Cuma Bukleyb
TT

Libya’da araba halen atın önünde

Libya siyasi sahnesini uzaktan da  olsa takip edenler, bu yıl ülkede cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri yapılması için adımları hızlandırma konusunda bugünlerde ardı ardına gelen hızlı değişimlere şaşırabilir. Bu hızlanma, Birleşmiş Milletler (BM) Libya Özel Temsilcisi Abdullah Bathiliy’nin seçkinler, Libyalı yetkililer, yabancı ülkelerin büyükelçileri ve Libya Ulusal Yüksek Seçim Komisyonu Başkanı ile yaptığı görüşmelerden ve aynı şekilde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne her dönem sunduğu raporların yanı sıra medyadaki açıklamalarından net bir şekilde anlaşılıyor. Bu, öncesine göre olumlu bir gelişme olarak görülüyor ve beklenen Libya seçimlerinin nihayet gerçekleşmek üzere olduğunu hissettirebilecek bir iyimserlik uyandırıyor. Ancak bence gerçek bunun tam tersi. Sayın Bathiliy’nin açıklamaları, sahadaki gerçeklerden ziyade temenniye daha yakın. Genel olarak bakıldığında övgüye değer pek çok temenni taşıyıp iyi duygular yansıtıyor. Ancak siyasetin hiçbir zaman niyet ve duygularla işi olmaz. Siyaset çıkarlar üzerine kuruludur. Bildiğimiz gibi doğası gereği çıkarlar, iç içe geçmiş kesişen yollarda ilerler ve kendi dilini, mantığını ve gerçeklerini dayatır.
Seçimlerin yapılmasının önündeki en büyük sorun ya da aşılmaz engel, Libya'nın bölünmüş olması ve bölünmenin her geçen gün derinleşmesidir. Son zamanlarda bu bölünme dini meselelere kadar indi. Bunun belki de en iyi örneği, geçen Şaban Ayı’nın 29'unda yaşananlardır. Parlamento tarafından yıllar önce görevden alınan Müftü Sadık el-Giryani’ye göre, Trablus'taki Fetva Kurumu, Şevval hilalinin görülmediğini ve bu nedenle cuma gününün Ramazan Ayı’nın son günü olduğunu duyururken, Bingazi’deki Vakıflar İdaresi hilalin görüldüğünü ve cuma gününün Şevval ayının birinci günü olduğunu söyledi. Bu ihtilaf, halk arasında kafa karışıklığına neden oldu ve Libyalılar, din yetkilileri konusundaki hayal kırıklıklarını sosyal medya üzerinden dile getirdiler. Batı bölgesi bir gün daha oruç tutmaya devam ederken, doğu ve güney bölgeleri bayramı kutladı. Libyalılar eskiden, Trablus'taki gökevinin kararına göre oruç tutup iftar yaparlardı. Eski rejimin siyasi arzularına göre gökevinin işine ve bayram ilan edip etmemesine müdahale edildiği durumlar yok değilse de, en azından Libyalılar birlikte oruç tutup iftar yapıyorlardı.
Seçimler genellikle bölünmüş bir ülkede, yetkileri bölgeden bölgeye değişen bir hükümetle yapılmaz. Böyle bir bölünmüşlük ortamında yapılması, güvenilirliğini ve şeffaflığını sorgulatır. BM Temsilcisi bu gerçeğin farkındadır. Şevval ayı hilali konusundaki anlaşmazlık kendisine bir uyarı niteliğindedir. At arabasını düşünelim. Normalde at arabanın önünde durur, araba atın önüne değil. Ne de olsa araba atı çekmez.
Libya krizi için önerilen herhangi bir çözüm, içeriden değil, dışarıdan başlamalıdır. Bu bir gerçektir. Çünkü iç çatışmanın tarafları sadece dış tarafların kuklalarıdır ve kendilerine söyleneni yaparlar. Bu dış taraflar (ister Avrupalı ister Arap ister bölgesel olsun) çıkarlarını garanti altına alan bir uzlaşma formülüne varmadıkları sürece, Sayın Bathiliy’nin selefleri gibi çantasını kapatıp gitmekten başka seçeneği yoktur. Sahada dönen kısır döngü oyununun, getirdiği kazanımlar nedeniyle, dış taraflar ve onların yerel vekilleri tarafından desteklenmesi şaşırtıcı değildir.
Bugüne kadar, ülke içindeki çatışan taraflar (Temsilciler Meclisi ve Devlet Yüksek Konseyi (DYK)) cumhurbaşkanlığı seçimlerine aday olma koşulları üzerinde anlaşamadılar. İkisi de geri adım atmak şöyle dursun, bir nebze esneklik dahi göstermedi. Temsilciler Meclisi Başkanlığı, şartları yerine getirmeleri halinde tüm Libyalıların aday olma hakkına sahip olduğunu savunurken, DYK Başkanlığı, aday olmadan önce çift uyrukluların yabancı uyruklarından vazgeçmedikleri ve askerlerin de görevlerinden istifa etmedikleri sürece aday olmalarına karşı çıkıyor. Elbette bu şartla kastedilen Mareşal Halife Hafter. ABD vatandaşı olan Hafter ordudan istifa etmeyi reddediyor.
Değişmez diğer gerçek ise vaat edilen seçimlerin Mareşal Halife Hafter'in adaylığı olmadan gerçekleşmeyeceğidir. Bu gerçek, Sayın Bathiliy ve Hafter’in batı Libya'daki muhalifleri tarafından biliniyor. Hafter halen ülkenin üçte ikisini ve petrol sahalarını kontrol ediyor.
Aynı şekilde Sayın Abdulhamid ed-Dibeybe’nin de cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılmak istiyorsa hükümetten istifa etmesi gerekiyor, ki bu da pek olası değil. Güç mantığı ve onu koruyan milislerin ve paralı askerlerin konuşlanması bir oldubitti dayatıyor.
Mantıken bu, bir mucize olmadıkça ya da Hafter geri adım atmaya zorlanmadıkça seçimlerin yapılmasının imkansızlığını gösteriyor. Mevcut veriler ışığında, ne bir mucize olması ne de Hafter’in böyle bir adım atması mümkün görünüyor.
Böylece Sayın Bathiliy’nin tüm iyi niyetine ve çabalarına rağmen işler aynı noktaya geliyor. İşler yine bir çıkmaza girecek, Bathiliy’nin görev süresi sona erecek ve Bathiliy elindeki hayal kırıklıklarıyla geldiği yere geri dönüp yerini başka bir BM Temsilcisi’ne bırakacak. Böylece kısır döngü devam edecek, ki bu da ülkedeki işleri kontrol edenlerin tam istediği şey.