Şarkul Avsat Türkçe https://turkish.aawsat.com Şarkul El-Avsat gazetesi dünyaca en ünlü günlük Arapça gazetesi sayılır. Farklı dört kıtada bulunan 12 şehirde aynı anda basılmaktadır. http://feedly.com/icon.svg

İşte! Biden parantezleri açıyor

İşte! Biden parantezleri açıyor

Cuma, 18 Aralık, 2020 - 14:30
Emir Tahiri
İranlı gazeteci-yazar

Seçim Kurulu’nun geçtiğimiz ay yapılan seçimleri Joe Biden’ın kazandığını onaylamasıyla birlikte kazanan adayın önümüzdeki 6 Ocak tarihinde ABD Başkanı olarak göreve başlayacağı neredeyse kesin bir hal aldı. Olağanüstü bir durum olmazsa 20 Ocak’ta anayasa yemini etmesi bekleniyor. 

Acaba Biden’ın başkanlığı neye benzeyecek?

Amerikan demokrasisinin özellikleri göz önüne alındığında, böyle bir tahmin gelecekte sorunlara neden olabilir. Daha önce ülkeyi uçurumun kenarına sürükleyecekleri iddia edilen başkanların, diğerlerinden daha güvenilir olduğu ortaya çıkmıştı. Benzer şekilde romantik hayallerle insanlara ilham verenlerin de tepetaklak olduğuna tanıklık ettik. Tıpkı kanatları eridiğinde İkarus'a olduğu gibi.

Bazı gözlemciler, Biden yönetiminin eski Başkan Barack Obama için üçüncü bir dönem gibi olacağını düşünüyor. Biden, sekiz yıl boyunca Obama’nın Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı. Yönetiminde görev yapmak üzere seçtiği insanların çoğu Obama yönetiminde de bulunuyordu.

Ancak ben bu gözlemcilerin yanlış düşündüklerine inanıyorum. Gerçekten de Biden’ın ekibi çalışanlarına bakıldığında Obama’ya yakın görünüyor. Ancak izlenecek politika konusunda böyle olacağından şüpheliyim. Bu aynı ekibin hem ‘Kuru Gürültü (Much Ado About Nothing)’ hem de ‘Hamlet’ adlı oyunları oynadıklarını görebiliriz.

Lyndon B. Johnson başkanlığı John F. Kennedy’den miras aldığında aynı ekiple yola devam etti. Ancak yönetim tarzı farklıydı. Obama, Beyaz Saray’a girmeden önce çok az siyasi tecrübeye sahip olduğu için istisnai bir duruma sahipti. Bir ‘sosyal teorisyen’ olarak, işleri yalnızca konuşmalar yaparak yönetebileceğini düşündü. Milletvekilliği yaptığı kısa süre içinde genellikle Senato’da değildi. Bir yasa koyucu olarak neredeyse hiçbir şey yapmadı. Başkan olarak, işlerin hitabetle yürütülebileceğini ve sorunların ancak onlardan kaçarak çözülebileceğini hayal etti.

Kariyerinin büyük bir kısmı yasama tecrübesiyle kaplı olan Biden, farklı bir politikacı. Obama’nın yaptığı gibi güçle ‘okyanusları yok edilebileceği’ iddiasının saçma olduğunun farkında. Amerikan siyasetindeki her konunun George Shultz'un ‘amansız bir savaş’ olarak nitelediği şeye yol açabileceğini de biliyor. Obama'nın Arap-İsrail ihtilafını çözme planı hakkında söylediği gibi sorunu yüzde 100 çözmenin mümkün olmadığının da bilincinde.

Dahası ülkedeki mevcut durum, Obama’nın seçim yarışına girdiği zamandan farklı. O dönemde birçok Amerikalı rüyasını gerçekleştirebilmek için bazıları, atalarından miras kalan gerçek ya da hayali suçları telafi etmek, diğerleri ise ulusu sola yönlendirme umuduyla Obama’ya yöneldi.

O dönemde Obama ilham verici, John McCain ise sıkıcı adaydı. Ancak bu kez rakip sıkıcıydı. Demokratik Parti İlerici Kanadının önde gelen üyesi Mark Ash’in dediği gibi “2020 seçim kampanyası tuhaftı. Kazanan, ilham verici olmaktan çok uzakken, kaybeden Amerikan tarihinin en ilham verici adaylarından biriydi. Cumhuriyetçi ve Demokrat seçmenleri sandık başına iten Biden değil, Trump'tı. Ya Trump lehine oy verilecekti ya da aleyhine. Kazananı belirleyen sayı Trump’tı.”

Ancak Ash ne derde desin, ben demokraside sıkıcı olmanın avantaj olduğunu düşünüyorum. Clement Attlee, İngiliz siyasi sirkinde sıkıcı bir adam değil miydi? Sıkıcı Georges Pompidou, Fransız siyasetinde bir ilham kaynağı değil miydi? Aristo, demokrasideki en iyi liderlerin ‘orta vatandaşlar’ olduğunu söylememiş miydi? Konfüçyüs, diktatör Çin'de bile ‘beyaz adamlar’ konusunda bizi uyarmadı mı?

Obama, Obama olduğu için seçildi. Biden da Trump olmadığı için seçildi. Bazı gözlemciler, Biden yönetiminin çoğunlukla ‘Robins’ kişiliklerden yani yardımcılardan oluştuğu için başarısız olacağını iddia ediyor. Her şeyi kendi başına yapan ‘Batman’ değil. Ancak politikada ikinci adamı küçümsemek çoğu zaman yanlıştır. Tıpkı finans ve iş dünyasında olduğu gibi…  Serhas’ın Yunanistan’ı ilhak için ilk harekatı, ikinci komutan Mardonius sayesinde başarılı oldu. ‘Waterloo’ da, Wellington'a övgüler yağdırmasına rağmen, en büyük yükü  Waterloo Savaşı'nın kahramanı Anglesey Marki’si taşıdı.

Birçoğu ikinci sınıftan ve hatta önceki yönetimlerde belki de üçüncü sınıftan olmasına rağmen Biden ekibi, eyalet disiplinini yeniden kurabilecek birçok deneyime sahip. Bununla birlikte Biden diğerlerini bir kenara bırakıp Obama yönetiminin en tartışmalı üyelerini seçti.

İşe yaramaz ve sınırlı enerjiye sahip olan John Kerry‘i çeşitli çevre işlerinde koordinatör olarak görevlendirecek. Nitekim Dışişleri Bakanı olmaya çalışan Susan Rice, basit ve mütevazı bir pozisyon olan ‘Yerel Koordinatör’ pozisyonunda yer alacak. Aynı minvalde, Pentagon’a can atan Hillary Clinton’ın da içinde ukde kaldı.

Biden ayrıca ‘ilericiler’ olarak isimlendirilen grubu en üst masaya yükseltmeyi reddetti. Elizabeth Warren Hazine Bakanlığı için kampanya yürütürken, Bernie Sanders, Çalışma Bakanı pozisyonu için talepte bulundu.

Biden, geçtiğimiz hafta ‘sivil haklar’ liderlerine çağrıda bulunarak onları, radikalleştikleri iddiasıyla azar yağmuruna tuttu. Söz konusu sivil hak liderleri ‘Siyahilerin hayatı bizim için önemlidir’ hareketini benimsediklerini ifade etmişti. Aynı şekilde polisi karalamaya yönelik kampanya, ezici bir zaferle Trump’a karşı hezimete uğramasını engelledi. Trump'ın Afro-Amerikalılar ve İspanyollar arasında oylarını ikiye katlaması nedeniyle diğerlerine kıyasla ‘İlericiler’ daha fazla suçlandı.

Ronald Reagan'ın sloganı ‘Kampanyanı şiir gibi yürüt fakat düz yazı gibi yönet’ idi.  Biden ise en başından beri nesri seçmiş gibi görünüyor. Bu yüzden; sunduğu platform, 2008'de Mitt Romney tarafından propagandası yapılan platformdan daha kahramanca idi.

İlericiler tarafından uygulanan baskıya rağmen, Biden, Trump'ın yaptığı her şeyi gözden geçirmekten kaçınmayı başardı.

Ortadoğu, Hazar Havzası ve Venezuela’nın da aralarında bulunduğu petrol ihraç bölgeleri istikrarsız olduğu sürece Biden ABD'yi ithal enerjiye bağımlı hale getirmeyecek. Çin'in kanatlarını kesme çabaları devam edecek ve hatta yoğunlaşabilir. Ancak en büyük engel, Hunter Biden'ın Çinli şirketlerle yaptığı karanlık anlaşmalar olacak. Bu durum, başkanlığı sırasında Biden’ın başına bela olacak.

Ayrıca Biden'ın Arap ülkelerini İsrail ile ilişkilerini normalleştirmeye ikna etme kampanyasından geri adım atması da pek olası değil. Kimse onun ABD büyükelçiliğini Kudüs'ten uzaklaştıracağına da ihtimal vermiyor.

İran İslam Cumhuriyeti ile ilişkiler konusunda ise Biden, Obama'nın icat ettiği ve Trump döneminde uygulanan güçlü yaptırım kartını elinde tutuyor. Obama, havuç ve ardından başarısızlıktan başka bir şey sunmadı. Trump ise yalnızca sopa sundu. Yüce Lider Ali Hameney ve hatta Hasan Ruhani'yi kısıtlama hedefine ulaşamadı. Şimdi Biden, Obama ve Trump'tan daha güçlü çünkü Humeyni rejimi dört yıl öncesine göre daha zayıf. Paris iklim anlaşmasını benimsemek de kolay bir iş değil. Geçtiğimiz hafta, İklim Anlaşması imzalayanlar gizlice anlaşmayı uygulamadıklarını itiraf ettiler. Biden, anlaşmayı Senato'ya göndermekten biraz daha fazlasını yapabilir. Nitekim anlaşmanın mevcut haliyle reddedilmesi muhtemeldir.

Cumhuriyetçiler Georgia'daki çekişmeli koltukları kaybetseler bile, Biden Senato'da ihtiyaç duyduğu çoğunluğu alamayacak.

Aslında, onun demokratik kampı, soldan veya sağdan etrafında toplanabilen ‘İlericiler’ ve Muhafazakârlar olarak ikiye bölündü. 2022'de senatörlerin üçte biri yeniden seçilecek. Bu kez Cumhuriyetçilerden çok Demokratlar olacak. O zamana kadar ülke, yaklaşan başkanlık seçimleri için hazırlıklara geri dönecek. O zaman şöyle bir soru sorulacak: Biden kaçacak mı ve Trump tekrar bir rakip bulabilecek mi?

Pek çok Amerikalı, Trump'ın görev süresinin bir cümlenin etrafındaki parantezlerden daha fazlası olmasını umuyor. Biden'ın da aynı parantezlere sahip olacağının farkında değiller. Aslında tüm ABD başkanlıkları parantezleri hızla kapatılmasından ibaretti. Ancak kalıcı olan, en büyük fırtınalar karşısında bile ulusun gemisini sabit tutan Amerikan demokrasisidir.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya