Şarkul Avsat Türkçe https://turkish.aawsat.com Şarkul El-Avsat gazetesi dünyaca en ünlü günlük Arapça gazetesi sayılır. Farklı dört kıtada bulunan 12 şehirde aynı anda basılmaktadır. http://feedly.com/icon.svg

Sudan'da ‘sıfır toplamlı’ denklemin tehlikeleri

Sudan'da ‘sıfır toplamlı’ denklemin tehlikeleri

Salı, 28 Aralık, 2021 - 11:45

Sudan, krizlerin üşüştüğü, Sudanlı güçler arasında birbirine olan güvenin kaybolduğu, yüksek sesli sloganların atıldığı ve siyasi güçlerin çeşitli çelişkili politikalar uyguladığı zor bir dönemden geçiyor. Bir tarafta devrimci olarak tanımlanan, sokağı harekete geçiren ve kendilerine tüm Sudan ulusunun talepleri hakkında konuşma meşruiyeti veren güçler var. Diğer tarafta kendilerini gerçekçi olarak tanımlayan güçler yer alıyor. Bu güçler, Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ile zorla hapsedilme döneminden sonra görevine geri dönen Başbakan Abdullah Hamduk arasında 21 Kasım'da açıklanan anlaşmayla başlayan ikinci geçiş aşamasına bir bütün olarak siyasi süreci düzeltmek için yatırım yapılması gerektiğini düşünüyorlar. Buna ilaveten, Burhan’ın 25 Ekim'de reformist ve gerekli olarak nitelendirdiği istisnai önlemleri açıklamasından önceki dönemde elde edilen ekonomik kazanımların geliştirilmesi için ikinci geçiş döneminden yararlanılması gerektiği görüşündeler.

Geçtiğimiz 4 hafta içinde meydana gelen, bu yılın son gününe kadar devam edeceği duyurulan, yeni yılda da devam etmesi muhtemel olan, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın kapılarına ve bazı iç avlularına kadar ulaşan, direniş komitelerinin çağrıda bulunduğu gösteriler, ordunun ve sivil kuvvetlerin temsilcileri olarak Burhan ve Hamduk'tan oluşan mevcut hükümetin bileşenleri üzerinde bir baskı aracı oluşturuyor. Ama aynı zamanda bu gösterileri destekleyen, tam bir sivil yönetim ve ordunun kışlalarına dönmesi çağrısı yapanlar, tüm siyasi ve sivil bileşenler üzerinde de bir baskı aracı oluşturuyor. Şüphesiz taraflar üzerindeki baskının miktarı, her bir tarafın sahip olduğu ve diğer tarafın vizyonunu engellemek için kullanabileceği araçların çeşitliliğinin boyutu arasında farklılık var.

"Müzakere yok. Ortaklık yok. Meşruiyet yok" şiarına bağlı kalanlar, ağır ekonomik krizler yaşayan ve genel olarak dengelerini yeniden kazanacağı güne özlem duyan Sudan halkının pes etmeyeceğine bahse giriyorlar. Askeri bileşen tamamen teslim olana, Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri, Komünist Parti, bağımsız meslek birlikleri ve direniş grupları literatürlerinin bahsettiği tam anlamıyla hesap vermeyi kabul edene kadar devrimci devingenliğini ve büyük fedakarlıklarını sürdüreceğine güveniyorlar. 25 Ekim kararlarından sonra uğruna sokağa döküldükleri adam dahil olmak üzere diğer unsurlar ve güçlerle herhangi bir orta noktada buluşmayı reddediyorlar. Bunlar aslında büyük ölçüde romantik, Arap ve Arap olmayan tüm halk devrimlerinde varlığı tekrarlanan, ancak çeşitli engellerle karşılaşan bir devrimci akımı temsil ediyor. “Her şey bana ve maksimum olandan feragat yok” formülü üzerinde genel olarak anlaşmış olmalarına rağmen, aralarında bir dereceye kadar ayrılık ve bölünme de var. Arkasında durulabilecekleri, onları ifade eden, onlar ve halk kitleleri adına müzakerelerde bulunan, parti, kabile ve şehir topluluklarını aşan, en önemlisi de sokağın kendisini kabul ettiği, devrim ve değişim meşruiyetini verdiği ulusal karakterde bir liderlik veya sembolden yoksunlar. Bu, mutlaka insanların daha iyi bir yaşam özlemleri ve emellerinin lehine olması gerekmeyen, dahası tam aksine yol açabilecek derin dönüşümlerin başlangıcı olan kriz aşamalarında tüm romantik devrimci güçlerin karşılaştığı büyük bir sorundur.

Başka bir deyişle, kendisi için her şeyi isteyen ama kendisinden farklı olanlardan veya ana rakip olarak gördüklerinden her şeyi esirgeyen politik psikolojik yapı, herkesi ‘sıfır toplamlı’ denklemin içine sokuyor. Böylece karşı tarafı veya tarafları kendilerini, varlıklarını ve çıkarlarını savunmak için sahip oldukları her şeyi kullanmaya itiyor. Sudan gerçeğini ve her alandaki derin çoğulcu özelliklerini düşünenler, bu sıfır toplamlı oluşumun Sudan gerçeğine hiçbir şekilde uymadığını, sorunlarını çözmeye katkıda bulunmadığını, aksine çoğu zaman onları karmaşıklaştırdığını anlarlar.

Abdullah Hamduk, dış ve iç arabuluculuklardan sonra ve bir tür sükûnet sağlayan, genel siyasi diyaloga, hızlanan ekonomik bozulma üzerinde bir tür kontrole kapıyı aralayan bir deklarasyonda formüle edilen ve ordu ile varılan anlaşmalara uygun olarak başbakanlık görevine geri dönmeyi kabul etti. Bunun ardından tutukluların serbest bırakılmasına başlandı. Bu anlaşmadan önce yapılan idari atamaların bazıları – mutlaka tamamı olması gerekmiyor- düzeltildi. Sivil ve askeri kurumlar arasında görüş alışverişini kabul esaslarına göre katılımın, partizan olmayan bir hükümet kurmanın, barışın gereklerini tamamlamaya odaklanmanın, güneyden gelen tehditlerle yüzleşmenin altı çizildi. Hamduk böylelikle öncelikle siyasi dengeyi yeniden tesis etmek için uygun bir halk desteği bulmayı, ikinci olarak geçiş döneminin gidişatını düzeltmeyi, üçüncüsü, 2023'ün ortalarında tamamlanması kararlaştırılan seçimlere hazırlanmayı, en önemli, pahalı ve değerli olan Sudanlıların kanının akmasını önlemeyi umuyordu.

Ancak Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri ile meslek birliklerinin anlaşmayı reddeden tutumları, Hamduk'un fiilen kuşatılmasına, kendisini destekleyeceğini ve onunla birlikte zorlu yolu tamamlayacağını tasavvur ettiği popüler destekçisini kaybetmesine yol açtı. İş, Burhan ile arasındaki anlaşmayı reddeden güçlerin literatürlerinde belirtildiği gibi kendisini devrimin önünde bir engel, amaçlarına muhalif ve güvenilmez olarak görme kertesine vardı. Kısaca Hamduk, siyasi gücünün en önemli unsurlarını kaybetti. Bahsi geçen güçler ses getiren duruşlarından vazgeçip bir kez daha ona ellerini uzatmadıkça, onunla birlikte ülkeyi çevreleyen muazzam zorlukları hesaba katan uygulanabilir bir yol haritası ortaya koymadıkça devrimin ve emellerinin temsilcisi olarak hareket etmesi çok zor olacaktır. Çevresindeki pek çok kişinin tekrarladığı istifa önerisi, yalnız ve desteksiz kaldığı için kendisini adadığı görevini gerçekleştirmesinin zorluğuna dair hislerinin bir teyididir.

Soru şu; göstericiler ile ordu ve güvenlik güçleri arasında kanlı çatışmalar sürerken, Hamduk'un istifa etmesi, başbakanlık makamının boşalması ve böylece anlaşma belgesinin önemini ve meşruiyetini kaybetmesi, sıfır noktasına dönülmesi halinde durum ne olacak? Eğer gerçekleşirse böyle bir gelişmenin doğrudan sonucu, daha fazla istikrarsızlık ve kontrolden çıkabilecek daha zorlu yüzleşmelere yönelimdir. Gözlemcilerin de dikkat çektiği gibi, son 4 hafta içinde gerçekleşen gösteriler doğal bir karaktere sahipti. Gösteriler, sosyal medyadaki komitelerin çağrısından etkilenerek harekete geçen gruplar tarafından düzenlendi. Gösterilerde bazıları tam sivil yönetim talebinin ötesine geçen, ordu ve polise karşı nefret çağrısında bulunan çeşitli talepler öne sürüldü.

Ulusal popülariteye sahip sembolik bir liderliğin yokluğu ile ülke, devlet, kurumlar ve insanlar olsun istisnasız herkesin bedelini ödediği bir siyasi ve toplumsal parçalanma durumuna yakındır. Sudan'ı seven ve halkının istikrar, güvenlik ve kalkınma haklarına inanan herkes böyle tehlikeli bir ihtimalden sakınmalıdır.

Darfur'daki çatışma durumu, Doğu Sudan’ın sorunları, ağırlaşan ekonomik kriz, her gün gösterilerde hayatını kaybedenler, etnik çatışmalarla dolu bölgesel ortam, Sudan'ın toprak bütünlüğüne yönelik tehditler, Faşka vb. Sudan topraklarına yönelik güney komşularının emelleri ile birlikte sıfır toplamlı oyun formülünden vazgeçmek, tartışmasız bir gereklilik haline geliyor. Bunu geçici bir sükûnet ve tüm tarafların karşılıklı tavizlerine dayalı ciddi bir müzakere süreci ve yakınlaşma noktaları arayışı, imkansız ya da neredeyse imkansız talepleri terk etme, sahadaki hareketlenmeleri her türü ve biçimi ile rasyonelleştirme izlemeli. Bunlar dışındaki her şey tehlikenin kendisidir.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya