Şarkul Avsat Türkçe https://turkish.aawsat.com Şarkul El-Avsat gazetesi dünyaca en ünlü günlük Arapça gazetesi sayılır. Farklı dört kıtada bulunan 12 şehirde aynı anda basılmaktadır. http://feedly.com/icon.svg

Medya savaşı oyunu

Medya savaşı oyunu

Pazar, 20 Mart, 2022 - 12:45

Savaş meydanları ne kadar hararetli olursa, medya ve sosyal paylaşım sitelerindeki gürültünün hiddeti o kadar büyük olur. Bu ikisi arasında gerçekler kasıtlı olarak örtbas edilir. Gerçek, isimlerini ve kimliklerini kaybeden ve savaş bittikten sonra istatistiklerde yayınlanan rakamlara dönüşen kurbanların yer aldığı çok uzun bir listeye eklenen bir kurbana dönüşür.

Yaklaşık bir aydır Ukrayna toprakları üzerinde şiddetle devam eden savaşın önceki savaşlardan bir farkı yok. Ukrayna savaşı yerin üstünde ve gökyüzünün altında kızışmadan önce Batı medyasında davullarının çalınmaya başlamış olması dikkat çekici. Batı'da daha belirgin olsa da her iki tarafta da görülen bu medya savaşı, Rus medyasının Batı ülkelerindeki kanalları engellemesinin sonucunda eşi görülmemiş bir dezenformasyon seviyesine ulaştı. Yayınlanan haberlerde bilinçli bir takipçinin bile gerçekleri yalanlardan ayırması zorlaşmışken, gün boyunca kocaman bir medya makinesinden kendisine yöneltilen aralıksız bir medya bombardımanına maruz kalan sıradan bir vatandaş ne yapsın.

Geçtiğimiz çarşamba şaşırtıcı bir şekilde, önce İngiltere'de, sonra diğer Batı ülkelerinde bu devasa medya makinesi Ukrayna savaşı ile ilgili haberleri ve gelişmeleri an be an naklettiği olağan tutumundan 180 derece çark etti. Bunun nedeni, İran'ın geçtiğimiz günlerde Tahran'da hapishanede casusluk suçlamasıyla yatan ancak bu suçlamaları reddeden çifte vatandaşlığı olan iki İngiliz vatandaşını (70’li yaşlarda bir erkek ve bir kadın) serbest bırakmasıydı. İngiliz medyası, Ukrayna savaşıyla ilgili gelişmeleri naklettiği olağan programlarını birdenbire keserek, an be an iki İngiliz vatandaşının salınmasına ilişkin gelişmeleri ve hapisten çıktıktan sonraki hallerini aktarmaya yöneldi. Televizyon kanallarının ekranlarını, geçtiğimiz haftalarda alışık olduğumuzdan farklı simada yorumcular işgal etti. Bütün gün ve sonraki gün askeri haritalar kayboldu ve askeri yorumcular gözükmedi. Serbest bırakılma haberlerine ilişkin sevinçli hava ve İngiliz medya makinesinin bununla ilgilenme şekline bakıldığında sanki İngiltere olağanüstü bir zafer kazanmış gibiydi. Ancak görmemiz gereken gerçek şu ki, bu zafer medyanın gösterdiği gibi yüzde yüz İngiliz zaferi değildi. Aslında, Tahran hükümetini özellikle şu an iki mahkumu serbest bırakmaya iten nedenleri tam olarak bilmiyoruz.

Burada kastedilen şey, İran’ın geçmişte bir silah anlaşması karşılığında verdiği paraların İngiltere silahları teslim etmediği için iade edilmesi şeklindeki şartlarının İngiltere hükümeti tarafından kabul edilmesi değil. Bence, İngiltere açısından değil İran açısından özellikle bu zamanda mahkumları serbest bırakma kararı tesadüfen gelmedi. Kasıtlı yapıldı. Burada amaç, İran’ın Moskova'daki Rus müttefiki üzerindeki yoğun medya baskısını sınırlı bir süreliğine de olsa hafifletebilmek için medyada göz ardı edilemeyecek kadar büyük bir sansasyon yaratmaktı.

Tahran'daki iki İngiliz mahkumun davasını takip edenler hiç şüphesiz, iki mahkumun serbest bırakılması karşılığında İran’ın paralarının geri iade edilmesine ilişkin iki hükümet arasındaki müzakerelerdeki gelişmelerden haberdardır. Tahran hükümeti, mahkumları serbest bırakmayı savaşın sonuna kadar erteleyebilirdi. Çünkü bunun bir acelesi yoktu. Doğrusu bu hamle hedeflenen amacına ulaşmayı başardı. İki mahkumun serbest bırakılmasının ertesi günü yayınlanan tüm gazetelerin ön sayfalarında Ukrayna savaşı meselesi kaybolarak yerini iki mahkumun fotoğraflarına, tutuklanmalarına ilişkin basında çıkan haberlere, serbest bırakılmalarının sevincine, dönüş yolculuklarına, yorumcuların analizlerine vb. bıraktı. Çok büyük olasılıkla Moskova'daki Rus liderler, Batı medyasının Ukrayna'da olup bitenleri bırakarak başka bir tarafa döndüğünü görünce bir rahatlama hissettiler.

Bunun tesadüf eseri olduğu söylenebilir ancak bence bu oldukça zayıf bir ihtimal. Çünkü hapishane kapılarının anahtarları Tahran hükümetinin elindeydi. Bu kapıların şimdi mi açılacağına yoksa sonra mı açılacağına tek başına karar veren O’ydu. Kendisi şu anda tam olarak belli olmayan ancak zamanla anlaşılacak hedeflere ulaşmak için bu dönemde kapıları açmayı seçti.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya