Abdurrahman Raşid
Suudi Arabistan’lı gazeteci. Şarku’l Avsat’ın eski genel yayın yönetmeni
TT

Ankara’nın Kahire ve Şam açılımı

Mısır ve Suriye neden Türkiye hükümetinin uzlaşma listesinde son sıradaydı?
Şimdi sular normale dönüyor. Suriye örneğinde kanlı olmak üzere iki hükümetle yaşanan on yıllık anlaşmazlık sona ermek üzere.
İlişkilerdeki son yumuşama, teknik müzakerecilerin son dosyayı kapatamamasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın attığı adım ile gerçekleşiyor. 2021 yılının başında El-Ula Zirvesi’nde yaşanan uzlaşma hareketliliğinden bu yana Kahire ile Ankara arasındaki girişimler kesilmedi. Mısırlılar ve Türkler büyük uzlaşmalar sağlasalar da liderlik düzeyindeki uzlaşma ancak Dünya Kupası’nın açılış töreninde tamamlanabildi. Dünya Kupası, Abdulfettah Sisi’yi ve Erdoğan’ı Katar arabuluculuğunda bir araya getirdi. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri’nin iki liderin arasında oturması bir engel değildi. Muhtemelen Mısırlılar ve Türkler bu olay için haftalar öncesinden hazırlık yaptılar ve arabulucu Katar’ın onuruna bir jest olarak Dünya Kupası'nı seçtiler.
Protokoller bir yana, patlamaya hazır meselelerle ilgili olduğu için Mısır-Türkiye uzlaşması önemli. Anlaşmazlık, 2013 yılında Muhammed Mursi hükümetinin devrilmesinden sonra başladı. Söz konusu dönemde Mısır meselelerini takip edenler bunun geri dönüşü olmayan bir çıkış olduğunu anladılar. Zira merhum Cumhurbaşkanı, devleti İhvan-ı Müslümin (Müslüman Kardeşler) zihniyetiyle yönetti. Öfkeli halkın ordu ile ittifakı İhvan otoritesinin sonu oldu. Bunun ardından İhvan, İstanbul'u kendine alternatif bir başkent olarak edindi. Buradan yeniden iktidara dönme projesi oluşturduklarına dair sinyaller gönderdiler. Özetle, Mısır ile Türkiye arasındaki ilişkilerin zamanla anlaşmazlıkların üst üste yığıldığı diplomatik bir kriz aşamasına gelmesine neden olan şey buydu.
İki hükümet bir buçuk yıl boyunca anlaşmazlık dosyalarını çözmek için bir dizi görüşme gerçekleştirdi. Güvenlik ve medya alanında önemli adımlar atmayı başardılar. Türkiye, topraklarındaki neredeyse bütün muhalif faaliyetleri durdurdu. Özellikle şu iki dosyada uzlaşmanın neden tamamlanmadığı açıklığa kavuşmadı:
İki tarafın çatışan tarafları desteklediği Libya'da çatışmayı yönetme konusundaki uyuşmazlık ve Akdeniz'de büyük miktarlarda olduğu düşünülen doğalgaz keşfinden sonra Mısır, Yunanistan ve Türkiye arasında çıkan karasuları konusundaki anlaşmazlık.
Mısır için Libya, güvenliği açısından hayati önem taşıyan bir ülkeyken, Türkiye için ekonomisi açısından önemli bir pazar sayılıyor. Libya’nın Kaddafi döneminden bu yana çok büyük borçları var.
İki ülke arasındaki gerginliğin sona erdirilmesinin önemine gelince; bu adım, Libya'daki iç savaşın sona ermesine katkı sağlayabilir. Bu da başlı başına olaya iyimser bakmak için yeterli bir neden. Bu sırada uzlaşmanın bedelini ödeyecek olan taraf yurt dışındaki İhvan muhalefeti olacaktır.
Şam ve Ankara arasındaki uzlaşma halen engebeli ve uzun bir yolla karşı karşıya. Erdoğan, Şam'a bizzat gitse bile, kendisinin dediği gibi;  bunu pratikte uygulamak kolay olmayacak. Zira durum çok karmaşık. İki ülke on yıldır dolaylı bir askeri savaş halinde. Sahada, DEAŞ ve El Kaide kalıntılarına, ayrılıkçı Kürtlere ve silahlı Suriye muhalefetine ek olarak İran, Rus ve ABD askerleri ve çok uluslu milisler var. Şam'ın kontrolü dışındaki Suriye’nin bazı bölgelerindeki daimi boşluklar da cabası. Bunun üstüne, herhangi bir çözümün parçası olması gereken yurt dışındaki milyonlarca Suriyeli mülteci ve ülke içinde yerinden edilmiş kişiler de ekleniyor. Herkes çatışmanın bitmesini istese de kimse nasıl sonlanacağını bilmiyor.