Ekrem Bunni
Suriyeli yazar
TT

Suriye muhalefeti ve eksik rol!

Suriye muhalefet sahnesinde, Suriye muhalefetini zayıflığından ve sorumluluklarını yerine getirmedeki kronik eksikliklerinden kurtarmayı hedefleyen yeni bir temsilci yapı oluşturmak amacıyla, siyasi oluşumlar veya ulusal konferanslar oluşturmak için sık sık örgütsel girişimler ortaya koyuluyor. Bunların başında, meşruiyeti ‘ulusal koalisyondan’ koparmaya alternatif olarak, bir ‘ulusal güçler konferansı’, daha sonra ise ‘demokratik bir meclis’ düzenleme çağrısı geliyor. Son olarak Şam’da, Demokratik Ulusal Cephe’nin (DUC) kurulması için bir konferans düzenleneceği duyuruldu. Ancak Suriye güvenlik güçleri, konferansın düzenleneceği alanı çevreleyerek katılımcıların alana ulaşmasını engelledi.
Genel olarak bu girişimler, bazı rakiplerin yerel krizler ve uluslararası değişiklikler üzerine artan bahisleriyle örtüşüyor. Zira bu rakiplere göre bu girişimler, onlara varlıklarını ve rollerini yenileme fırsatı verebilir. Ki bu da rejim krizinin ve sorunlarının şiddetlenmesiyle, Suriyelilerin hayatlarındaki korkunç kötüleşmeyi durduramaması ve zayıf yıllardan sonra asgari gereksinimlerini karşılayamaması gölgesinde bugün meydana gelen bir bahis. Ayrıca yeşil savaş mekanizması, bu süreçte yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerine meydan okuyan uluslararası bir pozisyonla bağlantılı her şeyi yutuyor. Daha önce ise bahis, örneğin Caesar (Sezar) Yasası’nın yansımaları ve mevcut iktidarın sembolleri arasındaki anlaşmazlıklar üzerineydi. Ayrıca Moskova ve Tahran arasında Suriye pastasına dair rekabetin yoğunlaşması ve Suriye gerginlik odağını söndürmek için Beyaz Saray ve Kremlin liderliği arasında beklenen anlaşma üzerine de bahisler yapılıyor. Boşa çıkmış tüm bu bahisler, bu muhaliflerin daha sonra yeniden gündeme getirdikleri bahisler oldu.
Ancak Suriye muhalefetinin etkinliğini canlandırmak için girişimler ve projeler önermede ısrarlar mevcut. Öyle ki bu durum, siyasi ve kültürel alandaki bazı çevrelerin canlılığını ve sorumluluk alma istekliliğini gösterirken, tekrarlı başarısızlık ise muhalif alanın hastalıklarının derinliğini ve kırılganlığın şiddetini ortaya koydu. Peki o halde bazı tarafların düzenlediği herhangi bir toplantı ya da konferans diğer tarafların suçlamalarına ve düşmanca tepkilerine takılırken koşullar nasıl gelişti? Ayrıca bu girişimler, tanıdık sloganların ve formüllerin ötesinde yeni bir şey getirmezken veya aritmetik ve sayısal kazanç üzerinden çılgınca bir yarışa doğru ilerlerken koşullar nasıldır? Zira bu koşullara, güvenilirlikten yoksun sorunlu isimler de dâhil edilirken bu isimler ise çoğunlukla fırsatçı güdülerle, muhalefet maskesi takmaya ve olay yerine kendilerini dayatmak için krizleri sürmeye çalışıyor!
‘Demokratik muhalefet krizinin’ ve ‘ulusal hareketler ile siyasal İslam gibi yapıların çoğunun demokrasinin özüyle çelişen modası geçmiş ideolojik sabitlerden kurtulamamasının’ ardında yapısal nedenlerin bulunduğu doğru. Bu yapısal nedenler, bencil hesapların yaygınlığı ve dar partizan çıkarların arkasında da bulunuyor. Geçmişte birleşik ve güvenilir bir muhalefet için liderliğe ve kurtarma rolüne büyük bir bağımlılığın olduğu da doğru. Ancak bu muhalefetin, bugün artık bu imajına, inisiyatifine sahip olmadığı da doğru. Ne var ki ‘anahtarları yalnızca kendi çıkarlarını ilgilendiren ve geliştiren dış güçlerin ve yabancı işgalcilerin elinde olduğu’ bir çatışmanın gidişatını etkileme yeteneğine de sahip değiller. Bu durum, sorunları daha da kötüleştirdi ve genel bir yıkım yaşandı. Daha sonra ise İslamcı örgütler, genişlemeyi ve devrime güvenen diğer askeri ve sivil güçleri yutmayı, en önemlisi de muhalefetin dışarıdan gelen emirlere itaatini kontrol etmeyi başardı.
Hem iç hem de dış nesnel koşulların varlığına rağmen, bunların üzerinden atlamak hiçbir şekilde mümkün değildir. Zira bu örgütler, şu an Suriye’deki koşulları ve gelişim yollarını kontrol ediyor, zorunlu olarak muhalefet alanını kontrol ediyor ve muhaliflerin rollerine mütevazi sınırlar çiziyorlar. Suriyelilerin özgürlükleri ve haysiyetleri uğruna yaptıkları büyük fedakarlıklar, ulusal düzeyde kendilerini temsil eden ve demokratik düzeyde kendilerine zafer kazandıran yeni bir tür siyasi muhalefeti hak ediyor. Ayrıca bu muhalefet, halkın çektikleri acıları yansıtan, gelecekteki kaçınılmaz değişikliklerle başa çıkmaya hazırlanırken abartıdan ve aşırılıktan uzak, siyasi ve sivil alanlardaki rolünü harekete geçirmeyi amaçlayan bir muhalefet olmalı.
Bu kazanımların meyve vermesi için Suriye toplumunun mahremiyeti kapsamında, kurtuluş süreci ve onu çevreleyen zorluklara dair entegre bir vizyon oluşturma yolunda yoğun çabalar sarf edilmelidir. Bu çabalara ulusal ve dinsel çoğulculuk, toplumun bölgesel ve küresel bağlarının hassasiyeti de dahil edilmelidir. Dış desteğe, dini veya devrimci ideolojik güce ya da Suriyelilerin ve ulusal meclislerinin haklarına en çok zarar veren yarı konumlara ve çözümlere dayalı bahislere itimat edilmemelidir.
Bu bağlamda ilk olarak, muhalefetin siyasi sorumluluğu ile ahlaki sorumluluğunu bir araya getirmek gerekiyor. Bunun için de ‘devlette, toplumda, siyasette, dinde, kültürde ve eğitimde tiranlık ve ayrımcılık olgusunun yeniden türemesini önlemek için demokratik seçim, etrafındaki bütünlüğü benimsemek ve onun için fedakârlık yapmaya hazır olmak’ ilkeleri benimsenmelidir. Ayrıca ‘özgürlük, adalet ve vatandaşlık değerleri için muhalefeti temsil eden, eylemleriyle sözlerini birleştiren samimi ve ahlaki bir yüz’ ortaya çıkarılmalıdır. Ayrıca bu muhalefet, başkalarının düşüncelerine saygı duyan ve tartışma yöntemlerini cehaletten, abartıdan ve ötekileştirmeden uzak tutan sağlıklı bir rekabet ruhu geliştirmede ve çoğulculuğa ve farklılığa saygı göstermede bir örnek teşkil etmelidir.
İkinci olarak; istenilen muhalefetin, siyasal İslam’a olan güveni engelleme cesaretine sahip olmasının, değişim rolü üzerine yanıltıcı bahisleri durdurmasının zamanı geldi. Bu yalnızca İslami radikalizmin yol açtığı çarpıklıklar ve büyük kayıplar yüzünden değil, aynı zamanda ‘Müslüman Kardeşler’in ve benzerlerinin bencil uygulamaları, ulusal ve demokratik ilkeleri hızla tersine çevirme eylemleri nedeniyle de ortaya koyulmalıdır. Aynı şekilde sonuç olarak siyaseti yeniden üretme, vesayet ve tekel dünyasından kaçma konusundaki kronik yetersizlikleri nedeniyle de ortaya koyulmalıdır. Bu insanların, en basit ulusal bağlar ve insan hakları pahasına kendi İslamcı projelerini destekleme fırsatlarını değerlendirmek için nasıl çalıştıklarını hepimiz hatırlıyoruz. Muhalefet yelpazesinin çoğunluğu ve Suriye toplumunun bileşenleri için kapsayıcı bir çerçeve oluşturan 2 Kahire vesikasının (Ulusal Sözleşme ve Geçiş Dönemi) iptal edilmesindeki nefret dolu rollerinden başlayıp, ‘Ulusal Koalisyonu’ Türk siyasetine iliştirmek ve kararlarını Türklere teslim etmeye kadar çeşitli nedenlerden dolayı da bu eylem ortaya koyulmalıdır.
Üçüncü olarak; Ortak baskı ve ayrımcılığa maruz kalmaları ve özgür ve onurlu şekilde yaşama ihtiyaçları temelinde Suriyeli Kürtler ve Araplar arasındaki güveni yeniden inşa etmek, mevcut ulusal ve ahlaki bir sorumluluktur. Bu, Kürt halkına ve farklı siyasi ve sivil güçlere karşı ciddi bir açıklık gerektiriyor, ulusal onurlarını sağlamak için ön koşulların koyulmasından kaçınılmasını gerekli kılıyor. Bu durum ayrıca, kendi kaderini tayin hakkı da dahil olmak üzere hiçbir istisna olmaksızın Kürtlerin talep ve haklarını karşılayan ulusal meseleye yönelik açık ve ilkeli bir vizyon sunulmasına olanak tanıyacak, Kürt sorununun ‘ulusal aşırılık, Suriye otoritesinin yatırımları, bölgesel ve uluslararası anlaşmazlıklar için bir alana dönüşme’ şansını azaltmaya yardımcı olacaktır. Daha da önemlisi, tiranlığa ve ayrımcılığa gerçekten karşı çıkan ve uluslararası insan hakları yasasına ve hakların tercihlerine saygı duyan gerçek yüzünü ortaya koyacaktır.