Şarkul Avsat Türkçe https://turkish.aawsat.com Şarkul El-Avsat gazetesi dünyaca en ünlü günlük Arapça gazetesi sayılır. Farklı dört kıtada bulunan 12 şehirde aynı anda basılmaktadır. http://feedly.com/icon.svg

Taliban…Afganistan’ın sınavı

Taliban…Afganistan’ın sınavı

Cuma, 20 Ağustos, 2021 - 08:45
Emir Tahiri
İranlı gazeteci-yazar

Cumhurbaşkanı Eşref Gani’nin Kabil’den hızlı bir şekilde kaçmasıyla birlikte kendisini İslam Cumhuriyeti olarak tanımlayan 5 rejimden ikincisinin iki yıldan biraz fazla bir süre içerisinde devrilişine şahit oluyoruz.

İlk devrilen rejim, Sudan İslam Cumhuriyeti’ydi. Geriye ise Pakistan, İran ve Moritanya’daki İslam cumhuriyetleri kaldı. Birkaç yıl önce Irak ve Suriye’nin bazı bölgelerinde kurulan ve hala kötü koku yayan İslam devletini de dahil edersek Taliban’ın son başarısına rağmen “İslami” isimlendirmesinin, bazılarının düşündüğü gibi tehlikede olmadığı sonucuna varabiliriz.

Aradaki fark şudur: Sudan’da demokrasinin tesis edilmesi için İslam Cumhuriyeti’nin yerini çekingen bir girişim alırken Afganistan’daki İslam Cumhuriyeti ise İslam Emirliği’nin ya da siyasal İslam’ın en radikal versiyonunun geri dönüşüne işaret ediyor.

Şu an şu soru gündemde: Taliban, Afganistan’da bir devlet kurmayı başaracak mı yoksa Afganistan, Batı Asya’da kontrol edilmeyen istikrarsız başka bir bölge mi olacak?

ABD destekli Gani Cumhuriyeti’nin hızlı bir şekilde düşüşü, Taliban’ın yeni bir devletin inşası için büyük ve yeterli bir halk desteğine sahip olduğuna işaret edebilir.

Buna rağmen çoğu zaman benzer durumlarda olduğu gibi genellikle görünüş, yanıltıcı olabilir. Zira Taliban, herhangi bir savaş alanında zafer kazanmadı. Çünkü Kandahar ve Leşkergah gibi birkaç yer dışında Afgan güvenlik güçleri ya teslim oldu ya da kaçtı. Son kez Afganistan’da egemen güç olarak ortaya çıktığı zaman yaşandığı gibi Taliban’ın, kılıçlarını kınlarına sokmaları için ordu komutanlarını ve polisleri ikna etmek üzere Peştun kabile mensuplarına seslendiği, güvenlik vaatlerinde bulunduğu ve dolarlarla dolu Samsonite çantalar takdim ettiği söyleniyor.

Genel olarak Gani rejimi, çoğunluğu Avrupa ve ABD’den olan yaklaşık 20 bin özel güvenlik görevlisine itimat etti. Fakat Afgan komutanlar kaçarken onlar da çatışmaya girmek için herhangi bir sebep göremedi.

Daha da önemlisi çoğu Afgan, Gani İslam Cumhuriyeti uğruna savaşmak, belki de ölmek için herhangi bir sebep görmedi. Elbette Gani rejimi, Taliban’ın sunabileceği şeylerden çok daha iyiydi. Ancak yolsuzluk, liyakatsizlik, kabilecilik ve korkaklık, direniş iradesinin oluşmasını engelledi. Bunun için bugün zayıf bir hükümetin yerini başka bir zayıf hükümet alıyor.

Afganistan’da nüfusun yüzde 76’sının yaşadığı ve “yönetim” kavramına uygun bir şekilde asla yönetilmeyen ancak nispeten güvenli olan 18 binden fazla köy bulunuyor. Son 20 yılda yapılan çeşitli anketlere göre kentlerde Taliban’a yönelik halk desteği yüzde 14’ü geçmedi. Bunun için Peştunların çoğunlukta olduğu kasaba ve şehirlerde bile hiç kimse, eve dönen çocukları karşılamaya çıkmadı. Bunun yerine insanlar, kötü hava koşullarından ya da dolu fırtınasından saklanıyormuş gibi tedbirler aldı. Şöyle ki erkekler, sakallarını uzatmaya başlarken kadınlar da ya eski burkalarının üzerindeki tozu silkeledi ya da evlerinden çıkmadı.

1970’lerin başlarında monarşinin yıkıldığından bu yana Afganistan, alternatif bir devlet yapısı inşa etmek için çeşitli girişimlere tanık oldu ve tüm girişimlerde de başarısız oldu.  Monarşiye son veren mağrur Muhammed Davud Han’ın tecrübesi ise yaklaşık 5 yıl sürdü.

Daha sonra sosyopolitik mühendislikte bir 5 yıl daha israf eden eski komünistlerin sırası geldi. Komünistlerin yerini mücahitlerle -Genellikle ABD ve bölgesel müttefikleri tarafından desteklenen silahlı muhaliflerdir- baş edebilmek için 5 yıl harcayan KGB unsurları aldı.  Mücahitler de 5 yıllık bir süreye sahipti. Bu süre zarfında Tacik, Özbek ve Peştun gruplar, enerjilerini yeni devlet yapıları inşa etmek yerine birbirleriyle savaşmak için harcadı. Bir sonraki 5 yıl ise savaşmadan Kabil’e giren Taliban’a gitti. Ancak onlar da devlet namına hiçbir şey inşa edemedi. Taliban rejimi, sadece iki ülke tarafından tanındı. Birleşmiş Milletler ise Taliban rejimini tanımadı.  

Ortaçağ İslam tarihçileri, istikrar durumunun ortaya çıkmasını 5 aşamaya ayırdı. İlk aşamada bir güç, bir kabile ya da paralı bir ordu bir toprak parçasını işgal eder. İkinci aşamada fatih, ilgili bölgede en güçlü kişi olduğundan emin olur. Üçüncü aşamada kazananlar, olası herhangi bir meydan okumanın ardından hakimiyetlerini sağlamlaştırır. Dördüncü aşamada kazanan taraf, kendisini hâkim güce dönüştürür. Bunun sonucunda da uygun bir zamanda devam etme şansına sahip yeni bir devletin ortaya çıktığı beşinci ve son aşama gelir.  

Afgan sahnesine ilk çıktığında Taliban, yarı tamamlanmış birinci aşamayı ve bazı kentsel bölgelerde de ikinci aşamayı geçemedi. Bu defa Taliban’ın daha başarılı olması için hiçbir sebep yok. Şu an Taliban, herhangi bir silahlı grubun meydan okumasıyla karşı karşıya kalmıyor gibi. Fakat bu durum, hızlı bir şekilde değişecektir. Şöyle ki rakip İslami gruplar fiili olarak mevcut ve toprağın bir bölümünü kontrol ediyorlar. Sözde DEAŞ, Kunar ve Logar’a yerleşirken “Horasan” adlı başka bir grup da Afganistan, Pakistan ve İran’ın yanı sıra Orta Asya’nın bazı bölgelerini kapsayan yeni bir hilafet inşa etmeyi vaat ediyor. Taliban’ın kendisi, Pakistan ve İran İslam Cumhuriyeti’yle ortak bir grup olmaktan çok uzak. Öte yandan Türkiye, Çin ve Rusya bile Taliban Hareketi’yle temaslara sahip gibi görünüyor.

Hareket içerisinde hâkim konumda olan Hakkani Örgütü gibi bu tarz gruplar; Vardak, Ketta ve Abdulhak Mücahitleri de dahil olmak üzere farklı gruplarla uzun bir ölümcül rekabet geçmişine sahip.

Daha tehlikelisi de Taliban, etnik kimlik temelinde ortaya çıkan yeni muhalif gruplarla karşı karşıya gelebilir.  Nüfusun yaklaşık yüzde 32’sini oluşturan Tacikler, muhtemelen Peştun hakimiyetine boyun eğmeyip kana bulaşmış bir geçmişe sahip Özbek ve Hazaralarla Taliban karşıtı eski ittifaklarını yeniden canlandırabilirler. 

Daha önemlisi de Taliban, genellikle Afgan siyasetinde mevcut olmayan kent nüfusuna dayalı bir muhalefetle karşılaşabilir. Son 40 özellikle de 20 yıllık tecrübe, bir beyin felciyle yok edilemez. Milyonlarca Afgan, farklı bir yaşam tarzını tattı. Saatin, Taliban’ın istediği gibi 1400 yıl öncesine geri alınması olası değildir. Çünkü kent nüfusunun işbirliği olmadan devlete benzer yapılar inşa etmek mümkün değildir. Taliban’ın, klasik terör taktikleriyle bu yapıları düzenlemesi kolay olmayacak.

Diğer bir ifadeyle Taliban, başarısızlığa mahkumdur ve Afganistan’ı kontrol edilmeyen bir toprak olarak bırakacak. Bu da tüm dünya için başlı başına kötü bir haberdir. Çünkü kontrol edilmeyen toprak, terör grupları için ideal bir yerdir.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya