Mişari Zeydi
Suudi Arabistanlı gazeteci- yazar
TT

Yüzyılın iki yarısı arasında İran

Şah rejimine karşı İslam Devrimi olarak adlandırılan ayaklanmadan sonra kurulan İran rejimi, karmaşık ve girift bir rejim. Ancak özü, Dini Liderin gücünü teyit etmek, rejimin ideolojisini sürdürmekle görevlendirilenlerin beğenmedikleri ve onaylanmış “elit”in dışındaki herkesi dışlamaktır.

Bu kurumların ve konseylerin başı ve kalbi, şu anda 86 yaşında olan Ayetullah Ali Hamaney Dini Liderdir.

Onun yerine kim geçecek?

Bu soru, mevcut ABD Başkanı Trump'ın ilk veya ikinci dönemine başlamasından önce bile, uzun zamandır hem İran içinde hem de dışında gündemde.

Dahası onun yerine kim geçerse geçsin ister oğlu Mücteba ister başka biri, selefi Ali Hamaney'in sahip olduğu aynı güçlere, karizmaya ve etkiye sahip olacak mı?

Dini Lider’den sonra, rejimin kararlarını şekillendiren kurumlar var. Bunların en önemlisi, Humeyni düşünce okuluna bağlı dini elit üyelerden oluşan Uzmanlar Meclisi’dir. Görevi, Dini Lideri seçmek veya görevden almaktır; bu, aslında hiç gerçekleşmemiş bir şey, görevden almayı kastediyorum.

Anayasayı Koruyucular Konseyi'nin işlevi, İslami Şûra Meclisi’nden (parlamento) geçen ama İslam Devrimi Anayasası'na aykırı olduğunu düşündüğü yasaları engellemek ve devrime karşı olduğunu düşündüğü kişilerin parlamento seçimlerine katılmasını önlemektir.

Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi'nin işlevi, İslami Şûra Meclisi ile Anayasayı Koruyucular Konseyi arasındaki anlaşmazlıkları karara bağlamaktır.

Bunların hepsi, doğrudan veya yargı gibi kurumlarla ortaklık halinde, Dini Lider'e bağlıdır; yargının başı da bizzat Dini Lider tarafından atanır!

Ancak rejimin kalkanı ve kılıcı -ve hazinesi- her açıdan geleneksel orduyu geride bırakan Devrim Muhafızları'dır. Buna ek olarak, devasa, geniş çaplı bir ticari kuruluştur veya kısaca “devlet içinde devlet”tir.

İran Devrim Muhafızları, devrimden kısa bir süre sonra kuruldu ve rejimi koruma rolü, 1980-1988 İran-Irak Savaşı sırasında önemli ölçüde genişledi.

Devrim Muhafızları Komutanı Muhammed Pakpur, yardımcısı Ahmed Vahidi, Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri Komutanı Ali Rıza Tengsiri ve mevcut Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani hâlâ önemli etkiye sahip.

ABD-İran çatışmasında ilk kurşunun ne zaman ve nasıl atılacağını veya ertesi günün nasıl olacağını tam olarak bilmiyoruz, ancak kesin olan, bu hazırlığın etkinliğinden bağımsız olarak, İran liderlerinin bu çatışmaya hazır olduğudur. İsrail de hazır. Bir İsrail televizyon kanalına göre, İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, geçen yaz yaşanan 12 gün savaşı başta olmak üzere, geçmiş savaş deneyimlerinden yararlanarak son iki yıldır çok yönlü bir savaş planı üzerinde çalıştı.

Peki, ya İran?

İran Savunma Bakanı General Aziz Nasırzade, İran devlet televizyonu IRIB'e yaptığı açıklamada hem İsrail'i hem de Amerika Birleşik Devletleri'ni tehdit ederek, “Bugünkü gücümüz ve kapasitemiz, 12 gün savaşı sırasındakinden çok daha büyük” dedi.

Beklenen savaştan sonra İran'da rejim değişecek mi? Yoksa rejim, çatışma başlamadan önce yumuşayacak mı? Ve eğer rejim değişirse, nasıl değişecek? İçeriden mi, dışarıdan mı?

Bu soruların cevapları, tıpkı Humeyni ve ortaklarının son elli yıldır İran'ı ve bölgeyi şekillendirdiği gibi, önümüzdeki elli yılın şeklini belirleyecektir.