Şarkul Avsat Türkçe https://turkish.aawsat.com Şarkul El-Avsat gazetesi dünyaca en ünlü günlük Arapça gazetesi sayılır. Farklı dört kıtada bulunan 12 şehirde aynı anda basılmaktadır. http://feedly.com/icon.svg

Çin, İran'da Mollalar rejimini destekliyor!

Çin, İran'da Mollalar rejimini destekliyor!

Perşembe, 29 Eylül, 2022 - 09:00
Hüda Huseyni
Lübnanlı gazeteci-yazar ve siyasi analist

22 yaşındaki İranlı genç kız Mahsa Amini, ne Molla rejimi karşıtı bir devrimci, ne de bu rejime düşman bir çevreye mensup değildi. Kürt kökenli Müslüman bir aileden geliyordu ve başını tamamen örtmemesinin güvenlik görevlilerinin dikkatini güzel yüzüne çekeceğini ve ölümüne yol açacağını bilmiyordu. Babası postanede çalışıyor, annesi ailesinin bakımı ile ilgilenen bir ev hanımı. Buradaki ironi, adının aslında Gina olması. Kürtlerin etnik kökenlerine işaret eden isim ve simgeleri yasaklayan yasalar uyarınca, ailesinin kendisine koyduğu bu Kürt ismi kullanmaktan mahrum edildi. Mahsa pasaportundaki Farsça adıydı ama asıl adı Gina'ydı. Mahsa, başını tamamen örtmemesinin ölümüne yol açacağını bilmeden geçen Perşembe günü arkadaşlarıyla buluşmak için dışarı çıktı. Arkadaşları ile buluşacağı yere vardığında, kendilerini Ahlak polisi olarak tanıtan iki adam yanına yaklaşıp onlarla birlikte karakola gelmesini istediler. Olay yerine gelen arkadaşlarından birinin (Pariba Maksudi) anlattığına göre, Mahsa nedenini sormuş ve polislerden biri çok sayıda kişinin önünde kendisine sert bir tokat atmış, Mahsa çığlıklarla yardım isterken bu iki kişi kendisini götürmüş.

Cuma günü, Tahran Emniyet Müdürlüğü’nün bir sözcüsü, Ahlak ve Rehabilitasyon Polisi tarafından tutuklanan Mahsa'nın ciddi bir kalp krizi geçirip hayatını kaybettiğini duyurdu. 8 Ocak 2020'de Devrim Muhafızları'nın kasten düşürdüğü Ukrayna uçağını ve kaza sebebinin insan hatası olduğunu söyleyerek bu konuda yalan söylemeye devam ettiğini hatırlıyor musunuz?

Tahran Emniyet Müdürlüğü’nün açıklamasından saatler sonra,  Tahran, Dini Lider Ali Hamaney'in karargahı olan Kum ve Meşhed dahil olmak üzere İran'ın belli başlı şehirlerinde protestolar başladı. Gençler, polis karakollarını ateşe verdiler, Dini Liderin meydanlarda ve yollarda asılı posterlerini yırttılar, Mahsa’nın katilleri, Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Ali Hamaney'e karşı intikam sloganları attılar. Rejim, Beşşar Esed'in Dera olaylarının başında yaptığı hatayı yaptı. Olayları ve protestocuları anlamak, halkın öfkesini dindirmek yerine Kudüs Gücü Komutanı Tümgeneral İsmail Kaani'nin doğrudan emriyle Besic milisleri harekete geçerek olayları sert bir şekilde bastırmaya giriştiler. Binlerce protestocu tutuklandı, gözleri bağlı ve elleri kelepçeli bir şekilde spor kompleksleri ile stadyumlara götürüldüler. Binaların çatılarından açılan ateşle çok sayıda kişi öldü. Uluslararası Af Örgütü ölenlerin sayısının 40'ı aştığını söylerken, bazı haberlere göre sayıları 120'yi aştı ve 200'den fazla kişi yaralandı. Daha önceki halk ayaklanmalarında yaşananların aksine protestocular da şiddet eylemlerine başvurdular. Ara sokaklarda Besic milislerinin etraflarını sardıktan sonra 4’ünü kesici aletlerle öldürdüler. Besic milislerinin toplandıkları yerlere molotof kokteylleri attılar. Kaçan milislerin üzerine attıkları taş ve keskin metal parçalarıyla çok sayıda milisi yaraladılar. Türk Haber Ajansı, bazı güvenlik güçlerinin üstlerine karşı geldiklerini ve görevlerinden ayrıldıklarını bildirdi. Bilgiler ayrıca, göstericilerin yetkililerin, bakanların ve temsilcilerin evlerine saldırmasının ardından üst düzey yetkililerin ailelerini başka bölgelere naklettiklerini aktardı.

BM toplantılarının ardından New York'tan ayrılmadan önce İbrahim Reisi, devletin protestocularla kararlılıkla başa çıkacağı açıklamasını yaptı. Amini'nin ailesini aramasının ve babasına başsağlığı dilemesinin insanların öfkesini hafifleteceğine inanıyordu, ancak protestoların şiddeti arttı ve daha da genişledi. İran Enformasyon ve Komünikasyon Teknolojisi Bakanı İsa Zarepur, internet erişiminin güvenlik gerekçesiyle kesintiye uğrayabileceğini, cep telefonları ile “Instagram” ve WhatsApp dahil olmak üzere internete katı kısıtlamalar getirildiğini açıkladı.

Uluslararası kınama ve eleştiri bildirileri birbirini takip etti. Mahsa Amini'yi öldürenler karşısında tamamen silahsız İran halkına yönelik adaletsizliği durdurma çağrısında bulunan sivil toplum liderlerinin tweetleri sıklaştı. İran'ın interneti ve dış dünya ile iletişimi kesmesinin ardından Amerikalı milyarder Elon Musk, İranlı yetkililerin engelleyemeyeceği bir uydu üzerinden İran’da internete yeniden erişimi sağlamak için Starlink sistemini aktive edeceğini söyledi.

Devrim Muhafızları da yol ayrımında olan İran'daki bu çok hassas durumdan yararlandı. İran Devrim Muhafızları'nın birçok üst düzey lideri, BM Genel Kurulu’nda yaptığı "cesur" konuşmasını överek Cumhurbaşkanı’na içten takdirlerini ilettikleri mektuba imza attı. Reisi konuşmasında eski Kudüs Gücü komutanı Kasım Süleymani'nin fotoğrafını göstererek utanç verici suikastı protesto etmişti. İmza atanlar arasında İran Devrim Muhafızları Başkomutanı Hüseyin Selami, İran Devrim Muhafızları Karargah Komutanı Ali Fedavi, Hava Kuvvetleri Komutanı Emir Ali Hacızade, Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani de yer alıyor.

Mektubu imzalayanlar İran ve dünyanın çok önemli bir andan geçtiğini hissediyorlar. Üst düzey İran Devrim Muhafızları komutanları, imzaladıkları destek mektubunun, beklenen dini lider olarak Reisi için bir fırsat oluşturabileceğine inanıyorlar. Yahut söz konusu komutanlar, diğer din adamlarının muhalefetine rağmen ikinci oğlu Mücteba’yı halefi yapmak isteyen Hamaney'in zayıflığını hissetmiş olabilirler. Destek, komutanların doğrudan dillendirebilecekleri bir şey değil, ancak bu destek mektubu, Reisi’nin İran Devrim Muhafızlarının desteğini kazanma umudunu kuvvetlendirebilir.

Ancak tüm bu soruların dışında en önemli soru şu; bilhassa yaptırımlar, izolasyon ve umut verici yakın bir gelecek görüşünün yokluğu nedeniyle halkın çoğunluğu yoksulluk ve yoksunluktan muzdaripken, geçen yüzyılın yetmişli yıllarının sonunda İran Şahı’nın devrilmesi gibi bu halk devrimi de Molla rejiminin devrilmesine yol açar mı?

Bu seferki halk devrimi de ne kadar sürerse sürsün, büyük olasılıkla demir ve ateşle bastırılacak, çünkü bu rejim özünde totaliter ve baskıcı, toplumla iletişim kurma bilgi ve becerisine sahip değil. Bu rejimin demokratlığı, dışarıyı memnun etmek için kullanılan bir bidatten ibaret. Nereden geldiğini yalnızca birkaç kişinin bildiği yetkileri sınırsız olan, seçilmemiş Veliyy-i Fakih’in otoritesinin üstüne hiçbir otorite yok. Bu nedenle onun öldürme ve bastırma emirleri uygulanmalı, bunlara uymamak haram. Bu rejimin bir arada kalabilmesi ve devleti kontrol etmeye devam etmesi için halka karşı korkunç suçlar işlemesine geçici de olsa izin verecek bir takım dış etkenler var. Suriye rejimi bunlara sahip değildi.

İranlı gençlerin bu devrim sırasında kullandıkları sloganları artık tüm dünyanın bildiğine ve onlara eşlik ettiğine şüphe yok. Tüm İran şehirleri sanki tek şehir gibi, mesela Tahran'da gece "Diktatöre ölüm" diye bağıran sesler dikkati çekerken, tüm şehirlerde kalabalıklar toplanıp “Kadınlar! Hayat! Özgürlük!" diye bağırıyorlar.

Dahası işte İran’daki bir numaralı Şii merkezi olan Kum, İslam Cumhuriyeti'ne açıkça karşı çıkıyor. Protestolar ülke geneline, hatta İran sınırlarının ötesine yayılıyor. İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei Salı günü şunları söyledi: “İsyancılar, düşmanlarımızın halkımıza ve mallarına saldırmak için ajanlarını gönderdiklerini bilmeliler”. İranlı yetkililer, sert baskılarını haklı çıkarmak için protestoculara isyancı olarak tanımlıyorlar.

Ne yazık ki, bu devrimin başarılı olmamasına neden olacak başka faktörler de var.

Bu faktörlerden ilki, karar verici ülkelerin İran ile olabileceği gibi büyük bir mücadeleye girişmelerine olanak tanımayan küresel ekonomik koşullar. Kendini her zaman insan haklarını savunmaya adamış olan Avrupa, Ukrayna savaşı ve Rus petrol ve gaz arzının kesintiye uğramasından sonra başının çaresine bakmakta büyük zorluk çekiyor. Bu nedenle alternatif bir enerji kaynağından yararlanmak için İran ile nükleer anlaşmanın imzalanması için çok çabalıyor. Dolayısıyla Avrupa’nın önceliği, İranlıların haklarını savunmadan önce halklarının evlerini ısıtmak ve fabrikalarının çalışmaya devam etmesini sağlamaktır.

Kendisi ile 25 yıllık bir iş birliği anlaşması imzaladığı istikrarlı İran Çin’in de çıkarına. Anlaşma Asyalı devi İran'da durumun kontrolden çıkmaması, Çin'in düşük fiyatlı petrol sözleşmeleri karşılığında inşasına başladığı devasa projelerin durmaması için tüm gücünü ortaya koymaya zorlayacak. Çin, dış ilişkilerini Mollalar rejimini savunmak için kullanacak ve Güvenlik Konseyi'nde rejime karşı herhangi bir karar tasarısını veto edecek.

Bunlara ilaveten 43 yıldır iktidardaki rejimin alternatifinin olmaması faktörü de var. Şah rejimi devrildiğinde, alternatif hazırdı ve Humeyni'nin daha sonra dünyayı yok edecek bir İslam cumhuriyetinin başına geçmek için hareket ettiği Paris'te sıfır saatini bekliyordu. Bu alternatif bugün yok. Düşman ve müttefik tüm karar verici devletler, birçok eksikliğine rağmen bu rejimin varlığının, İslam Devleti sınırları içinde ve dışında ırklar ve etnik kökenler arasında yaşanması kesin kanlı bir çatışmaya yol açacak boşluktan daha iyi olduğunu biliyorlar. Ayrıca, boşluk, sadece ve doğrudan Tahran’dan emir alan İslam Devleti kollarını da hayal edilemez sonuçlara yol açacak kararlar alma riskiyle birlikte bir karışıklığa ve kaybolmuşluğa sürükleyecek.

Rejim ayakta kalsa da, İran'da yaşanan son olayların Mollalar rejimini sarsarak üzerindeki baskıları artırdığı kesin. ABD ve Avrupa bankalarında dondurulmuş İran fonlarının serbest bırakılmasının gecikmesi, küresel enflasyon krizinin İran toplumunun büyük çoğunluğunu etkileyecek şekilde şiddetlenmesiyle birlikte rejim kendi iç dengesini yeniden kurmak için çabalayacak. Buna paralel olarak, halkın yüzde 64'ü yoksulluk sınırının altında yaşarken, yüksek maliyeti nedeniyle eleştiri konusu haline gelen dış nüfuzunu azaltmaya çalışacak.

Son olarak, İslam Devleti erkanının, Humeyni'nin 1989'daki ölümünden bu yana tahtına kurulan Dini Lideri ve yöneticisinin ölümünün ardından gelecekle ilgili derin endişeleri bulunuyor. Özellikle de Ali Hamaney ilerlemiş yaşında tedavisi olmayan sağlık sorunları yaşadığından, onun yokluğu olasılığı ve bunun sonucunda ortaya çıkacak güç mücadelesi endişe konusu.

Sonuç olarak, işte bu 22-23 yaşlarındaki genç kızların 82 veya 92 yaşındaki erkeklerin emriyle öldürüldüğü İran. Burada geçmiş geleceği öldürüyor.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya