Mişari Zeydi
Suudi Arabistanlı gazeteci- yazar
TT

Devleti bulmakta neden başarısız oldular?

Bölgemizde ideolojik içerikli siyasi nitelikli bir güvenlik krizi patlak verdiğinde, yangını söndürmenin çözümü hep barışçıl diyalog çağrısı yapmak ve silahı, diyalog odalarının dışında bırakmak olmuştur.
Tıpkı geçtiğimiz on yıllar içinde diğer taraflar arasındaki herhangi bir çatışmada olduğu gibi, ordu komutanı ile paralel askeri oluşumların komutanı arasında patlak veren son Sudan krizi de bunun son örneği olmayacak. Burada bu yazının amacının Sudan'daki son patlamadan bahsetmek olmadığının altını netlikle çiziyorum. Zira hatlar belirginleşmeden ve renkler ayrışmadan bu satırların yazarına göre geniş iddialarda bulunmak için erkendir, bunu yapmak söz konusu konuda yalan söyleyip aldatmaktır. Tartışmalara son noktayı koyan, şafak ile sabahı, Hartum ve Meroe’de patlamaların yükselen dumanını ilk dakikada birbirinden ayıran bazı "YouTube", "Twitter", "Snapchat" ve "Tik Tok"  "dahilerini" nasıl kıskanıyorum!
Benim burada ele almak istediğim başka bir mesele; bazı Arap ve İslam ülkelerinde onlarca yıldır “kalıcı” bir toplumsal ve siyasi sözleşme yaratamama sıkıntısı. Normal ve kabul edilebilir anlaşmazlıklar aralığında yer alan siyasi anlaşmazlıklardan değil, karşı karşıya gelinen çatışmalardan, sağa, sola ve her yöne keskin şarapneller saçan, tekrarlanan bir çarpışmadan bahsediyorum. Yemen’e bakın ve mevcut görüntü yerine birkaç adım geri atıp dürbünü geçmişe döndürün. İçindeki siyasi tıkanıklığın eski olduğunu açıkça idrak edeceksiniz. Güney ve kuzey arasındaki savaş gibi büyük kusurları ve sarsıntılarına rağmen Ali Abdullah Salih dönemi, savaşların, darbelerin ve kinlerin damga vurduğu geçen yüzyılın kırklı yıllarından bugüne kadarki Yemen siyasi yaşamının yalnızca istisnai bir marjıydı.
Birçok ülkenin, hatta Afganistan gibi Arap olmayan ülkelerin bile siyasi tarihlerine yakından bakarsanız, bazen kurbanları, her zamanki gibi devletin imajı, sıradan insanların canlarına mal olan silahlı çatışmalar şeklinde ifade bulan kaosun, çekişmenin ve siyasi çalkantıların özelliklerini gözlemlersiniz.
Öyleyse, tüm bu acı ve mutsuz görüntüleri çevreleyen soru, tüm bu ülkelerin seçkinleri ve onlarla birlikte halkları neden siyasi bir uzlaşma oluşturamadılar ve sınırlarından sapma olmadan siyasi oyunun oynandığı bir yönetim çerçevesi çizemediler?
Hastalığın sebebinin, eski devlet yapılarının parçalanması olduğunu söyleyenlere katılıyor musunuz? Afganistan, Libya ve Yemen'deki monarşi yönetimlerinin, yaralar ve sarsıntılar ne kadar çoğalırsa çoğalsın, tablonun parçalarını birbirine bağlayan “siyasi yapıştırıcı”yı oluşturduğu fikrine katılıyor musunuz?
Yoksa kraliyet yönetimine sahip olmayan bazı ülkelerin özellikle yabancı İngiliz vesayeti altına girdiğini, devletin pusulasını veya eski kolonileri kontrol ettiğini ve diğer detayları diğer oyunculara bıraktığını söyleyenlere katılıyor musunuz? Yoksa bu konuşma yabancının aşağılık ve yabancılaşma duygusu gibi mi olacak?
Bunu Allah bilir ama biz insanlar olarak bildiğimiz şey, dalgalar çarptığında insanların tutunacağı kurtuluş kayası görevi gören ulusal bir sözleşme ve fikir birliğinin oluşturulamadığıdır. Gerçek budur, gerisi lafügüzaftır.