Sevsen Şair
TT

Dikteler dönemi geride kaldı

ABD, Suudi Arabistan’ın birilerinin diktelerine göre hareket etmediğine ne zaman ikna olacak? Bu durum sadece ABD siyasi sınıfına değil, seçmenine de anlatılması gerekiyor ki, belki böylece her zamanki gibi politik kampanyalardaki siyasi müzayedelerde bir kart olmaktan çıkar.

Suudi Arabistan’ın ne önceden ne de şimdi hiçbir baskıya göre hareket etmediği biliniyor. Ancak Suudi Arabistan bunu alenen göstermeyerek ABD başkan adaylarına istedikleri gibi pazarlık yapmaları için alan bıraktı. Biden bunu en kötü şekilde suistimal etti.

Şimdi Suudi Arabistan tüm yetkilileri aracılığıyla her fırsatta baskılara göre hareket etmediğini dile getiriyor. En son Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’e çok net bir şekilde ‘Suudi Arabistan’ın insan hakları konusundaki baskılara göre hareket etmediğini’ söyledi. Ondan önce Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz, ‘Krallık’ın petrol piyasası da dahil olmak üzere diğer alanlardaki baskılara göre hareket etmediğini’ ifade etmişti.

İnsan hakları konusundaki baskılar, birkaç versiyon halinde üretilmiş uzun metrajlı bir filmin adıydı. İlk versiyonu bir korku filmi serisiydi. Batı, özellikle de ABD bu başlığı tehdit etmek için kullanıyordu. Ülkemiz her türlü zulüm, baskı ve insanlık haklarının eksikliğiyle damgalanıyordu. Diplomatik muamele değişip Batı medyası oklarını bize doğrulturken bir dizi yaptırım bekliyorduk. Bütün bir sistem bize iftira atmak ve bizi kışkırtmak için çalışıyordu. Bahaneleri de sözde insanlığa ve haklarına önem vermememizdi!

Gerçekler ortaya çıktıktan ve kendimizin yanı sıra diğer halklara ve onların haklarına insancıl bir şekilde muamele etmede ne kadar ileri olduğumuzu kendi gözlerimizle gördükten sonra filmin güncel versiyonları fantastik filmler serisi ya da komedi versiyonları içinde kalıyor. Bu yüzden Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı’nın ABD’li mevkidaşına “Ülkemiz insan hakları konusundaki baskılara göre hareket etmiyor” deme hakkı var.

Bizim insan hakları anlayışımızla onlarınki arasında dağlar kadar fark var. Bizim yaklaşımımız daha kapsamlıdır. Biz bu hakları oy alıp satabileceğimiz bir siyasi kart haline getirmiyoruz. Bunları sağlık, eğitim, barınma ve sosyal güvenliği içeren haklar olarak görüyoruz. Bizim evsiz insanlarımız yok. Sokaklarda yatıp kalkan insanlarımız yok.

Petrol dosyasına gelince, Suudi Arabistan her zaman uluslararası petrol fiyatlarının istikrarına katkıda bulunmuştur. ABD ekonomisine en kötü zamanlarında yardımcı olmuştur. Bu elbette baskılara göre hareket etmekten değil, Suudi Arabistan’ın iki ülke arasındaki ilişki ve ortak işbirliği anlayışından kaynaklanıyordu. Böylece iki ülkenin ortak çıkarları doğrultusunda üretim yapılması sağlanıyordu. Bugün ise bu anlayışların çoğu zaman ortak bir zemine dayanmadığı ve ABD’nin önceliklerinin Krallığın çıkarından önce görüldüğü anlaşılıyor. Ekonomi vizyonuna göre fiyatları belirleyen Suudi Arabistan’dır ve ABD yönetiminin bu alandaki hiçbir tehdidine boyun eğmemektedir.

Suudi Arabistan’ın uluslararası ilişkileri konusunda, Prens Faysal yaptığı bir açıklamada ülkesinin önceliklerini çok net bir şekilde belirleyerek “Çin önemli bir ortaktır” dedi. Buna karşılık “ABD ile de önemli bir ortak olarak ilişkilerimizi güçlendirmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Burada hiçbir dikte ve müdahale yoktur.

Çin hakkında yapılan herhangi bir konuşma, öncelikle Suudi Arabistan’ın çıkarlarıyla çerçevelenmelidir, ABD çıkarlarıyla değil. Burada iki çıkar, kapanmış olan dikteler ve baskılar dönemiyle kesişmemektedir.

Artık Krallık ile ilgilenen herhangi bir uluslararası taraf, ortak çıkarları aramalı ve yalnızca buna odaklanmalıdır. Bunda herkes için bir kazanç, çaba ve zaman tasarrufu ve halklar için fayda vardır.