Ömer Önhon
TT

NATO birliği ve kriz fırtınaları

NATO Dışişleri Bakanları bu yılın son toplantısını, hâlihazırda konuşmakta olduğumuz birçok olayın ortasında, 30 Kasım -1 Aralık 2021 tarihleri arasında Riga’da düzenledi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 2020 yılında ‘NATO’nun beyin ölümünün gerçekleştiğini’ söylediği açıklamasında müttefikler arasında yetersiz istişare olarak nitelediği durumdan rahatsız görünüyordu. Onu bu yorumları yapmaya iten, Suriye'deki Türk askeri operasyonu nedeniyle yaşadığı hayal kırıklığıydı. Başka bir deyişle Fransa, kendisini ‘tarihsel sorumlulukları olan bir ülke’ olarak gördüğü bir bölgede dışlanmaktan rahatsızdı.
Bu şikayetleri sunan Fransa'nın NATO’da daha az ve Avrupa Birliği’nde (AB) daha çok etkili olmasına rağmen her zaman lider ülke olduğunu belirtmekte fayda var. AB'nin bağımsız savunma kimliğinin en büyük destekçilerinden biri olan Fransa, siyasi istişare için uygun platformun NATO olmadığını, bunun yerine AB olduğunu güçlü bir şekilde savundu. Her şeye rağmen NATO söz konusu argümanları ciddiye aldı ve buna harekete geçerek yanıt verdi. Bu adımın ilk meyvesi, bugünün ve geleceğin zorluklarıyla etkin bir şekilde mücadele etmek amacıyla geliştirilen ‘NATO 2030 Gündemi oldu.
NATO şimdi de Haziran 2022’de gerçekleştirilmesi planlanan Madrid Zirvesi’nde resmen kabul edilecek yeni bir stratejik konsept üzerinde çalışıyor. Brüksel Zirvesi’nde kabul edilen önceki stratejik konsept 11 yaşında. O zamandan beri de pek bir değişiklik gözlenmedi. Yeni konseptin ‘güvenlik zorluklarını ve NATO’nun siyasi ve askeri’ uygulamalarını tanımlaması bekleniyor. Bu, bugünle ilgili geçmişten gelen unsurlar üzerine inşa edilecek. Tüm bunlar, çeşitli zorlukların ortaya çıktığı ve dünya çapında yeniden konumlandığı bir zamanda gerçekleşiyor.
ABD şimdi odağını değiştiriyor ve askeri varlıklarını yeniden düzenliyor. Avrupa ve Ortadoğu gibi büyük önem taşıyan bölgelerden taviz vermeden bunu yapmak ciddi bir meydan okumadır.
Diğer yandan Rusya ve Çin de pozisyonlarını değiştiriyorlar. Devlet Başkanı Şi Cinping’in yönetimi altındaki Çin çok daha iddialı. Rusya, tutumlar, yeni silah tanıtımları ve bazen de müdahale yoluyla varlığını genişletiyor. Ayrıca Rusya ve Çin ortak askeri faaliyetler de yürütüyorlar. Rusya ve Çin'in de ortakları ve müttefikleri var. Örneğin İran sahnede. Çin geçtiğimiz mart ayında Tahran ile düzenli petrol ve gaz sevkiyatı karşılığında önümüzdeki 25 yıl içinde 400 milyar dolar yatırım yapmak üzere önemli bir anlaşma imzaladı. Ayrıca İran uzun yıllar sonra nihayet geçtiğimiz eylül ayında Şanghay İşbirliği Örgütü'ne tam üye olarak kabul edildi.
Tüm jeostratejik ve teknolojik gelişmelerle birlikte, yeni ortaklıklar kurulduğundan, güvenlik için artık bölgesel sınırlar veya kısıtlamalar söz konusu değil. NATO Genel Sekreteri yaptığı bir açıklamada ittifakın Asya-Pasifik bölgesindeki ortaklarıyla, özellikle de Avustralya, Japonya, Güney Kore ve Yeni Zelanda ile iş birliğini yoğunlaştırması gerektiğini vurguladı. Bu açıklama, Asya'daki gelişmeler ve Avustralya, Birleşik Krallık ve ABD'yi içeren AUKUS gibi oluşumlar ve Hindistan, Japonya, Avustralya ve ABD’yi kapsayan Dörtlü Güvenlik Diyalogu (QUAD) gibi bir ittifak ile birlikte okunmalıdır.
Hem Rusya hem de Çin, NATO'da tam çıkara sahip ülkeler. NATO tarafından Haziran 2021’de yayınlanan açıklamada, Rusya’dan ‘Avrupa-Atlantik güvenliğine bir tehdit’ olarak bahsedildi. Aynı açıklamada ‘Çin'in zorluklarla mücadele edebileceği’ belirtildi.
Hatta bu referanslar altı ay içinde gelişti. NATO Genel Sekreteri’nin birkaç gün önce Riga’da yaptığı açıklamalara göre Rusya ve Çin, kurallara dayalı uluslararası düzeni baltalıyor. Rus rejimi dışarıda saldırgan, içeride de baskıcı. Çin Komünist Partisi de ekonomik ve askeri gücünü diğer ülkeleri zorlamak ve halklarını egemenlik altına almak için kullanıyor.
Çin, NATO için nispeten yeni olmasına rağmen Rusya ile ittifakın tarihi çok eskilere uzanıyor. Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından NATO ile Rusya arasındaki ilişkiler açısından yeni bir dönem yaşandı. 2002 yılında NATO-Rusya Konseyi kuruldu. Bu gerçekten de ortak çıkarları ilgilendiren çok çeşitli güvenlik konularında istişare için yararlı bir forumdu. Ancak Nisan 2014’te ve sonrasında Rusya'nın Ukrayna'ya müdahalesi, sözde seçim müdahalesi, siber saldırılar ve muhalif isimlerin ve Rus muhaliflerin hedef alınması her şeyi değiştirdi. İlişkiler gergin bir hal aldı. Konsey’in son toplantısı 2019 yılında gerçekleştirildi. Bu tarihten sonra Rusya, NATO'nun toplantı çağrılarına yanıt vermedi.
NATO ile Rusya arasındaki ilişkiler, NATO’nun casusluk faaliyetlerine katıldıkları iddiasıyla bazı Rus diplomatların akreditasyonunu iptal ettiğinde daha da kötüleşti. Rusya buna, NATO'daki misyonunu askıya alarak ittifakın irtibat misyonununu ve Moskova'daki enformasyon ofisini kapatarak karşılık verdi.
NATO Bakanları’nın Riga’daki toplantısının gündemine, Rus askerlerinin yoğun bir şekilde Ukrayna yakınlarında konuşlanması sonucu Ukrayna ve Rusya arasında yaşanan son gerginlik damgasını vurdu. NATO’ya üye ülkelerin bakanları, Ukrayna ile dayanışma içinde olduklarını ifade ettiler. Rusya'yı Ukrayna’ya yönelik herhangi bir saldırının ciddi siyasi ve ekonomik yansımaları olacağı konusunda uyardılar. Rusya ise bu iddiaları reddetti. Putin, Rusya’nın tehdit algılarını ortaya koydu. Ülkesinin, NATO'nun doğuya doğru genişlemesi ve sınırlarının yakınlarına silah konuşlandırılması konusundaki endişelerini vurguladı.
NATO'nun heybesi, yurtiçi ve yurt dışında, birçok cephede çeşitli sorunlarla ve zorluklarla dolu görünüyor. Bakanlar toplantısını farklı kılan bir diğer konu da Afganistan'da son dönemde yaşanan trajik gelişmeler sonucunda yapılması gerekenlerle ilgili değerlendirme oldu. Değerlendirme sonucu şu şekilde özetlenebilir:
Ulus inşasına özel atıfta bulunarak, bazı askeri başarılar elde etmesine rağmen bir bütün olarak NATO’nun yeterince hazırlığı bulunmuyordu ve hedefler de gerçekçi değildi. Gelecekte böyle bir şey yeniden yaşanması halinde durum farklı bir şekilde düzenlenmeli. Şu andan itibaren gelecek yıl Madrid'de düzenlenecek zirveye kadar çok şey yapılması gerekecek.