Abdurrahman Raşid
Suudi Arabistan’lı gazeteci. Şarku’l Avsat’ın eski genel yayın yönetmeni
TT

Seyfülislam yönetimi devralabilir mi?

Seyfülislam Kaddafi hakkında yıllardır tutuklandığına, öldüğüne, kaçtığına, muhaliflerin elinde bulunduğuna ve Fransa’nın güneyinde gizlendiğine dair rivayetler dile getirildi. Dün New York Times’a yaptığı konuşmadan dolayı Seyfülislam Kaddafi yeniden gündeme geldi ve Libya devriminde tutuklandığından beri ilk kez dünyaya kendi görüşünü takdim etti. Seyfülislam Kaddafi, özgür bir şekilde Libya’da mevcut. Ya da Seyfülislam Kaddafi’nin söylediği gibi kendisini hapsedenler, devrim kuruntusundan kurtulmalarının ardından kendisinin korumaları ve dostu oldu.
Belki de parçalanmış Libya’da Muammer Kaddafi mezarından kalkıp gelse milislerin ve paralı askerlerin hükmettiği kanlı yılların ardından ülkeyi yeniden yönetir. Libya halkının büyük bir kısmı, bu görüşü yani Kaddafi’yi kabul etmeyebilir. Fakat onlar bile sonu görünmeyen bu kötü durum için herhangi bir alternatife sahip değiller.
Seyfülislam, siyasete geri dönüp babasının yönetimini devralabilir mi?
Evet, siyasete dönüp yönetimi devralabilir. Fakat bu hayalinin önünde Libya’daki bölgecilik, kabilecilik ve kişisel çekişmelerin sonucu kan ve acı dolu bir yol var. Arap ülkelerinin yanı sıra Türkiye, İtalya, Fransa ve ABD gibi Arap olmayan ülkelerin Libya’da sahip olduğu nüfuz ya da kısmi bir etki mevcut. Bu, öfke ve kaostan yararlanarak Napolyon’un sürgünden dönüşü mü yoksa sürgün edilenlerin bir hayali mi?
Suriye gibi Libya trajedisi de gerçek bir zafer kazananı olmadan sona ulaştı. Bozuk yönetimi onarmak zor. Zira bu durum, sağduyu, uzlaşma ve taviz gerektiriyor.  Seyfülislam, Yeşil Kitap’la geri döneceğini söylüyor. Bu, çekici bir seçim vaadi değil. Seyfülislam, oğlu olsa da Muammer Kaddafi değil. Seyfülislam’ın ülkenin kaynaklarından yararlanarak ve açılım yaparak cemahiriyeyi değiştirmeye ve babasının dış maceralarını sona erdirmeye çalıştığını biliyorduk. Babasının iktidardaki son yıllarında kısmen de olsa bunu başardı. Fakat Seyfülislam, mahkûm edilene kadar yönetim koltuğunda değildi.
Rejimin yıkılmasının ardından Libya’nın ve Libyalıların içinde bulunduğu üzücü duruma işaret edip ideal seçeneğin, vaziyeti Şubat 2011 öncesine döndürmek olduğu söylenebilir. Baba Kaddafi’nin dünyası, birçok insanın yaşamak istediği gerçek dışı soyutlanmış bir dünya idi. Buna karşılık güvenliği, istikrarı ve onurlu yaşamı vaat eden herhangi bir lider, kaos yıllarının, çatışan grupların yönetiminin ve dış müdahalelerin ardından kesinlikle destek bulacaktır. Başarısız devrimin üzerinden 10 yıl geçtikten sonra Libya’nın sorunu, yönetim şeklini reddetmek değildir. Libya, parçalanmaya ve liderlerin çatışması sonucu ülkenin bölünmesine karşıdır. Artık Libya’da devlet mevcut değil, aksine milislerin hükmettiği devletçikler mevcut.
Mevcut durumda Seyfülislam, mücadele edip yönetim koltuğuna ulaşabilir. Bu olasılık, geçmişte imkansızdı. Ama bugün bu, ortaya atılan seçenekler arasında bulunuyor. Libya halkı Seyfülislam’ı kabul edecek mi? Büyük devletler ona müsaade edecek mi? En büyük zorluk da son 10 yılda yerel güçlerin gerçekleştiremediği şeyleri Seyfülislam gerçekleştirebilecek mi? Ülkeyi birleştirip başkentten yönetebilecek mi? Bu amaca ulaşmak için New York Times’a konuşmak yeterli değildir.