Mustafa Fahs
TT

İran…Rejimi sağlamlaştırma yılı

İran, yeni yılı bir kez daha devam eden ve şiddeti zaman zaman artan protestolarla karşılıyor. Fakat bu protestolar, ABD yaptırımlarının İran’a yeniden getirilmesinden dolayı siyasi ve ekonomik bakımdan geçen yılın gösterilerinden farklılık gösteriyor. Öyle ki bu gösteriler, ithalat ve ihracatı sekteye uğratmış ve dövizde zor anlar yaşayan İran banka sektörüne yönelik mali zorlukları artırmıştı.
 Protesto hareketlerini devam ettirmekte ısrarlı olan sokağı sakinleştirme konusunda çözüm bulamayan hükümet, ilaç ve maaş krizini de kontrol altına alamamıştı. Yine hükümet, işsizlik ve enflasyon oranlarının yükselmesine engel olamadı.
Ahvaz’da şeker kamışı fabrikalarındaki - ki şeker kamışı fabrikası, İran’da temel tarım endüstrisinin başında geliyor. Yani İran gayri safi milli hâsılanın önemli bir parçasını teşkil ediyor- işçilerin grevi, kasıtlı tarihi ihmalkârlıktan dolayı rejim ve halk arasında kargaşaya neden olan bir bölgede istikrara yönelik bir tehdit oluşturuyor.
İran İslami Azad Üniversitesi öğrencileri, üniversite yerleşkesinde yaşanan trafik kazasının ardından rektörün istifasını talep eden göster düzenledi. Öğrencileri taşıyan servis otobüsünün devrilmesi sonucu, 9'u öğrenci 10 kişinin öldüğü 26'sının ise yaralandığı kazayı protesto eden üniversiteliler, dini liderin uluslararası ilişkiler danışmanı ve Üniversite Rektörü Ali Ekber Velayeti'ye istifa çağrısı yaptı.
İlk soruşturmalara göre yolların onarılmasının ihmal edilmesi ve otobüslerin –ki otobüsler, eskidiğinden dolayı yıllar önce hizmet dışı bırakılması gerekiyordu- gerekli bakımlarının yapılmaması, kazanın doğrudan sebepleri arasında yer alıyordu. Bu da öğrenciler ve üniversite yönetimi arasında krizin çıkmasına yol açtı.  Tahran Başsavcısı Muhammed Cafer Muntazeri, krize doğrudan müdahale ederek göstericileri sükûnete çağırarak, suçluların yargılanacağı vaadinde bulundu.
Bu arada protestolar, rejime yönelik iki uyarı şeklinde devam ediyor. Bu uyarılardan ilki İran’ın eski cumhurbaşkanı Ali Ekber Haşimi’nin kızı Faize Haşimi Rafsancani’den diğeri ise İslam Cumhuriyeti’nin kurucusunun torunu Hasan Humeyni’den geldi. Faize Rafsancani, dikkat çekici açıklamasında “Rejim, iç çöküş sürecinden geçiyor. Çöküş, rejimin içinden başladı. Şu an tır şoförlerinden öğretmenlere kadar birçok insan, gösteri düzenliyor. İnsanlar, rejimin gitmesi halinde alternatifin bulunamayacağından endişelendikleri için tam çöküş gerçekleşmedi” ifadelerini kullandı.
Humeyni ailesinin omurgasını oluşturan Hasan Humeyni ise, rejimin temel sorunların aksine sadece şekle önem verdiğine ve bunun da hükümetler için sevindirici olmayan sonuçlar doğuracağına dikkat çekti. İranlı Öğrenciler Haber Ajansı, Hasan Humeyni’nin “İnsani davranış kurallarını, çöküş ve istikrarın nedenlerini normal hayatta uygulamamız için bu kuralları ve nedenleri bilmemiz gerekiyor. Aksine bizim kalacağımızın ve diğerlerinin gideceğinin bir garantisi yok. Bu kurala dikkat etmezseniz alanı kaybedersiniz” sözlerini aktardı.
Buna karşılık rejim, konumunu sağlamlaştırma sürecini başlatarak tarihi bir mirasa sahip olan ve sokağı etkileyen akil şahsiyetlerin uyarılarını dinlemeye hazır olmadığını gösterdi. Rejim, başta protestolara karşı güvenlik seçeneğini sürdürerek ve Cumhurbaşkanı Ruhani’nin itiraf ettiği gibi büyük bir açığın olduğu genel bütçenin hesabına Devrim Muhafızlarının bütçesini artırarak gerilimi tırmandıracak kararlar aldı.
Rejim, yönetim kademesinde birtakım değişiklikler yapmaya hazırlanıyor. Bu değişikliklerin Devrim Muhafızları’na bağlı radikal şahsiyetleri saf dışı bırakması tahmin ediliyor. Rejim, bu değişiklikler aracılığıyla devletin tüm organlarına hâkim olmak istiyor. Şeyh Sadık Laricani’nin Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi’nin başına getirilmesinin ardından anayasa konseyine üyeliğinin yanı sıra Yüksek Yargı Konseyi’nin başına eski cumhurbaşkanı adayı Seyyid İbrahim Reisi’nin getirileceğinden bahsediliyor. Yeni görevinde Laricani’den devlet ve devrim kurumlarına öneriler vermesi istenecek.
Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi’nin karar alımında etkisiz hale geldiğini unutmamalıyız. Bu konseyin önemi merhum Cumhurbaşkanı Rafsancani’nin cumhurbaşkanlığındaki varlığına bağlıydı. Aslında Rafsancani, cumhurbaşkanlığı görevi bittikten sonra yönetimde rolünün devam etmesi için kendi kıstaslarına göre bu konseyi kurmuştu. Devrim Muhafızları, Laricani’yi uzaklaştırmayı başarması halinde yönetim merkezlerindeki sivil ve manevi şahsiyetleri sistematik bir şekilde sağlamlaştırmak suretiyle karar merkezlerini hâkim olma ve dini liderin hilafetine hazırlanma konusunda önemli adımlar gerçekleştirmiş olacak. Bu verilere dayanarak el-Arabiya kanalının İran uzmanı Mesud el-Fek, “Yüksek Yargı Konseyi başkanlığına yönelik atamanın gerçekleşmesi halinde rejim, korkuyla zafer kazanma ilkesini sürdürecek” açıklamasında bulundu. İran, Suriyelilere karşı uygulanan ve gelecekte İranlılara karşı da uygulanabilecek korku neticesinde Suriye devrimini bastırmak ve bu ilkeyi tatbik etmek için Suriye rejiminin yanında yer aldı.