Şarkul Avsat Türkçe https://turkish.aawsat.com Şarkul El-Avsat gazetesi dünyaca en ünlü günlük Arapça gazetesi sayılır. Farklı dört kıtada bulunan 12 şehirde aynı anda basılmaktadır. http://feedly.com/icon.svg

Genel öfkenin ortasında Suriyeliler!

Genel öfkenin ortasında Suriyeliler!

Salı, 3 Mayıs, 2022 - 11:15
Fayez Sara
Suriyeli gazeteci-yazar

Dünyada belki de öfkelenmeye en çok hakkı olan insanlar Suriyelilerdir. Bu ne bir dilek ne de bir arzu, daha ziyade Suriyelilerin başına gelen ve sadece saymak değil, sonuçlarını tek tek söylemek için de zamana ihtiyaçları olduğu felaketlerle bağlantılı bir davranıştır. Suriyelilerin bu sonuçların üstesinden gelmek, insanların öldürülmesi, yerlerinden edilmesi, devlet ve toplumun gücünün ve kapasitesinin yok edilmesinden sonra normal bir yaşama dönmek için daha fazla zamana ihtiyaçları var. Bu saydıklarımıza ilaveten, Suriyelilerin öfkelerinin bir nedeni daha var. O da kaynağı kesintisiz, artan, bugün siyasi marjinalleşme, ekonomik ve sosyal çöküş içindeki mevcut çile ve sıkıntılarıdır. Bu çöküş ile birlikte rejimin seçkinleri, savaş lordları ve tüccarları dışında Suriyeliler açlık, susuzluk, hastalık ve soğukta yaşama, olası bir yakın çözüm umudu kapısının neredeyse kapanması noktasına ulaştılar. Esed rejimi ise Suriyelileri yukarıda belirttiğimiz hale getirdikten sonra İranlı ve Rus müttefiklerinin yardımıyla varlığını sürdürüyor. Hatta “Suriye halkının dostu” olarak tanımlanan ülkeler ve güçler de dahil dünyanın sessizliği ortasında, bu rejimi uluslararası topluma yeniden pazarlamak isteyenler var.

Bu hali ile durum, Suriyelilerin öfkeli olmasını, dahası dünyanın öfkeli olmasını hak ediyor. Suriyelilerin yaşadıklarına sessiz kalınamaz; buna sessiz kalınmamalı. Çünkü insanlar için insani ve ahlaki bir meydan okumayı temsil ediyor. Yerel, bölgesel ve uluslararası düzeylerde devletlere, organlara ve kurumlara siyasi ve yasal bir meydan okuma oluşturuyor. Avrupa'yı yıkıcı bir küresel savaşa dönüşebilecek bir savaşa iten Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin temsil ettiği ilk yansımalarının gölgesinde, yerel ve uluslararası içeriğiyle tüm değerlere, normlara ve hukuka aykırı olduğundan yaşananlar ve yaşanmakta olanlar kabul edilemez.

Suriyelilerin öfkelerini genel ya da belirli bir konu ya da olayla ilgili olsun olmasın farklı şekillerde ifade etmeleri doğaldı. Belirli bir konu ya da olay derken şu an Türkiye'nin mültecilerin dönüşü konusundaki tutumu ve Esed rejimi ile normalleşme eğilimi, Suriyeli mültecilerin Almanya'dan kovulması, İsveç'te Suriyeliler dahil olmak üzere mültecilerin çocuklarının ebeveynlerinden koparıp alındıkları hakkında söylenenleri kastediyoruz. Bütün bunlar Suriyelileri bireysel olarak yayınlar ve toplu açıklamalar, iletişim araçları üzerinden yürütülen tartışmalar ve diyaloglar, basında yayınlanan makale, analiz ve açıklamalar yoluyla medya ve sosyal medyada kendilerini ifade eden öfke dalgalarına katılmaya itiyor. Bunların hepsi rejim ve müttefiklerinin suçları, uluslararası toplumun, devletlerin ve organlarının Suriyelilerin başına gelenlerle yüzleşmedeki başarısızlığı, muhalefet ve ona yakın sivil toplum kuruluşlarında çalışanların işlediği suçlar da dahil sonuçlara dayalı şikayetleri pekiştiren öfkeyi körüklemeye katkıda bulundu.

Suriyeliler arasındaki bu öfke dalgasının genişliği, onu çevreleyen sorunların boyutuyla paralellik gösteriyor. Kendisi taraflar ve insanlar arasındaki kaos, siyasi karışıklıklar ve anlaşmazlıkların tam bir örneği. Öyle ki öfke dalgalarının Suriyelilerin gerçekliği üzerinde, Esed rejimi ve müttefiklerinin politikalarının ve suçlarının yol açtığından daha az zarar verici olmayan ağır izler bıraktığı söylenebilir. Bu öfkenin bazı içeriklerine yapılan hızlı geri dönüşlerin özü de bunu doğruluyor. İlk geri dönüşler, siyasi ve silahlı muhalefet liderlerine, yerel ve sivil faaliyetlere yönelik kampanyalar ile ilişkili. Bunların çoğu yaygın bir biçimde suçlamalara maruz kaldılar ve çoğu zaman suçlamalar dedikodunun ötesine geçip belgelere veya gerçeklere dayanmıyordu. Dahası muhalefetin milyarlarca doları kaybettiği veya yağmaladığı ya da bazı grupların rejim ve onun aygıtıyla bağlantılı olduğu gibi bazı suçlamalar tam bir hayal ürünüydü. İkinci grup geri dönüşler, Bu, Arap Körfez ülkeleri, Türkiye ve Almanya gibi devrim yıllarında Suriyelilere yardım sağlayan yönetimler de dahil olmak üzere ülkelerin tutumlarıyla ilgili. Bu ülkelerde öfkelilerin suçlamalarından ve onlar tarafından hedef alınmaktan kurtulamadılar. Ülkelerden birinde bazı yetkililerin yaptığı bir açıklama ya da aldığı tavır, öfkeli tarafın öfkesini kendisine ve vatandaşlarına da yöneltmesi için yeterli.

İçeriği ile öfke dalgası, Suriye devriminin durumunu kötüleştirdi. Kaosu yaydı, seçkinleri yok etti, örgütlü ve etkili liderler ile siyasi ve idari çerçeveler yaratmasını engelledi. Anlaşmazlıkları ve iç çekişmeleri genişletti. Suriyelilerin kardeşlerini ve dostlarını gücendirdi. Dünyanın farklı yerlerinde Suriyelilere karşıt eğilimleri güçlendirdi. Bu, pek çoklarını hayal kırıklığına ve umutlarını yitirmeye itti. Özellikle de öfke dalgaları ve onlara eşlik eden konuşmaların ve tartışmaların hedefleri arasında pratik sonuçlara ve formüllere ulaşmanın olmadığı gerçeği göz önüne alınırsa...

Suriye meselesi veya bazı konuları ile ilgili bir fikir veya vizyon oluşturma noktasına ulaşıldığının söylendiği bazı durumlarda da bu fikirlerin ve vizyonların sahipleri, ya eksiklik ya da yetersizlik nedeniyle pratikte söz konusu meseleleri aşamadılar. Özetle olumlu bir sonuçları olmadı. Aksine, arkasında rejim ve müttefiklerinin olduğu izlenimi veren bir olumsuzluk kaynağına dönüştüler. Nedeni de rejime ve müttefiklerine paha biçilmez hizmetler sunan bazı dalgaları, içerikleri ve sonuçlarıdır. En öne çıkan sonucu ise Suriyelilerin barışa ulaşıp Esed rejiminden kurtularak hayatlarını, nesillerinin ve ülkelerinin geleceğini değiştirme, tüm Suriyeliler için özgürlük, adalet ve eşitlik sağlayan yeni bir rejim kurma hedeflerine doğru ilerlemelerinin geciktirilmesi oldu.

Bahsi geçen öfkelilerin dışındaki diğer Suriyeliler öfkelerini ifade etmekte daha az keskin bir yol takip ettiler. Bunlar ikiye ayrılıyorlar. İlki, siyasi ve silahlı grupların yanı sıra yerli ve sivil gruplar dahil olmak üzere organize gruplar. Grupların çeşitliliği ve çokluğu nedeniyle öfkenin dışavurum formülleri de çoğaldı, kendi içinde farklı şekil ve seviyelere büründü. Bu grupları zayıflatan ve çoğunu sona erdiren iç çatışmalar yaşandı. Çoğu silahlı grubun sonu de bunun açık bir örneğidir.

Siyasi gruplara gelince... En belirgin örneği olan ve önce Ulusal Konsey, ardından Ulusal Koalisyon adını alan oluşum, rejim ve yandaşlarıyla mücadelede siyasi bir rota çizdi. Ancak bazıları bu gruplarla, bazıları da bölgesel ve uluslararası çevreyle ilgili çeşitli nedenler bu çabaları engelledi. Bu grupların çoğu, özellikle de Suriye çatışmasını silahlanma ve militarizme, ardından İslamlaştırma ve mezhepleşmeye götürmekte silahlı gruplarla birlikte oynadıkları rolün gölgesinde, Suriyelileri daha çok öfkelendiren bir başka meseleye dönüştüler. Zira militarizm, İslamcılık ve mezhepçilik, Esed rejiminin 2011 baharındaki başlangıcından bu yana devrimi sürüklemeye çalıştığı dönüşümlerdi.

Başarısızlık organize grupların deneyimlerinin genel bir özelliği gibi göründüğünden çok azı çalışmalarında başarılı oldu. Mensuplarının öfkesini gidişatı ve sonuçları açısından olumlu bir eyleme dönüştürmekte daha iyi modeller sundu. “Beyaz Miğferler” olarak bilinen sivil savunma ekibi ve Suriye Vatandaşlık Birliği gibi insan haklarını savunan bazı sivil toplum kuruluşları gibi...

Suriyelilerin ikinci tür öfkesi, bunu çeşitli olumlu sonuçlara dönüştürmek için mücadele eden Suriyeli bireylerinkiydi. Bu gruptan olanların mücadelelerinin olumlu sonuçları, siyasi, ekonomik, kültürel ve yaratıcı faaliyetlere adanmış bireysel doğalarına rağmen genel içeriği ile sığındıkları ülkelerde Suriyelilerin göze çarpan bir varlık oluşturmalarını sağladı. Bu tür insanlara, aktivistler Ömer el-Şuğri, Raca Bennut, sanatçı Malek el-Candali, kültür aktivisti Hassan Abbas, Mısır, Türkiye, Batı Avrupa ülkeleri ile diğerlerindeki yüzlerce iş insanı gibi tanınmış başarılı insanlar örnek verilebilir. Ama bunlarla da sınırlı değiller.

Suriyelilerin çoğu, fkeleri ile olumsuz sonuçları pekiştirdilerse ve bunu, içinde bulundukları koşulları ve çevrelerini değiştiren olumlu bir eyleme dönüştürmedilerse bu kaçınılmaz bir kader değil. Aksine bazıları, ister genel deneyimler yoluyla isterse birçok bireysel deneyimle öfkelerini kamusal ve kişisel düzeyde olumlu eylemlere dönüştürmeyi başardılar. Bu, Suriyelilerin, özellikle de seçkinlerinin sakinleşmeye, saflarını ve genel koşullarını yeniden hizaya sokma gereksinimleri olduğu anlamına geliyor. Davalarını ve kapsadığı konuları ele almayı ve kendisi ile bağlantılı taraflarla ilişkilerinin şeklini ve yöntemlerini yeniden düzenlemeliler. Bununla birlikte son 10 yılda yerleşen olumsuzluktan olumlu bir bağlama geçiş yapmalılar. Bu bağlam, davalarına içinde bulunduğu felaketten çıkış için daha iyi bir şans sunuyor. Davaları için barışı sağlayan, Suriye meselesinde ve Suriyelilerin durumunda kapsamlı bir değişim gerçekleştiren bir çözüme doğru ilerleme fırsatları sağlıyor.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya