İmil Emin
Mısırlı yazar
TT

Vatikan ve ramazanda İslam alemi

Vatikan Dinlerarası Diyalog Konseyi her yıl ramazan ayında yaptığı gibi bu yıl da İslam alemine yönelik mesajını yayınladı. Bu mesajların tek amacı ise 6 kıtada Hz. İbrahim’in (a.s) çocukları Müslümanlar ve Hıristiyanlar arasında kardeşlik köprülerini inşa etmeyi desteklemek.
Geçen Cuma günü Konsey Sekreteri Piskopos Miguel Angel Ayuso tarafından açıklanan bu yılki mesajının başlığı “Müslümanlar ve Hıristiyanlar: İnsan Kardeşliğinin Güçlendirmesi” idi.
Başlık gözden kaçmayacak kadar açık işaretler taşımaktadır. Çünkü ayrılık yanlılarının seslerini, birlik davetçilerinden daha çok yükseltmeye çalıştıkları, küresel düzeyde yaşanan bir krizin, çatışan ulusların, birbirleri ile savaşan şovenistlerin, kötü miraslarını dünyanın her yerine yaymaya çalışan radikallerin, bütün bu kötülükler arasında suçsuz sivillerin hayatını kaybettiği, insan medeniyetlerinin nefret denizi ve kan ile ölümün koyu karanlığında boğulduğu bir zamanda yayınlandı.
Dinlerarası Diyalog Konseyi Sekreteri mesajında, dünyanın her yerindeki Müslümanlara “aziz kardeşler” şekilinde seslendi. Bu da Ortaçağ’da savaş ve çatışmalara tanıklık eden Batı ve Doğu arasındaki ilişkilerin değiştiğinin gerçek bir kanıtıdır. Bütün bunlar artık geçmişte kalmıştır. Hatta 1962-1965 yılları arasında düzenlenen İkinci Vatikan Ekümenik Konsili yayınladığı “Günümüzde” belgesi ile herkesten geçmişi affetmeyi, hep birlikte erdemli şehre ve ortak insanlık onuruna yürümeyi dilemiş ve dilemeye de devam etmektedir.
Piskopos Ayuso; ramazan ayının oruç, namaz ve sadaka vermeye adandığını ve bunun İslam akidesinin öncelikleri arasında olduğuna ancak bu faziletli ayın aynı zamanda bütün dünyadaki Müslüman ve Hıristiyanların dostluk çerçevesinde paylaştığı manevi bağları güçlendirmek için altın bir fırsat olduğunu düşündüğüne işaret etti. Buradan yola çıkarak herkese huzur dolu ve zengin bir ay diledi.
Doğuda ve batıda modern zamanlarda dini liderler pratik olarak ortak yaşamın önünde birçok engel bulmaktadır. Son bombalı saldırılar, Yeni Zelanda’nın Christchurch şehrinde namaz kılan suçsuz insanları hedef alan saldırı ve Sri Lanka’daki patlamalar, dünyada gün geçtikçe kök salan günahın sırrına yönelik bir işaretten başka bir şey değildir.
Bu bağlamda söz konusu mesajın sahibi; kendisine inananları barış değerlerini korumaya, karşılıklı tanışma, insan kardeşliği ve ortak yaşam değerlerini yükseltmeye teşvik eden hatta daha da ileriye giderek bilgeliği kutsamaya, adaleti güçlendirmeye ve iyiliği korumaya yönlendiren dinlerin yeniden düşünülüp incelenmesi çağrısında bulundu. Eğer gelecek nesillerin gönül rahatlığı içerisinde huzurlu bir hayat yaşama şansı olmasını ya da Allah’ın şehrinde yaşamak için hep birlikte çabalamak istiyorsak bunu yapmalıyız.
Peki Vatikan Konseyi mesajının bu yıl özellikle üzerinde durduğu bir çağrı var mı?
Evet, var. Vatikan’ın mesajı özellikle bizlerin (Müslüman ve Hıristiyanların): “Karşılıklı olarak birbirimize açılmaya, birbirimizle tanışmaya ve kardeş olarak tanımaya çağrıldığımıza, böylece korku ve bilgisizliğin ördüğü duvarları yıkabileceğimize, aynı şekilde hep birlikte dostluk köprülerini inşa etmeye çalışmamızın bütün insanlığın iyiliği için temel olduğuna” işaret etmektedir.
Vatikan Konseyi’nin İslam dünyasına yönelik bu yılki mesajı; ailelerimizde, siyasi, sivil ve dini kurumlarımızda şiddet ve terörü reddeden, milliyetine, rengine, dinine ya da etnik kökenine bakmadan bütün insanlara hizmet sesinin yükseldiği yeni bir yaşam tarzı geliştirmemizin zorunlu olduğunu ifade etmektedir.
Vatikan tarafından bu yıl yayınlanan ramazan mesajının büyük bir bölümü; bir yandan birbirimizi daha çok tanımada en iyi metod ve yöntem olan diyalog kültürünü sürdürmeye teşvik ederken, diğer yandan da diyaloğun faydasız olduğunu düşününlerden de samimi bir şekilde şu soruyu cevaplamalarını istemektedir: “Diyaloğun alternatifi nedir?” Elbette çatışmadır. İşte, aşırılık yanlısı hareketler de bundan beslenirler. Çünkü insan bilmediği şeyin düşmanıdır. Ancak sorulması gereken bir başka soru da şudur: Öteki ile diyalog yolculuğunda bizleri kontrol eden herhangi bir şart ya da yönelim var mıdır?
Bu sorunun cevabını Papa Francis’in, 28 Nisan 2017’de El-Ezher Üniversitesi düzenlenen Dünya Barış Konferansı’nda katılımcılara yaptığı konuşmanın satır aralarında bulabiliriz. Bu konuşmasında Papa; diyaloğu ve farklı dinlerden insanlar arasında karşılıklı tanışıklığı sürdürmek için olmazsa olmaz 3 temel prensipten bahsetmiştir. Bunlar:
Kimliğin önemi. Yani diyalog, muhataplarının kimliğini ortadan kaldırmaz ya da ezmez. İkincisi; farklılıklar konusunda cesaretli olmak. Diyaloğun tamamen uyum ve uzlaşı ile sonuçlanması şart değildir. Hatta ortak olmayan konularda anlaşmazlıklar değil farklılıklar mutlaka olmalıdır. Üçüncüsü ise üzerinde yaşadığımız bu mavi gezegeni ölümün değil hayatın hüküm sürdüğü bir mekâna çevirmek, samimi bir niyet ve dürüst bir vicdana bağlıdır.
Vatikan’ın İslam dünyasına mesajının üzerinde durduğu diyalog; çeşitliliğe saygı duymak, herkesin yaşam hakkına, güvenliğine, vicdan, düşünce, ifade ve din özgürlüğü gibi temel haklara sahip olduğu inancını güçlendirmek için çabalamaktır.
Piskopos Ayuso’nun Müslüman ve Hıristiyan herkes için dileği; gerçek ve doğru bir ortak yaşam inşa etmek için insan kardeşliği girişiminin, halklar ve yetkililer olsun herkesin kalbine ulaşması ve yankı bulmasıdır... Hayırlı ramazanlar.