İran rejimi bir tarafta, ABD ve İsrail diğer tarafta olmak üzere devam eden savaşın henüz ilk haftasındayız. Rejimin moraline ve meşruiyetine en derin darbeyi indiren hadise, başı ve Dini Lideri Hamaney'in öldürülmesiydi.
Savaşın toz ve dumanı henüz yatışmadı ve özellikle Washington ve Tel Aviv'deki savaş komutanları ile hükümet yetkililerinin son günlerde İran rejimine karşı eşi benzeri görülmemiş bir askeri güç kullandıklarını iddia eden açıklamalarını göz önünde bulundurarak, İran içinde tam olarak neler yaşandığını bilemiyoruz. Burada dünyanın en büyük askeri gücünden (ABD) ve bu konuda kimin ne düşündüğü bir yana, dünyanın en büyük ve en kurnaz askeri ve istihbarat güçlerinden biri olan İsrail'den bahsettiğimize dikkat edelim.
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth çarşamba günü, İran rejiminin “bittiğini” varsayarak, ABD'nin cumartesi günü başlayan savaşta “İran'a karşı zafer kazandığını” ilan etti.
Hegseth, İran ile savaş hakkında şunları söyledi: “Daha fazla dalga geliyor ve biz daha başlangıçtayız... Sadece dört gün oldu ve hâlâ zamanımız var. Sonuçlar şaşırtıcı, hatta tarihi nitelikteydi.”
ABD Dışişleri Bakanı, “şartları belirleyen biziz” diyerek askeri operasyonların ne kadar kolay sürdürülebileceğinden bahsetti.
Peki, ABD içindeki savaş karşıtları, Trump yönetiminin İran'daki operasyonlarını engelleyebilir mi?
Demokratlar bunu yapmaya çalışıyor.
Bu umutlar için biraz erken olabilir, çünkü savaş ve ivmesi, Temsilciler Meclisi'nde Demokratların operasyonları engelleme girişimlerine rağmen, halen erken aşamalarında. Nitekim çarşamba günü, ABD Senatosu’nda üyelerin çoğu, Başkan Donald Trump'ın İran'a karşı emrini verdiği askeri harekatı destekledi ve bu, Kongre içindeki operasyona yönelik geniş siyasi desteği yansıtan bir adımdı.
Senato’da çoğunluk, savaşı durdurmayı amaçlayan ve ABD yönetiminin İran'a karşı herhangi bir askeri eylemde bulunmadan önce Kongre'den yetki almasını şart koşan bir karar tasarısına karşı oy kullanarak, geçmesini engelledi.
Bu ruh hali, İran'daki savaşın gelişmelerine ve medyanın kamuoyunu şekillendirmedeki etkisine bağlı olarak değişebilir.
ABD'de insanlar zafer duyurusunun gecikmesinden bıkabilirler, kaldı ki bu zaferin tanımına ve sınırlarına da bağlıdır.
Savaş sahasından gelen Amerikan tabutlarının sayısı artarsa insanlar isyan edebilir.
Ancak İran rejimi ve destekçileri, hangi konumda olurlarsa olsunlar, bunların hiçbirine güvenmemelidir. Can kayıplarına -bir ölçüde- ve ABD için maddi kayıplara karşı önceden bir psikolojik hazırlığın olduğu açıktır. Elbette, bilhassa Gazze savaşındaki rehineler hikayesinden “deneyimli” olan İsrail için bu can ve mal kayıpları daha da büyük ölçüde olacaktır.
Evet, hâlâ başlangıçtayız, ancak dikkat çekici olan, İran rejiminin kayıpları muazzam ve etkisi ölçülemez iken, diğerlerinin kayıplarının ise halen kontrol altında olmasıdır.
Başlangıçta belirttiğim gibi, rejimin başının kaybedilmesi, Venezuela'da Maduro veya Yemen'de Ali Salih gibi herhangi bir devlet başkanının kaybına benzemez. Aksine, bu derin bir duygusal, idari ve psikolojik darbedir.