Eskiden anlatılan hikâyeye göre, bir berber kudretli sultanın tıraşını yaparken aniden gülmeye başlar. Bu cürete şaşıran sultan, gülüşünün sebebini sorar. Berber, kendisinden korkulan bu güçlü hükümdarın, aslında kendi usturası karşısında çaresiz kaldığını düşünerek güldüğünü söyler. Sultan bu yoruma katılır gibi görünür; ancak berber işini bitirir bitirmez muhafızlarına başını kestirir. Yakın çevresine de “Onun aptal ve zayıf olduğunu biliyorum ama böyle bir düşüncenin aklından geçmesi bile tehlikeli!” der.
Bu hikâye bana, İran rejiminin dünyayı tehdit edip şantaj yapmasını ve rejim içindeki sertlik yanlılarını memnun etmek için gıda ve ticaret mallarının Hürmüz Boğazı'ndan geçişini engellemesini hatırlattı!
Geçtiğimiz pazartesi günü, dünyanın bir numaralı askeri gücü olan ABD, İran’ın tüm limanları, gemileri, petrolü, gazı ve ticaretine denizden abluka uyguladı. Bu adım ‘ablukaya karşı abluka’ anlamına geliyordu. Böylece İran adeta nefessiz kaldı; üstelik ABD’nin deniz ablukasının ilk haftası bile henüz tamamlanmamıştı!
ABD Başkanı Trump, Truth Social platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, “İran bir daha Hürmüz Boğazı’nı kapatmamayı kabul etti… Bu boğaz artık dünyaya karşı silah olarak kullanılmayacak” ifadelerini kullandı. Aynı zamanda, nihai bir anlaşmaya varılana kadar ABD deniz ablukasının kalıcı olacağını da duyurdu.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer ise Trump’a muhalefet etmelerine rağmen, İran boğazı tamamen açmış olsa bile Hürmüz Boğazı’nı kalıcı biçimde güvence altına alacak büyük bir ittifak kurma yolunda ilerlediklerini açıkladılar.
İran ile Umman arasında genişliği 34 kilometre olan bu boğaz, İran liderlerinin küresel ticaretin boğazına keskin bıçak dayamak için stratejik silah olarak sakladığı bir araçken, şimdi Tahran rejiminin gücünün kırılmasının nedeni haline geldi.
İran, uluslararası deniz hukukunu hiçe saydı. Uluslararası Denizcilik Örgütü Genel Sekreteri Arsenio Dominguez’in yakın zamanda bir basın toplantısında söylediği gibi: “Uluslararası hukuk uyarınca hiçbir ülke, uluslararası boğazlardan güvenli geçiş hakkını ya da seyrüsefer özgürlüğünü engelleyemez.”
İran’ın Hürmüz üzerinden Arap Körfezi’ndeki egemenlik durumunu normalleştirmeye çalışmasına ya da bu güzergâh üzerinden vergi koymaktan -veya eski dünyada haydutların ve çöl sırtlanlarının diliyle ‘haraç’ olarak adlandırılan uygulamalardan- söz etmesine küresel ölçekte izin verilmesi mümkün değildi.
Ey Allah’ın kulu, şeytani vesveselerin gölgesinden gelen bazı öldürücü düşüncelerden Allah’a sığın… Sığın ki halin sultanın berberi gibi olmasın!