Nebil Amr
Filistinli siyasetçi ve yazar
TT

Bu hatayı hangi zeki yaptı?

İsrail’deki seçim savaşını takip edenler, bu savaşın, İsrail Parlamentosu’nun (Knesset) kurulmasından bu yana geçmişte yaşanan bütün seçim çekişmelerinden çok daha sıcak geçeceğini ve çok daha önemli olacağını düşünmektedir.
Farklı beklentilere sahip çok sayıda general, bu savaş alanında toplandı. Kimisi seçimleri kazansa bile mevkisini kaybetme tehdidi ile karşı karşıya olan Netenyahu’ya alternatif olmaya çalışırken, kimisi de bir bakanlık ya da bir meclis komisyonunun başına getirilmek gibi çok daha mütevazı beklentilere sahiptir.
İsrail’de Knesset, ülke içerisindeki siyasi hayatın bir özeti gibidir, kuralları ve kilit kararları belirlemede imtiyaz sahibidir. Sağcıların çoğunlukta olduğu dönemlerde Knesset, küçük bir elit grubun ve halkın büyük bir çoğunluğunun desteği ile ‘Yahudi Ulus Devleti’ yasasını kabul ederek, İsrail devlet şeklini ve içeriğini değiştirmeyi başardı. Aynı şekilde Knesset, yargının kamu hayatındaki rolünü zayıflatmış, Filistinliler ile siyasi çözüm olasılığını tamamen ortadan kaldırmıştır. Knesset’te çoğunluğu elde tutan sağcıların keyfiliği, Netenyahu’nun en uzun süre başbakanlık makamında kalan isim olarak anılmasını ve rakipsiz olarak yerini sağlamlaştırmasını sağlayarak, demokrasi ve yönetimin el değiştirmesi sürecini zayıflatmıştır.
Knesset’ten bahsettiğimizde İsrail içerisindeki Arap toplumunun durumu ve bu önemli kurum içerisinde temsili konumlarından da bahsetmek kaçınılmazdır. Sadece analizler değil gerçekler de Knesset’in Arap azınlığın farklı yüzleri ve görevleri ile mücadelesini sürdürdüğü en önemli alan olduğunu kanıtlamıştır.
Arap milletvekilleri, önemli oranda Arap vatandaşı tarafından seçmenlerin istediği gibi görevlerini yerine getirmemekle suçlanmaktadır. Ama bu suçlamaya rağmen ister devlet içerisinde haklarından mahrum bırakılan 2 milyon Arap vatandaşının taleplerini elde etme düzeyinde, ister karşı tarafta bağımsızlık ve özgürlük için mücadele eden kardeşleri Filistinliler ile etkileşim düzeyinde olsun Arap milletvekilleri Knesset içerisindeki varlıklarını güçlü ve dikkat çekici bir şekilde somutlaştırmışlardır.
İsrail’de herkes, belki de kaderlerini değiştirecek bu savaş için hazırlık yapmaktadır. Ama ne yazık ki Knesset içerisindeki varlığını iyileştirmeye ve güçlendirmeye yönelmesi gereken Arap hazırlıkları; Ahmed el-Tibi’nin ortak seçim listesinden ayrılıp, bağımsız olarak seçimlere katılma kararı alması sonucu güçlü bir sarsıntıya uğramıştır. Şimdiye kadar gözlemcilerin büyük bir bölümü el-Tibi’nin kararının, partisinin ortak liste içerisindeki konumunu güçlendirmeyi amaçlayan sert bir manevradan ibaret olduğunu düşünmektedir. Aynı şekilde bu konuyu takip edenler; önemli özelliklere ve güçlü bir halk desteğine sahip olan el-Tibi’ye ortak listenin temel aldığı kota sisteminde haksızlık yapıldığını da kabul etmektedir.
Ahmed el-Tibi’nin kararı, kendi içinde de risk taşımaktadır. Ahmed el-Tibi, bu kararı ile halk deyiminde olduğu gibi ‘bu hatayı hangi zeki yaptı?’ sorusunu haklı çıkaracak ya da Knesset içerisinde Arap varlığına bir momentum kazandıracaktır. Şu anda bu 2 seçenekten hangisinin öbürüne daha ağır bastığını söylemek ya da seçim tarihi yaklaştığında etkin bir şekilde yukarı veya aşağıya doğru hareket eden kamuoyu yoklamalarına güvenmek mümkün değildir. Dolayısıyla sandıktan ne gibi bir sonucun çıkacağını beklemekten başka çare yoktur. Eğer el-Tibi’nin ortak listeden ayrılma kararında ısrar edip girdiği seçimlerde bir mucize gerçekleşip Arapların Knesset’teki varlıkları güçlenirse, gelecek seçimlerde bir kahraman olarak taçlandırılacaktır. Ama bunun aksi olması ve Arap varlığının gerilemesi durumunda yaşananların doğrudan sorumlusu olma suçlaması ve bunun cezasını çekmekten kurtulamayacaktır.
Görünüşe bakılırsa bu güçlü sarsıntının etkilerinden kurtuluş yolunu netleştirmek için hala yeterince zamanımız bulunmaktadır. Zira Knesset içerisinde Arapların güçlü bir temsile sahip olmaları kadar Ahmed el-Tibi’nin kargaşadan uzak durmayı sürdürmesi de aynı oranda büyük bir öneme sahiptir.