Yaklaşık 3 hafta sonra Avrupa, aydınlanma, özgürlük, kardeşlik, adalet ve eşitlik yollarının radikal hareketlerle kesişeceği büyük bir sınava girecek. Milliyetçi sağ gruplar, nasyonal sosyalizmin ve faşizmin sıkıntılarını yaşayan Avrupa kıtasına egemen olmaya çalışıyor.
Avrupalılar, önümüzdeki 23-26 Mayıs tarihlerinde Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerini yapacak. Sağ kesim, Avrupa’nın yeni platformunda söz sahibi olmaya özen gösteriyor. Buna yönelik ajandalar, insani bağ ve iletişim konusunda güzel şeyler müjdelemiyor. Tam tersine boykot, üstünlük ve yalnızlık varsayımlarını müjdeliyor. Bu varsayımların sesleri, gelecekte daha gür çıkacak.
Yeni parlamentoda Avrupa’daki sağ güçlerin benzersiz bir başarı elde edeceğini gösteren pek çok işaret var. Bu konuda Avrupa içerisinde var gücüyle devam eden hazırlıkları delil göstermiyorum. Örneğin İtalya İçişleri Bakanı Matteo Salvini, Milano topluluğuna çağrı yapıyor. Milano topluluğu, önce İtalya’nın sonra da Avrupa’nın içine kapanmasını isteyen ve ötekinin yoluna engel koyan grupların sancağıdır. Söz konusu gruplar, bu konuda Avrupa’nın yapısında meydana gelen sosyal bozulmayla mücadeleyi bahane ediyor.
Çekya’nın başkenti Prag, gelecek günlerde Avrupa’nın popüler sağ partilerinin geniş çaplı buluşmasına ev sahipliği yapacak. Japon asıllı Çek müttefikleri Tomio Okamura’nın daveti üzerine toplantıya Fransa Ulusal Birlik Partisi Lideri Marin Le Pen ve Hollanda Özgürlük Partisi Başkanı Geert Wilders de katılacak.
Prag toplantısı, Brüksel’den ayrılmak için sağ görüşlü grupların bir buluşması niteliğinde. Yine Prag toplantısı, Avrupa ülkelerinin özgürlüğünü ve egemenliğini garantilemek için temel değişikliklere güvenmenin bir yöntemi niteliğinde. Bu da Avrupa Birliği’nin geleceğinin risk altında olduğunu gösteriyor.
Siyasi sahneyi takip edenler, aynı düzlemde İtalya ve İspanya arasında da uyum ve işbirliği olduğunu, İspanya’da genel seçimler başlamadan önce özellikle Salvini’nin İspanya’daki aşırı sağ görüşlü Vox Partisi’ni büyük ölçüde desteklediğini fark eder. Bilindiği üzere İspanya, Katalonya bölgesinde ender bir başarı elde eden İspanyol sağının tuzağına düşme tehdidiyle karşı karşıya bulunuyor. Sosyalistlerin egemen olduğu Katalonya’da 1979’dan beri ilk kez böyle bir başarı meydana geliyor.
Almanya ve burada meydana gelen felaket gelişmeler göz ardı edilebilir mi?
Almanya iç istihbaratı, kendilerini yeniden organize eden ve iç savaş senaryosuna hazırlanan aşırı sağ örgütlerin amaçlarıyla ilgili ürkütücü bir belgeyi deşifre etti. Almanya merkezli Die Welt gazetesinin Pazar günü yayımladığı belgeye göre aşırı sağ örgütlerin tehlikesi giderek artıyor. Ayrıca bu grupların önceden kenara itilen bazı üyeleri, şu an şiddete ve ötekini uzaklaştırmaya meyleden esas oyunculara dönüştü. Dikkatli bir şekilde okunduğunda bu belge, aşırı sağın Avrupa parlamentosunda çoğunluğu elde etmesi halinde Avrupa’nın uçurumun kenarında olacağını gösteriyor. Yine söz konusu belge, Aydınlanma Çağı boyunca Avrupa’nın geleneğine aykırı sosyal ve hümanist hareketlerin Avrupa semalarına neredeyse egemen olduğuna dikkat çekiyor.
Avrupa’daki sağ güçler, neredeyse kesin bir şekilde sosyal iletişim araçlarını kontrol etmeye ve siber uzayı istismar etmeye başladı. Bu da şu an fikirlerin Avrupalı gençler arasında İkinci Dünya Savaşı öncesindeki durumdan bin kat daha hızlı yayıldığı anlamına geliyor.
Son zamanlarda Avrupa’daki geleneksel, sosyal, kültürel ve dini kurumların, Papa Franciscus’un ve kapsayıcılığı daraltan ve egoizmi büyüten tek yanlı eğilimleri reddeden diğer kardinallerin açıklamalarını takip edenler, Avrupa’nın soysal dokusundaki çatlağı görür.
Arap dünyasında ve Ortadoğu’da aşırı sağa karşı Avrupalıların zihinlerini meşgul etmemiz hatta harekete geçirmemiz gereken temel bir soru var: “Bu eğilimlerinizden dolayı Arap dünyasında meydana gelecek korkunç çalkantıların hacmini biliyor musunuz?”
TT
Aşırı sağ ve Avrupa kıtasının geleceği
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة