Time dergisi, her yıl "yılın adamı" olarak gördüğü şahsiyeti kapağına koymayı gelenek haline getirdi.
Seçim, uluslararası politikada veya genel olarak dünyada neyin daha etkili olduğuna dayanıyor.
Bunun mutlaka insanlar arasından birisinin olması da zaruri değildir, sözgelimi bilgisayar yılların birinde, başka bir bilimsel keşif de diğer bir yılda yılın şahsiyeti seçilmişti.
2018 biterken, dergi "insan hakları" alanında etkili olmuş bir grup etkili kişiliği kapağına koymayı tercih etti.
Bu konunun önemi elbette yadsınamaz, ancak küresel alanda her etkili değişim ve dönüşümde en etkili figürün kim olduğu gerçekten göz ardı edildi.
Dünya altüst olmuşsa, bunun nedeni ABD’nin başkanının değişimi başlatmış olmasıdır.
Trump'ın derginin kapağından çıkarılması, daha önce kapakta yer almış olmasından kaynaklanıyor olabilir, Ancak bu, kesinlikle bir neden olmamalıdır.
Çünkü derginin uzun zamandan beri kabul ettiği kıstas etki, inisiyatif, eylem ya da eylemsizlik idi.
Aslında, bu satırların yazarı, köklü Al-Ahram Weekly gazetesinde yayınlanan bir makalede geçen yılın adamı olarak Trump'ı seçti.
Bu satırlarda şunu ifade etmek isterim ki, Trump aynı zamanda içinde bulunduğumuz yeni yılın da adamı olacaktır.
Bazıları bu analizi yersiz bir öngörü olarak görebilir, zira yarın neler olup biteceğini kimse bilemez ve her gün değişen bir dünyada kimin ne kadar etkili olacağını kestirilemez.
Bu iddialı öngörünün ana nedeni, ABD'nin -istesek de istemesek de, hoşumuza gitsin ya da gitmesin- dünya siyasetinin merkezinde yer almasıdır.
Bu gerçeği görmek, ABD ile işbirliği yapan veya yapmayan her Arap ülkesi için oldukça önemlidir.
Tarih yazanlar, gelişimi, nesnel, politik, ekonomik, sosyal ve entelektüel koşullardaki değişikliklerin bir sonucu olarak görenler ya da bireyin yaşadığı çevreyi şekillendirmedeki rolü olarak görenler şeklinde ikiye bölünmüşse, bu özel koşullarda elbette ki ABD bireye yani Trump’a yüklenen rolü her zamankinden daha fazla önemseyecektir.
2018’deki son sahnenin, 2019’daki ilk sahne olması muhtemeldir. Geçen yıl, ABD başkanının bir dizi icraatları ile sona erdi.
Suriye'den çekilme kararı aldı, Afganistan'daki güçlerini yarıya düşürdü, Savunma Bakanı James Mattis ve ABD'nin DEAŞ'la Mücadele Özel Temsilcisi Brett McGurk’ın istifalarını kabul etti.
ABD Başkanının Noel tatili sırasında Irak’a yaptığı ziyaret ve ABD’nin yurtdışındaki savaş birliklerini ilk defa denetlemesi, Trump’ın yönelimleri ilgili verilen mesajların doruk noktasıydı ve sadece dış dünyaya değil aynı zamanda iç siyasete verilen bir mesajdı.
ABD kuvvetlerinin Irak’ta kalacağını açıklamasına rağmen, ziyaretinde Irak hükümetinin istek ve arzularını dikkate almadı. ABD'nin askeri katılımını isteyen dünya ülkelerinin bunun için bedel ödemesi gerektiğini yineledi. Aynı zamanda, ABD askeri komutanlarını eleştirmek için bu ziyareti bir fırsat bildi, çünkü DEAŞ’ı tamamen ortadan kaldırmak için daha fazla zaman ve imkânlar istemeye devam ettiler.
Ortadoğu’da ve Washington’un dışında iken, Federal Rezerv Bankasını veya ABD Merkez Bankasını eleştirmeyi de unutmadı.
Bu türden bir davranış şekli, ABD Başkanlık tarihinde ilk defa gerçekleşiyor. Mademki Kongre, ABD ile Meksika arasındaki ayrım duvarını inşa etmek için beş milyar dolar sağlamaktan imtina etti, federal hükümetin bütçesini kısmen dondurmanın herhangi bir sakıncasının olmadığını belirtti.
2018 ve 2019 arasını ayıran köprü üzerine inşa edilmiş bu sahnenin anlamı, Trump'ın nihayet, seçim programının tüm bileşenlerini uygulamakta özgürlüğüne kavuşmuş olmasıydı.
Seçim programının üç temel ayağı vardı:
Liberal tarzda inşa edilmiş dünyanın, Avrupa Birliğinin, NATO veya NAFTA gibi çok taraflı kurumların gücünü kırmak.
İkincisi, ABD’nin, George Washington’un dış ittifaklara karşı uyardığı Amerikan Devrimi’nden sonra dış politikada egemen olan yeni strateji dalgasından uzak tutulmasıdır.
Amerika, I. Dünya Savaşı'ndan sonra bu stratejiye geri döndü; bunu devletin Milletler Cemiyeti'ne katılımıyla Kongre'nin yenilgisi izledi. Bu kez Trump, Amerika'nın dünyadaki liderliğini ABD’nin varlığını dünyada azaltarak devam ettirmek istiyor. Hıristiyan olmayan göçmenleri ve mültecileri engelleyen duvarlarla ABD’yi izole etmeye çalışıyor.
Üçüncüsü: Amerikan kurumlarının dış politikadaki ve belki de iç politikadaki rolünü sınırlamak. Böylece, Kongre veya Devletin savunma ve finans kurumlarının yaptırım gücünü kırmak istiyor. Başkanlık lehine bir güç temerküzünü arzu ediyor. Belki de 2019 yılında, muhafazakârların çoğunluğu elde ettiği Anayasa Mahkemesi de bu kurumlara eklenecek.
2019 yılı boyunca kendi mecrasını bulacak olan bu politikanın ABD içinde, özellikle de Demokratların Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğu kazanmasıyla sonuç vermesi kaçınılmaz hale gelecektir. Ancak Trump’ın stratejisi, Kongre’yi ele geçirme üzerine olacaktır.
Bunun için ya kendi politikalarını devreye sokacak ya da önümüzdeki aylarda 2020 Başkanlık seçim atmosferine girilecek, dolaysıyla buna hazırlık yapacaktır.
Trump’ın kendi yönetimindeki bazı engellerden kurtulması hiç de tesadüf değildi, çünkü kendisi Trump eksenli bir yönetim istiyor.
ABD içinde seçilmiş olmanın gücünü her yerde hissettirmek istiyor. Batı ülkelerine yönelik politikasını muhafazakâr sağ tandanslı olarak devam ettirmeyi arzu ediyor.
ABD Başkanının bu politikalarını güçlendiren unsurlar da var. Eşi benzeri görülmemiş bir ekonomik başarıya ulaştı.
İşsizlik ve enflasyon seviyesini en düşük seviyelere getirdi, Amerika'nın dünyaya katılımını en düşük seviyelere indirdi.
Irak ziyaretinde söylediği gibi, İlerde ABD’yi “Amerikalıların adını bilmediği” ülkelerden ayıran bariyerler örecektir. Peki, Arap ülkelerine yansıması nasıl olacaktır?
Trump’ın yönelimlerinin doğrudan sonuçları olacaktır. Dünyadaki terörist hareketler yeniden güçleneceklerdir.
Ortadoğu’nun kırılgan devletlerinde istikrarsızlık yeniden nüksedecektir. İkinci sonuç, hem Türkiye hem de İran, bölgedeki hedeflerine ulaşmak için yeni bir güç kazanmış olacaklardır.
Rusya, Türkiye ve İran Suriye’nin geleceğini belirlemek için tek başlarına hareket edebileceklerdir. Belki de Trump, Suriye'den çekildiğini söylemek için Erdoğan'la yaptığı telefon görüşmesinde "Buralar şimdi senindir/ It is yours now” derken her şeyi özetlemişti.
Trump, 2019’da Amerika’da ya da Ortadoğu’da veya dünyanın tamamında kendi politikalarını uygulamada başarılı olacak mı olmayacak mı? Aslında esas mesele bu değildir.
Çünkü onun başarı ya da başarısızlığının neticeleri uzun vadeli olacaktır, etkileri ise ABD'nin sınırlarını aşacaktır. Amerikan kurumları, Trump’ın tutumlarına karşı muhakkak bir direniş göstereceklerdir. Başkan’ın her istediğini yapabilmesi mümkün olmayacaktır.
Dünyanın kaderini belirlemek, tek başına ABD’nin elinde değildir. ABD başkanının başarısını veya başarısızlığını belirleyecek olan da yalnızca Beyaz Saray değildir. Göz ardı edilemeyecek olan şey, 2019 yılının heyecan verici bir yıl olacağıdır!
TT
2019’da Yılın Adamı: Trump!
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة