Hazım Sağıye
TT

Kafkavari insanlara dönüşme yolunda…

Kafkaizm, Çek asıllı yazar Franz Kafka'ya (1883-1924) dayandırılan ve edebiyatın sınırlarının dışına taşarak felsefeyi, hayatı, dünyanın koşullarını ve onun getirdiği zorluklara karşı zayıf bireyin tepkilerini içine alan bir terimdir.
Kafkaizm dünyası, güçlünün karşısında gücün olmadığı ve güçlünün kurbanına verdiği zararın anlaşılmadığı kabus gibi karanlık bir dünyadır. Kurbanın hayatı üzerinde herhangi bir söz hakkı yoktur. O, zayıflığını yenmek için çok az umudu olan bir mazlumdur. Aynı zamanda acımasız bir alay konusu olur ya da aşağılanır endişesiyle içini derin bir utanç duygusu kaplayan, etrafına yabancı bir korkaktır.
Hepimizin içinde biraz Kafkaizm var: Hayatımızın şu ya da bu evresinde, davranışlarımızda ya da kaçınamadığımız durumlarda…
Kafka'yı inceleyenler, onun düşünce dünyasını çeşitli sebeplere bağladılar. Büyük olasılıkla bu sebeplerin hepsi değişen derecelerde, Kafka’nın ve Kafkaizm’in yaratılmasına katkıda bulundu: Düşünmeyen veya umursamayan bürokratik bir dünya, anlaşılamayan karmaşık süreçler, modern çağın tetiklediği güçlü bir yabancılaşma duygusu, mantıksız ya da irrasyonel bir otoriteye karşı kazanılması imkansız olabilecek bir mücadele vermek, çözülemeyecek olanı çözme çabası içerisinde saçma olanla sürekli boğuşmak ve yeni değerler ve bağlar yerleşmeden önce toplumda dinin gerilemesinin yol açtığı kayıplara acımak…
Ancak aynı zamanda, bu sebeplerin içinde insanlara kötü davranan ve zayıf oğluna sürekli eziyet eden korkunç, zorba bir adam olan babası Hermann Kafka faktörü de bulunuyor. Kafka'nın cinsel arzusunun yoğunluğu ile birlikte hiçbir kadınla herhangi bir istikrarlı ilişkiye girememe durumu var. İki kez nişanlanmış olmasına ve çok sayıda ilişkisiyle bilinmesine rağmen bunların hiçbiri meyve vermemişti. Bir de sağlık sorunları yaşıyordu. 41 yaşında veremden öldü. Son olarak, Yahudi olması var: Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Çekoslovakya devleti kurulurken, özellikle Bohemya ve Moravya bölgelerinde birkaç pogrom vakası (ç.n: Rus İmparatorluğu'nda ve diğer ülkelerde bulunan Yahudi karşıtlarının Yahudi toplumuna yönelik şiddet eylemleri) gerçekleşmişti. Son yıllarında Siyonist olmamakla birlikte, İbranice öğrenip Siyonizmi anlamaya çalışan Kafka, 1920'de yaşanan bir pogromu “Geçen gün Yahudilere ‘pis ırk’ dediklerini duydum. Birinin bu kadar nefret dolu bir yerden ayrılması doğal değil mi?” sözleriyle yorumluyor. Kafka’nın ölümünden 10 yıl sonra Naziler kitaplarını yasakladılar ve yaklaşık 20 yıl sonra tüm ailesini Auschwitz'de yok ettiler.
Kafkaizm’de insanlar kendilerine ne olduğunu ve yaşananların neden gerçekleştiğini anlamazlar. Kafka’nın en önemli romanlarından biri ‘Dava’da başkahraman Josef K. 30’uncu yaşına girdiği sabah tutuklanır. Tutuklanma nedenini bilmediği gibi onu tutuklayanlar da kendisine bunu söylemez. ‘Dönüşüm’ adlı kısa öyküsünün başkahramanı Gregor Samsa bir sabah uyandığında kendisini böceğe dönüşmüş bir halde bulur. Başka bir kısa öyküsü olan ‘Yargı’da yaşlı ve hasta bir baba, oğlu Georg Bendemann'ı kendisini öldürmeye çalışmakla, arkadaşlarına, babasına ve annesinin hatırasına ihanet etmekle suçlar. En sonunda oğlunu boğulmak suretiyle ölümle cezalandırır. Bu olayın arkasındaki ‘sebebe’ gelince; bu, oğlunun bir kızla nişanlanmış olmasını öğrenmesinden öteye geçmemektedir.
Peki, modern insanın bu meydan okumalara ve sorulara yanıtını nasıl resmetti?
Ezilmişlik duygusu Kafka’nın ve hayali kahramanlarının içine öyle bir işlemişti ki sanki varlıkları bir sorunmuş da ölmekten veya yok olmaktan başka çareleri yokmuş gibi davrandılar. Çünkü hata, belli bir otoritenin, bir durumun, hatta ezilmişlerin kendi fiilinden kaynaklanmayıp sadece onların varlığından kaynaklanıyordu. Böylece insanı yiyip bitirecek veya bir böceğe dönüştürecek kadar kendinden nefret etme duygusu arzu edilen ve olası bir tedavi haline geliyordu.
Yargı’da Georg, babasının boğularak ölme konusundaki haksız kararına zayıf itirazlarla yanıt vermekle yetinir ve ardından en yakın nehre kendini atarak babasının kararını infaz eder.
Dönüşüm’de böceğe dönüşen Gregor Samsa, odada yerde yürürken babası tarafından ezilmekten korkar. Böceğin Gregor olduğunu inkar ederek hayatlarını sürdüren ailesi, böceği hapsedip odasını çöplerle doldurduktan sonra ondan kurtulmak gerektiğine karar verir. Ailenin kararını duyan Gregor, açlıktan ölmeyi yeğler.
Dava’da Josef K. aslında içten içe suçlu olduğunu ve cezalandırılmayı hak ettiğini düşündüğü için tutuklanma nedenini öğrenmek için çok az bir çabadan başka bir şey göstermez. Masumiyetini kanıtlama ve bu amaçla avukat tutma girişimleri sonuçsuz kalır. Hiçbir şeyi açıklığa kavuşturmayan ve hiçbir anlam taşımayan uzun ve saçma bir yargılama süreci, yozlaşma ve kaosla gölgelenirken, bu durum başkahramanın sadece özgüvenini kaybetmesine değil, aynı zamanda kafasında ve ağzında kelimelerin buharlaşmasına da neden olur. Sonunda iki kötü adam gelip onu şehrin dışındaki bir taş ocağına götürür ve kalbine bıçak saplayarak öldürür.
Kafka bir diğer kısa öyküsü olan ‘Açlık Sanatçısı’nda oruç tutması ve yemekten kaçınmasıyla izleyenleri etkileyen bir sanatçıyı konu alır. Ancak bu sanatçı, seyircisinin kendisine ilgisini kaybetmesine ve pis, eski bir kafese kapatılmasına, eski başarılı günleri için af dileyerek karşılık verir. Zira o zamanlar, yani ün kazanmasını sağlayan uzun uzun oruç tuttuğu günlerin aslında izleyicinin takdirini haketmediğini; çünkü bu açlığının arkasındaki sebep olarak sevdiği yemeği bulamamış olmasını gösterir.
Diğer yandan Franz Kafka'nın hayatında da varlığından duyduğu memnuniyetsizliğin birçok tezahürü vardır. Tamamlanmayı hak etmediği düşüncesinden hareketle edebi eserlerinin hepsini bitirmedi. Ölümünden kısa bir süre önce, yakın ve belki de tek arkadaşı olan yazar Max Brod'a eserlerini yakmasını vasiyet etti. Ancak bizim ve dünya edebiyatının kısmetine; Brod vasiyeti yerine getirmedi.
Lübnanlıların, Suriyelilerin, Filistinlilerin ve diğer Arap halklarının büyük bir çoğunluğu şu an başlarına gelen trajedilerin tek sebebinin varoluşları -mümkünse bir son vermeden önce özür nedeni olarak gördükleri varoluşları- olduğuna dair Kafkavari bir düşünceye itilmiş durumdalar. Bu çok fazla. Bu çok korkunç. Bu çok acımasızca...