“Yeni, Libya'da doğar” deyiminin kökeni hakkındaki tartışma Libya'da halen devam eder. Bazıları bunu tarihçi Herodot'a atfederken, bazıları da filozof Aristoteles'e atfetmekte ısrar eder. Öte yandan bu görüş ayrılığı, “yeni” ile garip ve alışılmadık bir şeye atıfta bulunduğu konusunda bir fikir birliğiyle dengelenir.
Yakın zamanda, Trablus hükümeti “İyimser Gözlerle Trablus” sloganıyla Trablus Medya Günleri Festivali'ni kutladı ve çeşitli Arap ülkelerinden medya profesyonellerini davet etti. Bu festival sırasında, bakım ve onarım çalışmaları nedeniyle yedi yıldır kapalı olan Saray Müzesi veya Ulusal Müze yeniden açıldı. Açılış töreninde olağanüstü güzellikte ve ihtişamda sanatsal performanslar sergilendi.
Müzeler, ulusların hafızasıdır. İnsan ve doğal mirası korumak için vardır. Geçmişle bugünü birbirine bağlayan köprü görevi görürler ve atalarımızın geride bıraktığı miras ve eserler aracılığıyla tarihten ilham alabileceğimiz yerlerdir. Libya'da ise Ulusal Müze, birbirini takip eden rejimlerin siyasi bir oyun aracı haline geldi. Albay Muammer Kaddafi'nin 42 yıllık iktidarı boyunca rejim, Ulusal Müze ve okul müfredatı da dahil olmak üzere hayatın çeşitli alanlarından önceki monarşi rejiminin tüm izlerini silmeye çalıştı. Sanki Libya tarihinin 18 yıllık dönemi -monarşi- hiç yaşanmamış gibi davrandı.
Ulusal Müze'nin yakın zamanda yeniden açılmasıyla bu önemli tarihi döneme iade-i itibarda bulunuldu, fakat buna karşılık, Libya tarihinin 42 yılı -Kaddafi dönemi- sanki hiç yaşanmamış gibi silindi. Bu gerçekten garip değil mi? Modern Libya tarihinin en önemli dönemlerinden biri nasıl silinip yok sayılabilir?
Öte yandan, geçtiğimiz günlerde Libya’nın bağımsızlığının 74. yıldönümü kutlandı. Bu kutlama, Libya Genelkurmay Başkanı ve üç üst düzey yardımcısını taşıyan uçağın Türkiye'de düşmesiyle aynı zamana denk geldi. Bu nedenle, tüm ülke derin bir üzüntüye boğuldu ve bayraklar yarıya indirildi. Şaşırtıcı bir şekilde, bu trajik olay tüm bölgelerde Libyalıları duygusal olarak birleştirdi.
Ulusal Müze ve okul müfredatlarının yaşadığı silme, yok sayma ve zarardan, her yıl 24 Aralık'ta kutlanan Libya’nın Bağımsızlık Günü de kurtulamadı. Zira Kaddafi rejimi, Libya'nın (gerçek!) bağımsızlık günü olarak darbesini gerçekleştirdiği 1 Eylül 1969 gününü kabul etti. Tüm Libya şehirlerinde, Bağımsızlık Günü tarihini taşıyan sokakların isimleri (24 Aralık Sokağı) 1 Eylül Sokağı olarak değiştirildi. Bağımsızlık Günü 42 yıl boyunca kutlanmadı. İş bununla da kalmadı; Libya tarihi dersi müfredatı da değiştirildi. Tek bir kalem darbesiyle, Senusi hareketine ve bu hareketin Güney Libya, Çad ve Nijer'deki Fransız sömürgeciliği ile Barka'daki İtalyan sömürgeciliğine karşı direnişine, Libya devletinin kuruluşundaki rolüne dair en ufak bir gönderme içeren her sayfa silindi. Eski rejim aygıtının, Doğu Libya'daki direniş hareketine önderlik eden büyük mücahit, şehit Ömer el-Muhtar'ın adını silmesi ise mümkün değildi. Şehit Ömer el-Muhtar, tarihsel olarak Doğu Libya'da İtalyanlara karşı Senusi bayrağı altında direniş hareketine önderlik etmişti. Ancak, eski rejimin müfredattan sorumlu yetkilileri, eşi benzeri görülmemiş bir eylemde bulundular; özellikle 10 dinarlık banknotun üzerinde onun resmi yer aldığı için, Muhtar'ı ve mücadelesini inkar etmeleri imkansızdı, bunun yerine mensubu olduğu ve adına savaştığı Senusi hareketiyle olan bağlantısını kopararak, onu köksüz bıraktılar. Bu durum sadece hayret ve şaşkınlık yaratmakla kalmıyor, aynı zamanda yukarıdaki Yunan deyimini de acı bir şekilde hatırlatıyor: “Yeni, Libya'da doğar.”
Monarşi döneminin yok sayılması ile Kaddafi döneminin yok sayılması arasında, Libya tarihsel hafızası kasıtlı ve sistematik olarak budanıyor ve nesiller silme, tahrifat ve uydurma labirentinde kayboluyor.
Müzeler, ulusların ve halkların hafızalarının merkezleridir ve tarih dersi müfredatları, nesilleri hafızalarına, sembollerine ve tarihlerine bağlamanın bir aracıdır. Müzeler ve müfredatlar, siyasi hesaplaşmaların yapıldığı arenalar değildir. Libya Ulusal Müzesi, tarihsel hafızamızı koruma ve belgeleme merkezidir. Her Libyalının evidir; zaferleri ve yenilgileriyle birlikte, hikayemizi bütünüyle belgelemekte ve korumaktadır. Silme, yok sayma ve tahrif etme, tarihin kendisine zarar vermeyebilir, ancak Libya'nın gelecek nesillerinin hafızasını budamakta, üzerinde durdukları toprakların tarihini silip süpürmekte ve onları her yöne savuran rüzgârlara karşı köksüz halde bırakmaktadır.