Şarkul Avsat Türkçe https://turkish.aawsat.com Şarkul El-Avsat gazetesi dünyaca en ünlü günlük Arapça gazetesi sayılır. Farklı dört kıtada bulunan 12 şehirde aynı anda basılmaktadır. http://feedly.com/icon.svg

Suriye'de üçüncü tarafların savaşları

Suriye'de üçüncü tarafların savaşları

Çarşamba, 18 Mayıs, 2022 - 11:00
Fayez Sara
Suriyeli gazeteci-yazar

Pek çok kişi Suriye'de yaşananları iç savaş olarak nitelendirirken, onlar arasından büyük bir kesim buradaki savaşın Esed rejimi ile Suriyelilerin çoğunluğu arasında olduğunu söylüyor. Bu açıklamanın doğruluğu ve tarafların dayanaklarının ve gerekçelerinin ne olduğu bir kenara, her iki taraf da Suriye'de yaşananlara ilişkin herhangi bir işarette bulunmanın ötesine geçiyor. Zira burada yaşananların en önemli yönlerinden biri, bölgesel ve uluslararası tarafların Suriye’deki savaşıdır. Bununla ilgili mesele, Suriye ihtilafının başlangıcında belirsiz görünse de, giderek daha açık ve net hale geldi. Meselenin bu derece açık hale gelmesinin sebebi ise Suriye savaşına doğrudan bölgesel ve uluslararası müdahalelerin başlamasıdır. Bu müdahalelerle birlikte ülkeye askerler, uzmanlar ve teçhizat sevk edildi. 2015'teki Rus müdahalesi bunun açık bir örneğiydi.

Suriye protesto hareketi barışçıl bir şekilde başladı ve evvelemirde şiddet, cinayet ve tutuklama ile karşılandı. Sonra durum daha da şiddetlendi ve kurbanların saldırganlıkla yüzleşmeleri için kapıları açtı. Rejimin başındaki ismin de bu sahnenin arkasındaki kuliste ardı sıra adımlar atıldı. Buradaki en önemli detaylardan biri, ülkeye sızmayı başaran ve sızmak isteyen ya da yakınlarda bir yere mevzilenmek isteyenler, sadece olup biteni incelemek ve anlamak amacında değillerdi. Aksine durumun gidişatını ve sonuçlarını etkilemek için bir dayanak elde etmek istiyorlardı ve ülkedeki karmaşık koşullar bölgesel ve uluslararası sızıntılar için altın fırsatlar sağladı.

Esed rejimine yakın olanlar, diğer cephedeki ülke, kurum ve gruplardan olanlarla birlikte önceki faaliyetlere katıldılar ve buna bir bakıma Suriyelilere karşı savaşında rejime dolaylı bir katılımı da eklediler. Uzmanlarını Suriye'ye gönderen İran'ın tavrında bu açıkça görülüyordu. Hizbullah Suriye'deki verileri ve değişkenleri incelerken, Rusya teçhizat, silah ve mühimmatının hacmini artırdı. Muhalefet (aralarında ben de vardım) Moskova büyükelçisine bu silahların Suriyelileri öldürmek amaçlı kullanılacağını söylediğinde büyükelçi, bunun iki taraf arasındaki anlaşmalar bağlamında yapıldığını vurguladı.

Tarafların hazırlıkları devam ederken, sınırlar dışarıdakilere ve içerdekilere ardına kadar açıldı. Ateşten ve zulümden kaçanlara yerlerinden edilen ve savaştan kaçan kimseler olarak bakılmadı, oysa çoğu böyleydi. Bazıları üçüncü taraflarca yerel siyasi ve askeri araçlar olarak kullanıldı ve girenlerin çoğu, özellikle aşırılık yanlısı gruplarla bağlantılı olanlar, daha sonra el-Nusra, Heyet Tahrir'uş Şam (HTŞ) adını alan el-Kaide'den ve DEAŞ’tandı. Bu kimseler silahlandırıldılar ve korundular ki Suriye savaşında onların araçları arasında yer alabilsinler. PKK ile yakın ilişkisi bulunan Demokratik Birlik Partisi'ne (PYD) katılmak üzere kuzey Irak, Türkiye ve diğer yerlerden gelen Kürtler de bu sürece dahildir. Ayrıca İran Suriyeli milisleri ve aynı şekilde Rusya da silahlı Suriyeli tugayları örgütledi. Her ikisi de Suriye topraklarında başkalarıyla savaşmak için kullanılan yerel araçların bir parçasıydı.

Bölgesel ve uluslararası güçlerin yerel araçları, askeri güçlerin ve istihbarat servislerinin diğer silahlı araçlarının yanındaki savaş araçlarından sadece biriydi. Bunlar arasında İran kuvvetleri, ona bağlı Şii milisleri, Rus kuvvetleri ve “Wagner” olarak bilinen paralı asker birliği, Amerikan ve Türk kuvvetleri, Ürdün ve BAE dahil Arap ve yabancı ülkelere bağlı kuvvetler, Fransız ve İngiliz kuvvetleri vardı. Hepsi de -dünyanın birçok ülkesinde suç işleyen- DEAŞ’a karşı savaştı. Koalisyon, Suriye dışında kendisine karşı doğrudan bir savaşa girmedi. Öte taraftan diğerlerinin Suriye’deki savaşlarının bariz örneği, İsrail'in İran ve milislerine, özellikle de Hizbullah'a karşı yürüttüğü ve Esed rejiminin hedeflerine yönelik saldırıları da içeren savaşıdır. Burada dikkatleri çeken husus, “direniş ekseni” içindeki tarafların düşmanlarına uygun karşılık vermemeleridir. Nitekim tek yaptıkları birkaç anlamsız açıklama veya herhangi bir zayiata yol açmayan birkaç füzeydi.

Bu savaştaki en önemli şey, birçok belirsizlikle çevrili olmasıdır. Öncelikle hem İsrail hem de İran'ın yakın ve ortak dostudur ve iki taraf arasında bir iletişim kanalı görevi görür. Oysa İranlı milislerin Suriye'de, özellikle güneyde konuşlanma hedeflerine ilişkin aralarında anlaşmazlık ve çelişkiler bulunmaktadır. İkinci belirsizlik, savaşın, hedefi Esed rejiminin varlığını korumak olan iki taraf arasında gerçekleşmesidir. Ayrıca iki farklı açıdan da olsa Rusya'nın Esed rejimini koruma hedefinde buluşuyorlar. Suriye’de üçüncü tarafların savaşları, ülkedeki gelişmelere ve olasılıklarına göre başladıysa, taraflara göre tabanın tamamen veya kısmen değiştiği hususunda şüphe yok. Fakat her halükârda Suriye sorununda özellikle müdahale eden güçler ve çözümdeki rolleri açısından yeni komplikasyonlara yol açtı. Ayrıca yalnızca Suriye'de değil, bölge içinde ve bazen de dışarıda bazı bölgesel ve uluslararası tarafların pozisyon ve stratejisini de etkiledi. Rusya'nın Avrupa politikasında ve Ukrayna'yı işgalinde bunu görmekteyiz. Suriyeliler, onlara ait olmayan bu savaşlarda kanlarını, canlarını ve ülkelerinin geleceğini feda ettiler. Bu savaşlar, Suriye sınırları dışında da kullanılabilecek ve yatırım yapılabilecek dış güçlere bağlı “Suriyeli” yapılar ve oluşumlar yarattı. Son iki yılda birkaç kez buna tanık olduk ki sonuncusu Ukrayna’da devam eden savaşta gerçekleşti. Nitekim burada savaşın her iki cephesinde de savaşmaları için Suriyeli “gönüllülerin” götürüldüğü söylendi.

Geriye, Suriye'deki üçüncü tarafların savaşlarının Suriyelilerin kendilerinden ayrı olarak ortaya çıkmadığına işaret etmek kalıyor. Nitekim Esad rejimi, barışçıl devrimcilere karşı açtığı savaşa katılmaları için başkalarını çağırdığında kapısını ardına kadar açtı. Esed bu barışçıl devrimcileri terörizm, radikalizm ve iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan uluslararası komplonun parçası olmak ile suçladıktan sonra onları silahlanmaya ve militarize olmaya itti. Ardından Suriyeliler, başka bir dizi siperden sürece dahil olarak üçüncü tarafların savaşlarında araç olarak kullanıldılar. Bu bağlamda felakette gelinen noktanın, uluslararası iradeye bağımlı bir hale geldiğini teyit etmeye gerek yok. Ancak Suriyelilerin bağımsız bir politikaya yönelme bilinci ve iradesi, bu savaşların sona ermesine ve buna kapıyı açan rejimden kurtulmalarına yardımcı olmaktadır.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya