Demokratların gerginliği bize, mevcut ABD yönetiminin ve parti üyelerinin bölgemizdeki değişiklikleri anlamadığını ve bunları öğrenmekle ilgilenmediklerini gösteriyor. Çünkü dünyaya kendi iç bölünmelerinin penceresinden bakıyorlar ve bölgemize hala 2001 yılında kalmış gibi muamele ediyorlar.
Demokratlar, Suudi Arabistan'a odaklanarak Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’nün (OPEC) kararına nasıl karşılık verileceğini konuşuyor. Tek konuştukları şey silah satışını durdurmak ve insan haklarıyla ilgili büyük lafları tekrarlamak. Allah’tan bu, İran protestoları sırasında ve ABD’nin Afganistan'dan utanç verici bir şekilde çekilmesinden sonra yaşanıyor.
Allah’tan diyorum çünkü İranlıların artık rejimlerinin baskısına karşı sabırları tükenmişken demokratlar, özellikle Bağdat’ın Tahran’a bırakıldığı ABD işgalinin ardından Yemen, Suriye, Lübnan ve Irak'ı yok ettiği ve etmeye devam ettiği gibi İran'ın kendisini de yok eden cani İran rejimini rehabilite etmeye çalışıyor.
Demokratlar sanki İran gibi yayılma meraklısı bir Suudi Arabistan'dan bahsediyormuş gibi silah satışlarını durdurmaktan söz ediyorlar. Bölge değişti ve Washington'ın idrak edebileceğinden daha hızlı bir şekilde değişmeye de devam ediyor. Suudi Arabistan, askeri nüfuza değil, kalkınma, ortaklık ve yatırıma kafayı takmış durumda.
Suudiler Ukrayna veya başka yerlerdeki olayları öğrenmek için haber bültenlerini takip etmek yerine borsa ekranlarını izliyor. Bütün günlerini siyaset konuşmak yerine ekonomi konuşmaya ayırıyorlar. Ara seçimlerde kim kazanır diye merak etmek yerine akşama nereye gitsek diye düşünüyorlar.
Kızıma eğitim hakkını nasıl verebilirim diye düşünmek yerine onun için nerede iş bulabilirim diye düşünüyorlar. Bir kadının ne zaman araba kullanacağını tartışmak yerine ona bir araba satın almak için nasıl finansal kazanç sağlayabilirim sorusunun cevabını bulmanın peşindeler. Suudiler ‘cihattan’ ve savaştan söz etmek yerine, gelirlerini artırmak için ek iş fırsatlarından bahsediyorlar.
Suudi gençliği bugün teklikten bahsetmek yerine Suudi kadınları ile çalışma alanındaki şiddetli rekabetlerinden bahsediyorlar. Günümüzde siyaset, üst tabakaların konusu haline geldi. Geri kalan tartışma ise mevcut değişim, bundan nasıl yararlanılacağı ve buna nasıl ayak uydurulacağı ile ilgili.
Üst tabakanın buradaki odak noktası, geçmişe dönme ve dünün seslerinin bize geri dönmesi korkusuyla bu değişimi nasıl güçlendireceğimize ve liderini nasıl destekleyeceğimize kilitlenmiş durumda. Bu geride kalmış seslerin bazıları Washington tarafından geçersiz bahanelerle savunuluyor. Suudi Arabistan baskı yapmıyor.
Suudiler kimden bahsettiklerini çok iyi biliyorlar. Bunların 11 Eylül olayları karşısındaki tutumlarını, Irak'taki ‘cihat’ çağrılarını ve sözde ‘Arap Baharı’na desteklerini biliyorlar. Suudiler şimdi çocuklarını tehlikeli yerlere gönderenlerle değil, yurt dışına okumaya gönderenlerle meşgul.
Dünya değişiyor, Suudi Arabistan da öyle. Değişimin hızını Washington'dakiler idrak edemiyor. Bölgemizde rekabet iki hale geldi: Birincisi, İran'ın batan teknesinden kaçma yarışı, ikincisi ise, ılımlı ülkeler arasındaki aşırı kalkınma ve refah yarışı. Ortada İran'ın yaptığı gibi Suriye'ye kimin savaşçı getireceği ile ilgili bir rekabet dönmüyor. Bilakis sermaye ve turist çekme rekabeti var.
Yani demem o ki, biz bir dünyadayız, demokratlar başka bir dünyada. Bu yüzden onlara diyoruz ki: Hoş geldiniz. Buyurun, Suudi Arabistan'ı ziyaret edin. Suudilerin silah değil bilgisayar satın almaya özen gösterdiğini kendi gözlerinizle görün. Kaderimizde 40 yıldır bölgeyi yok eden İran adlı şeytani bir komşumuz olmasına rağmen! Demokratlar bu duruma ve İranlıların bizzat kendilerinin rejimlerine karşı ayaklanmasına rağmen rejimi rehabilite etmek istiyor.
Bizi ziyaret edin ki farkı göresiniz. Gelin bizi Riyad'da eleştirin de cevabınızı alın. Bizce bir sakıncası yok.
TT
Hoşgeldiniz Demokratlar!
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة