Arapların ve uluslararası tarafların yardımlarıyla, büyük çabalarla toplanan tahılların gıda depolarında depolanmasının ardından Husilerin yaklaşık 3 milyon Yemenliye yiyecek sağlayan bu gıda depolarını bombalaması gerçekten de büyük bir felakettir. Husilerin bu eylemi, birkaç gün önce bir mülteci kampının kapısında 8 sekiz kişiyi öldürmeleri kadar kanlı ve vahşicedir. Ancak uluslararası toplum yine sessizliğini koruyarak bu eylemi kınayan ve ayıplayan bir açıklama bile yapmadı.
Savaş, açlık ve salgın hastalıklar Yemen trajedisinin üç ayağını oluşturmaktadır. Yemenli liderler, darbeden önceki seçimlere dayalı siyasi düzene dönmeyi kabul etseler ya da uluslararası toplum, Husi darbesinden önce var olan, BM tarafından tanınan hatta siyasi taslağı kendisi tarafından hazırlanan meşru merkezi yönetime karşı çıkanları cezalandırma sorumluluğunu üstlense aslında bu üç sorun da siyasi olarak kolaylıkla çözümlenebilir.
Savaştan önce Yemen halkının yarısından fazlasının geçim kaynağı tarımdı. Ancak 2011 yılında başlayan ve Yemen’e de uzanan Arap Baharı’nın ardından tarım sektöründe ciddi bir gerileme yaşandı. Geçmişte Yemen’in yıllık 250 bin tonun üzerinde olan tahıl hasadı bu dönemden sonra 90 bin tonun altına düştü. Buna ek olarak Husilerin limanları ele geçirmesi, yüksek vergi uygulamaları ve kendi kontrolleri dışındaki bölgelere sevkiyat yapılmasını engellemeleri milyonlarca Yemenliye hayatta kalabilmeleri için ihtiyaç duydukları gıda yardımlarının sağlanmasında aksaklıklar yaşanmasına yol açtı.
Yemen geçmişte buğday, mısır, meyve ve turunçgiller gibi tarım ürünlerinde büyük oranda kendi kendine yetebilen bir ülkeydi. Ancak son 20 yılda kötü yönetim, şehirlere göç, ülkeyi uzun yıllar etkisi altına alan kuraklık dalgası, birçok çiftçinin kahve ve benzeri temel ürünler yerine uyuşturucu bitkiler ekmeye yönelmeleri nedeniyle ülkedeki tarım üretimi geriledi. Günümüzde ise savaş, kaos, ithalatın önündeki engeller ve yolların kapalı olması bu sorunun çözümünü zorlaştırmaktadır.
Halkın gıda kıtlığı ve ilaç eksikliği nedeniyle karşı karşıya kaldığı krizlerin büyük bir çoğunluğu Husilerin kontrolü altındaki bölgelerde yaşanıyor. Husiler her ne kadar savaş yılları boyunca limanları kontrol etseler de her silahlı milis güç gibi onlar da halka bu konuda yardımcı olmak yerine ellerindeki gıda ve ilaçları halka karşı olan askeri eylemlerinde kullanmayı seçti. Bunun en büyük kanıtı da Husilerin Hudeyde’de bulunan ve içerisinde 3 aylık tahıl stokunun olduğu büyük Kızıldeniz hububat silolarına geçen hafta düzenlediği havan saldırısıdır. Oysa bu hububat siloları, Husilerin kontrolü altında olduğu son 3 yıl içerisinde ne hükümet güçleri ne de Arap Koalisyonu tarafından askeri bir hedef olarak görülmedi ve bir kez bile hedef alınmadı.
BM Yemen Özel Temsilcisi ve uluslararası toplumun amaçlarının silahlı bir milis gücü olan Husileri siyasi sürece katılmaya ikna etmek olduğu gerekçesiyle bütün bu barbarca uygulamalara sessiz kalması ne acıdır. Hâlbuki Yemen’de savaşın, kaosun ve açlığın ömrünü uzatan da bu düşünce ve bakış açısıdır.
TT
Yemen’de gıda savaşı
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة