Şarkul Avsat Türkçe https://turkish.aawsat.com Şarkul El-Avsat gazetesi dünyaca en ünlü günlük Arapça gazetesi sayılır. Farklı dört kıtada bulunan 12 şehirde aynı anda basılmaktadır. http://feedly.com/icon.svg

İran değişti, dünya da onunla değişmeli

İran değişti, dünya da onunla değişmeli

Salı, 24 Ocak, 2023 - 09:30
Nedim Kuteyş
Lübnanlı gazeteci
 

İran’la, mollalar rejiminin ehlileşmesine yardımcı olacak bölgesel ve uluslararası anlaşmalara varma ihtimaline açılan kapı tamamen kapandı mı?

Tahran’la anlaşmanın kolaylığı konusunda iyimser olanlar cephesi bir darbe daha aldı. Bu sonuncu darbe, Avrupa Parlamentosunun AB’den, dış operasyonlardan sorumlu Kudüs Gücü ile Besiç güçlerini de içerecek şekilde, Devrim Muhafızlarını “terör örgütleri” listesine dahil etmesini ve Muhafızlarla bağlantılı olabilecek şirketler veya kurumlar üzerinden “herhangi bir ekonomik veya mali faaliyeti” yasaklamasını talep eden kararıyla geldi.

Bu gelişme önemli, çünkü Avrupa, ekonomik ve siyasi sebeplerden ötürü Tahran’la ilişkileri iyileştirme mantığına her zaman daha yakın olmuştur, hem de bu uğurda, nükleer anlaşmadan çekildikten sonra eski ABD Başkanı Donald Trump’ın yönetimiyle siyasi çatışmaya hazır olduğunu gösterecek kadar. Almanya, İngiltere ve Fransa üçlüsü, İran’a Avrupalı şirketlerle ticaret yapma fırsatı vermek için INSTEX mali mekanizmasını tasarlayarak 2019’da çaresizce anlaşmayı canlı tutmaya ve İran’ı Amerikan yaptırımlarından korumaya çalıştı ama ne yazık ki başarılı olamadı.

Avrupa Parlamentosunun kararı, İran’ın Batı ile ilişkileri tarihinde açık kalan büyük bir yayı kapatıyor ya da kapatmak üzere İran’ı ehlileştirme ve onun iç ve dış siyasetine ilişkin meseleler ve kaygılarla nasıl başa çıkacağına dair birçok kuruntuyu izale ediyor ya da etmek üzere. Avrupa’nın bu dönüşümünü hızlandıran şey belki de İran’ın Moskova’yı, Avrupa içlerini bombalayan insansız hava araçları ve füzelerle beslemek suretiyle Rusya-Ukrayna savaş hattına doğrudan girerek ölümcül bir stratejik hata yapmasıdır. Nitekim bu Tahran’ı, Avrupa’nın sadece Ortadoğu’daki çıkarlarına değil, bizzat Avrupa’nın güvenliğine yönelik doğrudan tehdidin bir parçası haline getirdi.

Peki sonra?

İlginç olan şu ki, ne İran “meselesinin” çözümü için ortaya konan diplomatik ve siyasi angajman yaklaşımları meyve verdi ne de yaptırım silahına ya da başka baskı biçimlerine başvurmak mollalar rejiminin tavrını değiştirebildi. Nitekim nükleer anlaşma imzalandıktan sonra İran’ın Ortadoğu’daki tahrip edici eylemleri daha da arttı. Anlaşmadan çekilmesi ve Kasım Süleymani’nin öldürülmesinin ardından ise İran, devlet ve toplum üzerindeki hâkimiyetini güçlendirmek ve fırsat düştüğünde yeni bir saldırı hazırlanmak için bu ikisini kullanmak üzere içeriye daha fazla yöneldi. Kapsamlı askeri çözüme gelince bu, Ortadoğu’daki tüm ülkelerin başına bela açacak bir intihar çağrısıdır. İran’ı tecrit etme fikri, İran’ın Lübnan, Suriye, Irak ve Yemen gibi pek çok komşu ülkenin sosyal ve siyasi dokusuna nüfuz ettiği göz önüne alınınca, büyük engellerle karşı karşıyadır. Üstelik Hizbullah’tan Hamas’a, el-Kaide’den DEAŞ’a kadar çok sayıda mezhepsel ve ideolojik arka plana sahip milislerle bağlantılı olması da İran’a, kendi çıkarlarına hizmet etmek ve aynı zamanda düşmanlarına zarar vermek için başkalarını seferber etme imkânı tanıyor.

Böyle bir şey mümkünse tabi, İran’ı ehlileştirmek için ideal yolun ne olduğu sorusunun kolay bir cevabı olmadığı kesin. Bundan dolayı onunla nasıl baş edilebileceğine dair siyasi kartlar öne süren bazıları, çetrefilli yaklaşımlar, incelikli ve çok yönlü stratejiler benimsemeye devam etme çağrısında ısrar ediyor. Söz konusu yaklaşımların çoğu, İran’ın içine yönelik oynanan bahisleri ve İran’da hareket halinde olan karmaşık ve hassas siyasi, ekonomik ve sosyal dinamiklerden faydalanmayı içeriyor.

Bugün böylesi çağrıların Mahsa Amini adlı İranlı bir genç kızın ahlak polisi tarafından öldürülmesinin ardından İran’da patlak veren halk hareketi doğrultusunda büyümesi son derece normal. Önemli olan, İran’ın iç vaziyeti üzerine oynama seçeneğinde eli, devrim rejiminin feci sonuçları gölgesinde yaklaşık yarım yüzyıl yaşadıktan sonra İran’ın ulusal karakterinde meydana gelen büyük değişikliklerle güçlendirmektir.

Mesela İranlılar arasında derin köklü milliyetçi duygular artık eski rolünü oynamıyor. İranlılar, dış desteği kabul etmeye daha hazır duruma geldi; hatta bunu, sömürgecilik karşıtı uzun bir kültür tarihine ve yabancıların nüfuz ve müdahalesine karşı keskin bir nefrete dayalı İran siyasi ve sosyal tecrübe tarihinde görülmemiş bir şekilde arar oldular.

Bu bağlamda örneğin, İran halkının, SpaceX şirketi başkanı Elon Musk’ın sosyal medya aracılığıyla, İran’daki Starlink uydu ağı üzerinden güvenli internet hizmeti için yaklaşık 100 istasyon sağlandığı yönündeki açıklamasını memnuniyetle karşılaması dikkat çekiciydi. Bu, rejimin ülkedeki sorunlarda sürekli dış mihrakları suçlama eğiliminin, İranlılar nazarında en ufak bir güvenilirlik ölçüsünü bile kaybettiğini gösteriyor.

Bu, ABD yönetimi ile Batılı hükümetlerin dikkate alması ve İran’a karşı, 1953 yılında Muhammed Musaddak hükümetini devirip yerine tekrar Şah’ı getirmek için yapılan müdahale tecrübesiyle de gayet iyi özetlenen Batı kompleksinden çıkmasını gerektiren temel işaretlerden biri. İranlılar bugün başka bir âlemde ve bu başka âlemde İran’ın dünya üzerindeki tahrip edici rolünü bitirmekte çıkarı olan tüm unsurların buluşma noktası mevcut.

Doğrudur, İran rejimi karmaşık ve çok yönlü bir tabiata sahip. Bununla birlikte değişim umuduyla “demokratik”, dini ve otoriter bileşenlerin çatışması üzerine bahis oynamak ve akıştaki halk dinamiklerini gözden kaçırıp bunların rejimin tamamından ne ölçüde koptuğunu fark etmemek geçmişte yapılmış ölümcül bir hatadır. Korkarım bugün de aynı hata yapılıyor ve bunun bedelini yalnızca İranlılar ödemeyecek.

Eski Başkan Bill Clinton dönemi boyunca egemen olan Martin Indyk’in hem Irak hem de İran için “çifte içerik” teorisi ya da Başkan Clinton’un 1997’de yaptığı bir konuşmada, gerilimi azaltmak amacıyla entelektüeller, akademisyenler ve Amerikalı ve İranlı dini liderler yoluyla iki ülke arasında resmi bir iletişim kanalı açmayı umarak ortaya koyduğu “medeniyetler diyaloğu” girişimi gibi fantezilere izin vermeyen yeni bir İran söz konusu.   

Başkan Barack Obama yönetimi, İran toplumu ve rejiminde meydana gelen değişimlere yeterince dikkat etmeyerek özellikle yaptırımların kaldırılması bakımından bunları kısmen canlandırmaya çalıştı. Sonra da Başkan Joe Biden, hakiki bir siyasi derinlik veya İran’ın sadece Ortadoğu’da değil tüm dünyadaki karmaşık rolünün gerçekliğine dair anlayıştan yoksun bir inatla bu yaklaşıma geri döndü.

Clinton’un çabaları da Obama ve Biden’ın çabalarını başarısız kılan nedenlerden ötürü sonuçsuz kaldı. Bu nedenleri şöyle özetlemek mümkün: İran’daki katı muhalefet, rejimi bölgede ve dünyadaki statik güçlerle daima tam bir çatışma içine sokan devrimci tabiatını kaybederse, rejimin varoluş gerekçesini kaybedeceğinden korkuyor.

Bu noktada İran rejiminin özünü anlamak ve onunla muhtemel bir anlaşmaya ilişkin tüm kuruntuları ortadan kaldırmak için eski Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’in, General Kasım Süleymani’nin rolü, onun nükleer müzakereler, hükümetin işleyişi ve dış politika üzerindeki etkisi ve “sahadaki çıkarları siyasi çıkarlara” daima üstün tutması hakkında sızdırdığı bilgilere müracaat etmek yeterlidir.  

Hükümetler ve devletler için sistemin içeriden çökmesini beklemek elbette ki kolay değil; hele de çöküş ihtimalini veya zamanını öngörmek bilimsel olarak mümkün ve siyasi olarak da pratik değilken. Her ne kadar radikal yönelimi artsa da mevcut halk hareketinin, rejime yönelik kapsamlı bir devrime evrilip evrilmeyeceği belli değil. Keza gitgide daha fazla dillendirilen birçok çelişkili haberlere rağmen rejimin siyasi, güvenlik ve kurumsal yapısında da ciddi çatlaklar görülmüyor. Bununla birlikte karşımızda azalan petrol gelirleri, kuraklık ve Covid 19 salgınının ekonomik sonuçlarının yanı sıra sert ekonomik yaptırım paketi ve yolsuzluğun sebep olduğu birleşik bir ekonomik çöküşle yüzleşen bir rejim var. Bu rejim aynı zamanda apaçık bireysel hakların talep edildiği veya yaşam koşullarının inkâr edilemez şekilde kötüleşmesinin protesto edildiği gösterilere yönelik siyasi baskı sebebiyle artan bir halk memnuniyetsizliği ile de karşı karşıya.

Asgari düzeyde istenen şey, rejimin vardığı noktayı ve toplumda ve çeşitli güçlerde meydana gelen değişiklikleri anlayan yeni bir gözle İran'da olup bitenlere ayak uydurmaktır.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya