Abdulaziz Hamad Uveyşik
Körfez İşbirliği Konseyi Siyasi İşler ve Müzakereler Yardımcı Genel Sekreteri
TT

Afganistan’ın önünde normale dönüş için kat etmesi gereken uzun bir yol var

Körfez İşbirliği Konseyi'nden (KİK) bir heyet, ABD'nin Afganistan'dan çekilmesinden bu yana ilk kez, 14 Şubat'ta Katar'ın başkentinde fiili otorite olan Taliban’ın temsilcileriyle bir araya geldi. KİK Genel Sekreterliği ve üye devletlerin temsilcilerinin katıldığı bir toplantının düzenlenmesi başlı başına bir olaydır. Ancak toplantı sadece bir protokol değildi. Aksine toplantıda Afgan halkının insani ihtiyaçları ve terörle mücadele, çalışma ve eğitim hakkı dahil olmak üzere kadın hakları, terörle mücadele ve özgürlüklere saygı hususunda Taliban'ın verdiği taahhütlerin yerine getirilmesi meselesi derinlemesine tartışıldı.
Toplantıda Taliban’ın tanıması konusu ise ele alınmadı. KİK’e üye olanlar da dahil herhangi bir ülke Taliban hareketi tarafından kurulan hükümeti tanımıyor. Bununla birlikte herkes insani yardımların ulaştırılmasının kolaylaştırılması için Taliban ile iletişim kurmayı ve örgütü uluslararası ve İslam İşbirliği Teşkilatı kararlarını uygulamaya çağırmayı önemli görüyor. Bu, fiili otoritenin zamanında kabul edilmesine ve tanınmasına katkıda bulunabilir.
KİK temsilcileri, uluslararası toplumla yapıcı iletişim kurulması ve endişe verici sorunların ele alınması gereğini vurguladılar. ABD’nin geri çekilmesinden bu yana Afganistan’daki duruma büyük ilgi gösteren üye devletler, ülkedeki durumu takip için özel komite kurdular. Afganistan ile ilgili kararların uygulanması için bir eylem planı geliştirdiler. İslam İşbirliği Teşkilatı da benzer şekilde geçen aralık ayında olağanüstü bir toplantı düzenledi. Bu toplantıda, ülkedeki durumun ele alınması için bir mekanizma tanımlandı. İnsani amaçlı bir vakıf fonu kuruldu ve bunun için özel bir elçi atandı.
KİK temsilcileri, Doha toplantısında konsey kararlarına dayalı olarak çeşitli mesajlar verdiler. Afgan halkının acil ihtiyaçlarının karşılanması ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi hususunda kararlılıklarını dile getiren üye ülkeler, yardım konvoylarının korunması ve ihtiyaç sahiplerine yardımların ulaştırılması için uluslararası desteğin harekete geçirilmesi konusundaki arzularını ifade ettiler. KİK, Taliban temsilcilerine Afganistan'ın egemenliğine, bağımsızlığına, birliğine, toprak bütünlüğüne saygı duyulması ve içişlerine karışılmaması konusundaki konsey kararları hakkında bilgi verdi. Aynı zamanda ulusal uzlaşının, Afgan halkının beklentilerinin karşılanmasının ve Afgan halkının tüm bileşenlerinin çıkarlarını dikkate alan uzlaşmaya dayalı bir siyasi çözüme ulaşmanın önemini vurguladı.
KİK temsilcileri, DEAŞ/Horasan örgütünün arkasında olduğuna inanılan Afganistan'a yönelik terör saldırılarını kınayarak güvenlik ve istikrarı artırmak için Afganistan ile dayanışma içinde olduklarını teyit ettiler. Bu hususta, terör örgütlerinin başka ülkelere saldırmak ve zarar vermek için bu toprakları kullanma konusundaki endişelerini dile getirdiler. Bu nedenle fiili otoritenin, topraklarının herhangi bir terörist grup tarafından veya uyuşturucu ihracı için kullanılmamasını sağlaması gerektiğini vurguladılar.
Doha’da gerçekleştirilen toplantıda başlıca gündem maddesi insani durumdu. Nitekim Dünya Gıda Programı, Afganistan’da şu an yaşanan durumu dünyadaki en büyük insani kriz olarak kabul ediyor. Bu haliyle Afganistan, Suriye, Yemen, Güney Sudan ve Etiyopya'yı geride bıraktı. 23 milyon Afgan gıda kıtlığıyla karşı karşıya. Bunlardan 9 milyonu açlıktan mustarip. Birleşmiş Milletler (BM), Afganların yüzde 97'sinin 2022 yılı içinde yoksulluk sınırının altında olacağını tahmin ediyor.
ABD’nin geri çekilmesiyle savaşın sona erdi. Sonrasında paradoksal bir şekilde, genellikle savaşların bitiminin ardından olanın aksine insani durum daha da kötüleşti. Bunun temel sebebi, Taliban’a uygulanan yaptırımların getirdiği izolasyon ve ülkenin yurt dışındaki varlıklarının dondurulmasıdır. Durum, 22 Aralık 2021 tarihli 2615 sayılı Güvenlik Konseyi kararından sonra nispeten iyileşti. Kararda insani yardımlar bu yaptırımların sonuçlarından hariç tutulsa da şu ana kadar taahhüt edilen yardımın gerekenin altında olması nedeniyle durum halen kritik.
Afganistan dünyanın en yoksul ülkelerinden biriydi. Halen de öyle. Yardımlar ne kadar cömert olursa olsun 40 milyona yaklaşan nüfusunun ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Çünkü yardımlar hiçbir zaman ülkedeki ekonomi çarkının işlemesine, yatırımların ve ticari etkileşimlerin teşvikine alternatif olamaz. Almanya ve İngiltere'nin toplamından daha geniş bir alana sahip olan ülke altyapıdan yoksun. Sovyetler Birliği’nin 1979'daki işgalinden bu yana, kırk yıllık savaşta ülke altyapısı büyük oranda tahrip oldu. Afgan ekonomisinin yeniden inşası büyük yatırımlar ve bunun için ülkedeki barış ve istikrarın yeniden sağlanmasını gerektiriyor. Ancak tüm bunlar, Güvenlik Konseyi ve başka ülkeler tarafından Taliban'a uygulanan yaptırımların kaldırılmasına veya hafifletilmesine bağlıdır. Çünkü 2615 sayılı Güvenlik Konseyi kararı yaptırımlardan sadece insani faaliyetleri ayrı tutuyor.
Yaptırımların kaldırılması, Taliban'ın terörle mücadele, insan haklarına saygı ve ulusal uzlaşma ile ilgili uluslararası taleplere olumlu yanıt vermesine bağlı. Taliban temsilcileri, geçiş koşulları ve güvenliğin sağlanması ihtiyacını göz önünde bulundurarak bu taleplere yanıt vermeye hazır olduklarını ifade ettiler. Ayrıca sadece insani yardım sağlayarak değil, aynı zamanda yatırım ve ticaret yaparak, kalkınma ve teknik yardımlarda bulunarak, üniversiteler ve özel sektörle faydalı ortaklıklar kurarak Afganistan'ın kurtarılmasında Körfez ülkeleri başta olmak üzere esas olarak İslam ülkelerine güvendiklerini dile getirdiler. Savaşlar Afganistan'ı yoksul bıraktı ve ülkedeki idari ve mali yolsuzluğun yanı sıra uyuşturucu bağımlılığı yayıldı. Bu koşullar ülkeyi, terörizm ve gençlerin terör örgüleri için savaşmalarına verimli bir alan haline getirdi.
Afganistan'ın önünde güvenliği, istikrarı ve sosyal güvenliği yeniden sağlayıp normal duruma dönmesi için kat etmesi gereken uzun bir yol var. Doha toplantısı, Afganistan’daki fiili otorite ile Körfez İşbirliği Konseyi temsilcileri arasında doğrudan iletişimin başlangıcı oldu. Toplantının sonunda taraflar iletişimin sürdürülmesinin ve alınan kararların uygulanmasının takibi hususunda anlaştılar.