Son 9 aydır devam eden Libya’ya yeni bir BM özel temsilcisi gönderme süreci, sancıları yakın bir zamanda sona ermek istemeyen zorlu bir doğum süreci gibi.
Birkaç gün önce BM, Bulgar diplomat Nickolay Mladenov’un beklenen yeni özel temsilci olacağını açıkladığında, bu ani kararla, 9 aydır süren bekleyişin (doğrusu BM’nin Libya için bir temsilci seçmekte neden bu kadar geciktiği anlaşılır değil) nihayet sona erdiği düşünüldü. Fakat bu temsilci de açıklamasında belirttiği üzere kişisel nedenlerle özür diledi.
Eski BM Libya Özel Temsilcisi Gassan Selame, bu yıl baharın başlangıcında, birkaç yıldır yürüttüğü ve Libyalıların yaşamlarında olumlu sonuçları olması için epey çaba harcadığı büyük görevinden istifa etti. Görevi bıraktığındaki hali, şairin dertli bir şekilde kendi ve aynı durumda olan diğerlerinin halini nitelemek için söylediği şu mısradaki gibiydi: Azimliydim, ama zamanın direnci karşısında elden ne gelir.
BM özel temsilcisi görevini üstlendiği yıllar boyunca Selame, birçok girişimde bulundu ve tekrar tekrar denedi. Bu süre içinde bulunduğu konum icabı, başkalarının göremediklerini gördüğüne de şüphe yok. Sağlık nedenleri gerekçesiyle istifa ettiği açıklandığında, aslında bu, genelde olduğu gibi istifasının arkasında başka nedenler aranmaması için kullanılan diplomatik bir gerekçeydi.
İstifa nedeni, ister o zaman açıklandığı gibi sağlık nedenleri, isterse daha muhtemel olan sağlık dışındaki nedenler olsun, Selame elinden geldiğince çabaladı. Sonunda istifa ettiğinde başarı fırsatını, belki de kendisinden önceki temsilcilerin başaramadığını başaracak bir başka temsilciye bıraktı. Onun yerine geçmesi için birçok isim önerildi. Bunlardan biri de bu göreve aday gösterilen ve seçilme olasılığı en yüksek olduğu söylenen Cezayirli diplomat Ramazan Lamamra idi, ancak o da kabul edilmedi. O dönemde kabul edilmeme nedeninin, ABD’nin itirazı olduğu söylenmişti.
Washington’un Lamamra’ya itiraz nedeni hakkında hiç kimse bir açıklama da bulunmadı. Muhtemelen bir neden de dillendirilmedi. Halbuki Lamamra’nın, bizzat Gassan Selame dahil kendisinden önceki temsilcilerde olmayan bir özelliği vardı, o da Cezayirli olması. Bu özelliği onu, kuşkusuz Libya topraklarını yeniden istikrar ve sükunete kavuşturacak gerçek bir şey sunmak için en hevesli ve istekli kişilerden biri yapacaktı. Bu konuda başkasından daha istekli olacağını düşünmemizin nedeni, Cezayir’in Libya ile uzun kara sınırı. Cezayir, Libya topraklarını 3 yönden saran 6 komşusundan biri. Bu ülkeler; Mısır, Çad, Nijer, Sudan, Tunus ve tabii ki Cezayir.
Herhangi bir ülkenin komşusu istikrarsızlığa sürüklendiğinde, bundan ilk etkilenen ülkelerden olması doğal.
Libya sorununda da Mısır, Cezayir ve Tunus dışişleri bakanları birçok kez aynı masanın etrafında buluştular. Her seferinde de toplantı ile ilgili haberlerin başlığı şuydu; Libya’ya komşu ülkelerin dışişleri bakanları toplandı. Her görüşmenin konusu da, Libya’nın tamamında istikrar ve sükuneti sağlayacak bir çözüm bulmaktı. Bu, Libya kadar komşularının da umuduydu.
Bu toplantıların başlığının atıfta bulunduğu Libya’nın komşuları, biri eksik Arap komşularıydı. Biri eksik dedik, çünkü Libya’nın bunların dışında yukarıda saydığımız gibi 3 komşusu daha var. Bunlar arasında sadece biri, yani Sudan, bir Arap ülkesi.
Konumuza dönecek olursak, Lamamra’nın Cezayirli olmasının, Libya sorununa siyasi çözüm bulma konusunda kendisini diğer özel temsilcilerden farklı olmaya aday yaptığını bir kez daha belirtmek istiyorum. Çünkü o, Libya’nın istikrarlılığı gibi istikrarsızlığının da ülkesine etki ve sonuçlarını görüyor.
Korkarım ki bu aynı zamanda, Lamamra’nın kabul edilmemesinin de ana sebebi. Bilmediğimiz başka nedenler de vardır ama bence bu en başında geliyor. Eğer bu doğruysa, ki bu er geç ortaya çıkar, Lamamra’nın Selame’nin halefi olarak önerildiği dönemde, Libya’da siyasi çözüme ulaşmak konusunda bir “uluslararası iradenin” mevcut olmadığı anlamına geliyor. Uluslararası irade ifadesini tırnak içinde yazdık çünkü bunu öylesine geçemeyiz, önemine dikkat çekmeliyiz.
Bu uluslararası irade, bir sır gibidir. Herhangi bir bölgesel ve küresel sorunda var olması halinde, büyük bir çaba ve uzun bir zaman gerektirmeden çözüm yolu bulunur. Olmadığında ise sorun yerinde sayar, öne doğru attığı her adıma karşılık geriye iki (belki de daha fazla) adım atar.
Nitekim Libyalı taraflar arasında son olarak, Fas ile Tunus’un ev sahipliği yaptığı yeni bir diyalog girişimi başlatıldığında, görüşmelerde tarafların tamamı, Libya’da gelecek yılın sonunda seçimler düzenlenmesini öneren çözüm konusunda neredeyse fikir birliğine vardılar.
Ancak işin sırrı uluslararası irade olduğu ve bu da görünüşe bakılırsa tam anlamıyla mevcut olmadığı için taraflar, her zaman olduğu gibi diğer anlaşmazlık noktalarını tartışmaya başladıklarında yeniden en başa döndüler.
Keşke bu sır, son görüşmeler sırasında Gassan Selame dönemi sonrası özel temsilcilik görevini vekaleten yürüten Stephanie Williams’ın elinde hazır bir kart olsaydı. Elinde olsaydı, beklenen çözüm hem Trablus hem de başka Libya şehirlerinde yolunu bulurdu.
Geriye dönüp Libya’da görev yaptığı sürece Gassan Selame’nin açıklamalarına baktığımızda, boşuna bir çabayla bu kartı aradığını görürüz. Kendisini bulmak için bölgesel ve küresel büyük başkentlerin hepsini yokladığını, en büyük umudunun başarılı olmayı dilediği görevini yerine getirmek için onu bulmak olduğunu fark ederiz. Ancak dilek ve umutlar tek başlarına yeterli değildir.
Libya’nın ne sekizinci ne de onuncu temsilciyi beklemeye tahammülü kalmadı. Aynı şekilde çevresindeki bölgenin de. Gerek Libya gerekse çevresindeki ülkelerde insanların sabrı taşmak üzere.
TT
Trablus’un beklememesi gereken sekizinci özel temsilci
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة