratmayı başarmış olmasıdır. Bu nedenle, babayı sembolik olarak öldürmek için eşsiz bir cesaret gerekiyor.

Ayrıca Nahda bir varoluşsal korku anında disiplinini geri kazanabilir. Çünkü Hareket içinde birçokları, kendilerini reddeden Tunuslu seçkinlerin sorununun sadece Gannuşi olmadığını, aksine hareketin, düşüncesinin ve projesinin varoluşunu  bütünüyle ve genel olarak reddettiklerinin ayrımındılar. Onlarla aralarında anlaşmazlık olan ve siyasal İslam’a karşı olan seçkinlerin, onlar ile siyasal İslam arasında bir fark görmediklerini biliyorlar.

Bu fikrin daha da derinleşmesinin, disiplinin geri dönmesini ve babayı öldürmekten vazgeçilmesini gerektirebilecek bir tür nefsi müdafaa ile sonuçlanabileceğine inanıyoruz.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya