Şarkul Avsat Türkçe https://turkish.aawsat.com Şarkul El-Avsat gazetesi dünyaca en ünlü günlük Arapça gazetesi sayılır. Farklı dört kıtada bulunan 12 şehirde aynı anda basılmaktadır. http://feedly.com/icon.svg

Ukrayna savaşı Avrupa'yı ‘Amerikanlaştırdı’ ve birliğini zayıflattı!

Ukrayna savaşı Avrupa'yı ‘Amerikanlaştırdı’ ve birliğini zayıflattı!

Perşembe, 1 Aralık, 2022 - 12:15
Hüda Huseyni
Lübnanlı gazeteci-yazar ve siyasi analist

Dünya çapında birçok rejimi, platformu ve toplumların koşullarını etkileyen yansımalar açısından çok önemli olarak tanımlanabilecek olaylar vardır.

Örneğin, Nazi Almanya’sının 1 Eylül 1939'da Polonya'ya girmesi, 1. Dünya Savaşı sonrası oluşan uluslararası düzenin çökmesine yol açtı. Başka bir örnek verecek olursak, 9 Kasım 1989'da Berlin Duvarı'nın yıkılması, 1945'teki Potsdam Konferansı'ndan sonra dünyaya hakim olan ve ABD liderliğindeki kapitalist kamp ile Sovyetler Birliği liderliğindeki sosyalist kamp olarak dünyayı ikiye bölen iki kutuplu sistemin çökmesine yol açtı.

Bugün Rusya'nın Ukrayna'ya girmesinin, hiç kuşkusuz küresel yansımaları olan dönüm noktası niteliğinde bir olay olduğunu söyleyebiliriz.

Toplar sustuktan ve savaş bittikten sonra dünyanın nasıl bir yer olacağı meçhul. Pek çok olasılık var ve bunların her biri uluslararası sistemde bir değişikliğe işaret ediyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Ukrayna'yı işgal etmeye girişmesinin gerekçeleri ve saikleri bir yana, karar alırken Rus ordusunun düşük yetenekleri hakkında pek bilgi sahibi olmadığı gibi, işgale Avrupa ve ABD’nin vereceği tepkileri de kestiremediği ortada. Londra'ya sığınan Rus muhalif liderlerinden biri, Putin'in Kırım'ı ilhak ederken olduğu gibi Ukrayna'ya girmesinin ardından dünyanın kafasını çevireceğini düşündüğünü söylüyor. Putin’in böyle bir düşünceye kapılmasının arkasında bazı nedenlerin olduğunu belirterek, bunlardan en önemlisinin dünyanın, özellikle de Avrupa'nın, herhangi bir itiraz girişimi için caydırıcı bir silah olan Rus enerji ve gıda kaynaklarına olan ihtiyacı olduğunu söylüyor. Muhalif lidere göre, Rusya Devlet Başkanı aynı zamanda, Avrupa’nın işgale karşı çıkmak ve bununla savaşmak için ABD’nin baskılarına boyun eğmesi durumunda, Rusya’nın kuşatmayı kırmak için doğuya yönelebileceğini düşünüyordu. Zira Çin ve Hindistan’ın, Avrupa’nın payından kendilerine tedarik edilecek gaz, petrol, mineral, buğday ve gübreye oldukça ihtiyacı var.

Ancak Rusya'nın şöyle bir sorunu var ki, doğalgaz ihraç boru hatları doğalgazı daha çok Avrupa'ya taşımaya yönelik ve Moskova'nın sınırlı LNG (sıvılaştırılmış doğalgaz) üretim tesisleri var. Avrupa Rus gazını boykot ederse, Rusya'nın en büyük şirketi Gazprom'un ihracatı ve gelirleri, Asya'ya ulaşan pahalı yeni boru hatları veya yeni LNG tesisleri olmadan düşecektir.

Sonuncu ancak son derece önemli olan noktaya gelirsek, Rusya'nın elinde bazı kırmızı çizgiler aşılırsa son çare olarak görülen caydırıcı nükleer silah var.

Ne var ki, Putin'in evdeki hesabı çarşıya uymadı. Zira Ukrayna savaşı ve Rus işgaline karşı benimsediği duruş nedeniyle birçok sıkıntıyla karşı karşıya kalan Avrupa, üretim çarklarının tamamen durmasına yol açsa da duruşundan taviz vermeyecektir. Avrupa birkaç yıl ekonomik, siyasi ve sosyal olarak sıkıntı çekeceğinin farkında. Bu süre zarfında daha önce yaptığı bir hatayı yani ana enerji kaynağı olarak Rusya'ya bel bağlamasını düzeltecektir.

Hiç şüphesiz bu hatanın bedeli çok büyük. Halkın büyük baskılarının bir sonucu olarak Avrupa Birliği'nin (AB) beraberliğinin bozulmasına yol açabilir. Ancak savaşın bir sonucu olarak, Finlandiya ve İsveç'in katılımıyla genişleyen Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’nün (NATO) ve ABD’nin yörüngesinde net bir Avrupa ekseni de söz konusu.

İç durumun bozulmasının tek sorumlusu Ukrayna savaşı olmadığı gibi, Avrupa da aynı havayı solumuyor ya da bedelini hepsi ağır bir şekilde ödemeyecek. İngiltere'yi ele alırsak, nispeten ağır bir bedel ödemeyecek olan bu ülke, bir amil ve etken olup Avrupa'yı savaşa sürüklüyor ve bu sırada çok sayıda amaca ulaşıyor…

AB’nin dağılması veya zayıflaması, AB’den çıkmasına rağmen Londra’nın Avrupa'nın finans başkenti olarak konumunu korumasını sağlıyor. Bu savaş ve bunun Avrupa üzerindeki yansımaları olmasaydı, Frankfurt finans başkenti olabilirdi.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron savaş çıkmasın diye Putin'e dalkavukluk yaparken, eski İngiltere Başbakanı Boris Johnson Kiev ateşine benzinle yürüyordu!

ABD ile İngiltere arasında devam eden özel bir ilişki var. İngiltere ABD hegemonyasını güçlendiren her şey için çaba harcıyor. İngiltere Körfez Savaşı'nda ABD’nin mızrak başı olduğu zamanlardaki gibi Ukrayna'da da aynı şeyi yapıyor. Ukrayna savaşının birçok konuda ABD’ye ne kadar faydalı olduğu aşikâr.

Her neyse, Putin doğuya yüzünü dönerek de hata yaptı. Doğu'nun, özellikle de Çin ve Hindistan'ın Rusya'nın sağladığı enerji ve temel üretim malzemelerine ihtiyacı olmasına rağmen, bu ülkeler için en önemli pazar zengin Avrupa ve ABD’dir. Dolayısıyla Ukrayna savaşının en önemli faktörlerinden biri olduğu ekonomik gerileme, ‘doğudaki’ sanayi üretimine duyulan talebe yansıdı. Rusya'nın devam eden savaşı bitirememesi, huzursuzluğa ve Çin'in rahatsız olmasına yol açtı. Bu, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un 14 Eylül'de Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu toplantılarının sona ermesinin ardından söylediği sözlerden ve salondan öfkeyle çıkmasından anlaşılıyordu.

Nükleer silahın caydırıcılığına gelince, bu mantıksız bir silah. ABD merkezli araştırma merkezlerindeki kaynaklar, bu silahın kullanımına yönelik kısıtlamalar olduğunu ve statüsü ve nüfuzu ne kadar yüksek olursa olsun bir kişinin kararıyla kullanılmasına izin verilmediğini söylüyorlar. Dolayısıyla sınırlı da olsa nükleer silah kullanımı pek olası değil ve kullanılmadan önce Rus ordusundaki liderler tarafından durdurulacaktır.

14 Temmuz'da Spectator dergisi tarafından yayınlanan Henry Kissinger ile yapılan bir röportajda, Kissinger Ukrayna'da devam eden savaş için üç olasılıktan söz etti. Bunlardan ilki, Rus ordusunun Donetsk ve Luhansk'ta konuşlanması ve bu yerlerin Rusya'ya ilhak edilmesi, ki bu, teorik de olsa bir Rus zaferi sayılabilir. İkinci olasılık, Rusya'nın Kırım hariç Ukrayna'dan tamamen çekilmesi ve bu, Rusya ve Putin için küçük düşürücü bir yenilgi sayılacaktır. Üçüncü ihtimal ise çatışmaların devam etmesi ve Rusya'ya karşı kontrol edilmesi güç bir savaşa dönüşmesi. Kissinger'ın sözlerinin satır aralarından kendisinin Ukrayna çıkmazına çözüm olarak birinci ihtimali, yani çoğu sakini Rus olan Luhansk ve Donetsk'in ilhak edilip Ukrayna'nın geri kalanının NATO koruması altındaki bir ülkeye dönüştürülmesini tercih ettiği anlaşılabiliyor.

Eski BM Genel Sekreteri Kurt Waldheim, anılarından oluşan ‘In The Eye of The Storm’ adlı kitabında savaşları bitirme ve devam etmelerini engelleme sürecinin savaşlara girmekten daha zor olduğunu söylüyor. Bu beyhude savaşın devam etme olasılığının en önemli nedeni de bu olsa gerek.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Batı'ya Ukrayna'yı işgal etmeyeceğini tekrar tekrar söylerken, Moskova'da durumun değerlendirilmesi üzerine dönen tartışma şu şekildeydi: Bazı gölge oyuncularla koordineli olarak, ülkenin tüm unsurlarını tam olarak kontrol etmeyen Kiev'deki hükümet Rusya'yı sıkıştırmak için bir provokasyon yapabilir mi? Bu soruya verilen yanıt olumsuzdu. Bu senaryonun Kiev'in arkasında duran güçlere pek fayda sağlamayacağını ve böyle bir provokasyonun kesinlikle Ukrayna kuvvetlerinin yenilgisiyle sonuçlanacağını düşündüler.

Ukrayna için bu yenilginin ne kadar büyük olacağı konusunda ihtilaf olmakla birlikte genel olarak kanaat bu yöndeydi. Rusya’nın zafer için ödeyeceği bedel yüksek olsa da bunun, ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin özellikle yerel sahnede maruz kalacağı büyük itibar kayıplarını telafi etmeyeceği düşünüldü. Afganistan'dan çekildikten sonra ABD’nin bir başka önemli bölgesel müttefikini (Ukrayna) kaybetmesinin yönetim için, özellikle de iç siyasi bağlam için son derece tehlikeli olacağını öne süren Rus uzmanlar, buna ek olarak NATO'nun rolü ve ABD'nin uluslararası prestij faktörü üzerinde durdular. Sonuçta Çin ve İran gibi ülkeler durumu yakından izliyordu.

Kremlin'e yakın bir Rus uzmana Rus kuvvetlerinin Ukrayna'ya girmesi durumunda Rusya'nın durumunu sorduğumda şöyle cevap verdi:

“Rusya'ya pek çok sorum var. Bence her şey başkomutanın yani Rusya Federasyonu Başkanı'nın gözümüzün önünde olanları nasıl değerlendirdiğiyle ilgili. Askeri hamleler ve geleneksel ve modern askeri teknoloji alanındaki önlemlere ilişkin işaretlerle tamamlanan en sonki diplomatik çabalardan bahsediyorum. Aslında burada pek çok soru var. Çünkü Vladimir Putin'in aklından ne geçtiğini tam olarak bilemiyoruz. Planı nedir? Stratejisi nedir? Farklı durum senaryoları için hangi seçenekleri var? Dışarıdan anlamak çok zor. Rusya'nın vazgeçilmez olarak öne sürdüğü talepler, en azından çerçevelendiği şekliyle, Batı tarafından karşılanamaz. Bu herkes için aşikâr olduğuna göre, başkanın da bildiği kesin. Burada soru şu: Başkanın bu taleplerin reddedilmesine yanıtı ne olacak?”

Konuşmamız şöyle ilerledi:

Elbette Batı, işgal girişiminden sonra bildiğimiz şekliyle Rusların tüm isteklerini geri çevirdi. Peki ABD ve müttefiklerinin Rusya'nın NATO'nun genişlememesini sağlama talebini bir şekilde kabul etme ihtimalini olası görmüyor musunuz?

Genişlememe ile ilgili yasal olarak bağlayıcı bir anlaşma olmayacak. Rusya'nın istediği gibi Ukrayna ve Gürcistan'ın NATO'ya 'hiçbir şekilde' kabul edilmeyeceğine dair yazılı siyasi garantiler olmayacak.

Rus yetkililerin defalarca ‘kesinlikle vazgeçilmez’ olarak nitelendirdiği taleplerin Batı ülkeleri tarafından reddedileceği fazlasıyla netleştiğinde Rusya nasıl davranacak? O zaman nasıl davranacaksınız?

Biz makul insanlarız ve her şeyin dört başı mamur bir şekilde farkındayız. Ancak çıkmazı aşıp özellikle Washington'da Batı'nın siyasi ve diplomatik sahnesini sarsmalı ve onlara ciddiyetimizi göstermeliyiz.

Washington Kiev'e baskı yapmayı reddederse ne olur?

Batı stratejisini doğru anladıysam, ABD'nin savaşı sürdürme baskısı Rusya'da iktidar devri başladığında zirveye ulaşacak. Çünkü Çin ile karşı karşıya gelen ABD'nin daha uysal bir Rusya'ya ihtiyacı var. Ancak bu uzun vadeli bir hedef.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya