Şarkul Avsat Türkçe https://turkish.aawsat.com Şarkul El-Avsat gazetesi dünyaca en ünlü günlük Arapça gazetesi sayılır. Farklı dört kıtada bulunan 12 şehirde aynı anda basılmaktadır. http://feedly.com/icon.svg

Lübnan seçimleri ve Sinyora’nın girişimi

Lübnan seçimleri ve Sinyora’nın girişimi

Cuma, 4 Mart, 2022 - 10:00
Rıdvan Seyyid
Lübnanlı akademisyen, siyasetçi- yazar Lübnan Üniversitesi'nde İslami ilimler profersörü

Eski Lübnan Başbakanı, Mustakbel Hareketi’nin lideri Saad Hariri, bilindiği gibi seçim ve siyaset arenasından emekli oldu. Henüz Hariri emekli olmadan önce Sünni arenasını kaos ve parçalanmışlık kaplamış olsa da, Saad Hariri'nin seçim ve siyasetten çekilmesi (ne aday olması ne de aday göstermemesi) işleri daha bulanık, belirsiz ve iç karartıcı hale getirdi.

Herkes ve özellikle de Sünniler için can sıkıcı bu atmosferin ortasında, Eski Başbakan Fuad Sinyora, ulusal ve İslami sabiteler temelinde birleşmeyi, Sünni kitleleri çekimser kalmayıp seçimlere güçlü bir şekilde katılmaya motive etmeyi amaçlayan bir girişim başlattı. Sinyora’nın sandık başına gitme çağrısına Lübnan Müftüsü ile mevcut Başbakan Necip Mikati de katılarak destek verdi.

Birkaç ay boyunca Sinyora, Saad Hariri'yi seçim ve siyaset arenasında kalmaya ikna etmeye çalıştı. Bununla da kalmadı, Beyrut'tan ve diğer bölgelerden Sünni şahsiyetlerle ve gruplarla yüzlerce toplantı yaptı. Gençliğin rolünü teyit etme, kamusal konularla ilgilenecek yeni seçkinlerin ortaya çıkması ihtiyacı konusundaki görüşlere katıldı. Aynı zamanda, Hizbullah'ın devleti ve karar mekanizmasını ele geçirmesine, Avn döneminde hüküm süren ve Lübnan'ın yaklaşık 3 yıldır muzdarip olduğu ve olmayı sürdürdüğü büyük krizin nedeni olan yolsuzluk ve yozlaşmaya muhalif diğer taraflarla istişarelerde bulundu.

Silahlı Hizbullah ve Avncı yolsuzluk, Lübnanlıların bir yüzyıldan fazla bir süre içinde gerçekleştirdikleri tüm başarıları devirdi. Siyasi kesimden artıklarla ve iş adamlarıyla birlikte bu iki grup, 2018 seçimlerinde olduğu gibi şimdi de hiçbir şey olmamış gibi yeniden seçimle ilgili meselelerde ön plandalar. Mantıkları şu; bu seçimler ya yapılmaz, yapılırsa da daha önce seçimleri uzun süredir ihlal ettikleri hak ve hukukla değil, yalanla kazandıkları gibi onlar kazanmalılar!

Sinyora'nın önerisi nedir? Bu öneri; ulusal ve anayasal sabitelere, Ulusal Mutabakat Belgesine ve Taif Anlaşmasına geri dönüş, bir arada yaşamanın gerekliliklerine ve Lübnan'ın ulusal, Arap ve uluslararası meşruiyetine bağlılık, ülkeyi milis silahından, İran etkisinden ve Lübnan'ın barışına ve Arap ilişkilerine yönelik mevcut düşman akımdan kurtarma çağrısıdır.

Düzeltme ve kurtuluş için sandığa gidilerek gerçekleşecek bu barışçıl değişim, Sünniler dahil her vatandaşın hakkıdır. Ama Sünnilerin deyim yerindeyse özel görevleri de vardır. Onlar her zaman ulusal bütünlüğü temsil ettiler. Hristiyan ve Şii radikaller vatanın yaralı bedeni üzerinde savaşırken kimseye karşı silaha sarılmadılar. Sonra Şiiler ve Hristiyanlar 2006'da herkese karşı anlaştılar ve bunun sonucunda Lübnan bugünkü haline geldi. Ayrıca  var olan sistemin düzenlemelerine göre hükümete veya yürütme organına başkanlık eden kişi Sünni olmalıdır. Düzenin sağlanmasından,  ülkenin bağımsızlık, güvenlik ve esenliğinin savunulmasına kadar sorumlulukları üstlendikleri için 3 Sünni başbakan ile Müftü Şeyh Hasan Halid’i şehit verdiler.

Taif’e güçlü bir şekilde katılan eski Başbakan Refik Hariri’nin ülkeyi yeniden imar eden ve Lübnan'ı Arap ve uluslararası arenaya geri döndüren olduğu herkes tarafından biliniyor. Refik Hariri’nin şehit olmasından sonra 2005-2009 yılları arasında başbakanlık görevini üstlenen Fuad Sinyora'nın bu ismi hak eden son başbakan olduğunu da herkes biliyor. Zira ondan sonra iki radikal grup, silahlı Şii Hizbullah ve azınlıklar ittifakını savunan Avncılar siyaset arenasına hakim oldu ve başbakan'ın konumu Taif öncesindeki haline döndü!

Eski Başbakan Sinyora’nın kamu parasını koruma konusunda çok soylu bir geçmişi var. İki başbakanlık döneminde büyüme oranı yüzde 9'a ulaştı. Nahr el-Bared kampındaki sözde köktendinci Suriye rejimi ajanlarıyla savaştığını, Başbakanlık Sarayı’nda Hizbullah ve Avncılara 18 ay direndiğini unutamayız. Onun döneminde Lübnan'ın Arap ve uluslararası toplumla ilişkileri çok iyiydi. 2006'da ordunun Güney Lübnan’a girmesini ve o tarihten bu yana Güney ve Lübnan’ın güvenliğini korumasını sağlayan 1701 sayılı kararın şartlarını hazırlayan da oydu. Arapların da yardımıyla rekor bir sürede ülkeyi yeniden imar etti. Sinyora, cesur ama pervasız değil. Politik ve ekonomik yönetimde mükemmel ve herkesin duygularını önemseyen birisi. Lübnan için asla Arapların olmadığı ne bugün ne de gelecek hayal etmedi.

Sinyora çağrıda bulunmak ve teşvik etmekle yetinmiyor. Buna ilaveten, başta Beyrut olmak üzere diğer tüm bölgelerden geniş bir danışma grubu oluşturmayı amaçlıyor. Bu grup, ister Beyrut'ta ister diğer bölgelerde olsun, herkesi dinliyor ve her seçimin gerektirdiği ittifakları göz önünde bulundurarak adaylık için nitelikli ve bağımsız adaylar arıyor.

Ancak sadece bunlar değil, zorluklar da göz korkutucu. Seçim yasası gerçek bir halk iradesini kristalize etmeye uygun değil. Silahlı Hizbullah, silahlarıyla, ışıltısıyla, kaynağı bilinmeyen parasıyla seçimlere ilerliyor. Tüm bunlara ek olarak Sünnilerin çoğu kıskanılmayacak sosyal ve ekonomik koşullar içinde. Silahlı Hizbullah’a bağlı Direniş Tugayları’nın Sünni toplulukların içine sızmasına ilaveten, Beyrut, Trablus ve diğer bölgelerdeki pek çok kişi liyakatli olmasa da çöküş zamanlarında olduğu gibi, öne çıkıp başı çekecekler.   Eski başbakan Sinyora tüm bu detayların farkında. Yıllar önce siyasi arenadan ulusal arenaya geçmişti. Sünni topluluğunun seçimleri boykot edip katılmamasının, oy kullanmamasının sadece kimlik kargaşası ve rol kaybına yol açmayacağını, aynı zamanda doğa boşluğu kaldırmadığı için yozlaşmışların kalıntıları, eski ve yeni takipçiler arasından kişilerin kazanmasına yol açacağını da biliyor.

Tüm bunları söylediğimizde, arena, özellikle de Sünni arenası boş gibi görünüyor, ama bu doğru değil. Aksine silahlı grubun, yozlaşmışların ve yandaşlarının deklare edilmiş hegemonyası ortasında, Sünniler arasında liderlik etmek ve karşı çıkmak konusunda tereddütlü de olsa başı çekebilecek birçok insan var. Bu nedenle, Fuad Sinyora gibi saygın bir şahsiyetin ortaya çıkışı, birçoklarını çekimserlik ve korku maskesini çıkarmaya zorlayacaktır. Sinyora'nın her zaman tekrarladığı İngilizce bir cümle vardır: Stand up to be counted! Yani, sayılmak ya da hesaba katılmak için ayağa kalk veya buna benzer bir anlama geliyor.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya