Osman Mirgani
Şarku'l Avsat'ın eski editörü
TT

Etiyopya ve Sudan: Gölge savaşından açık çatışmanın eşiğine

Sudan ve Etiyopya arasındaki mücadele artık sadece bir sınır anlaşmazlığı veya Büyük Rönesans Barajı üzerinden yaşanan kronik bir çekişme değil. Son insansız hava aracı saldırıları ve Sudan'ın Addis Ababa'ya yönelik doğrudan suçlamaları, iki ülke arasındaki ilişkinin “gölge savaşından” kademeli olarak açık çatışmaya yaklaşan bir yüzleşmeye doğru kaymanın damga vurduğu daha tehlikeli bir aşamaya girdiğini ortaya koyuyor.

Bu nedenle, Sudan'da soru artık Etiyopya'nın devam eden çatışmaya dahil olup olmadığı değil, bu müdahalenin iki ülke arasında doğrudan bir çatışmaya dönüşmeden önce ne kadar ileri gidebileceğidir. Zira Hartum, Hartum Havaalanı ve diğer yerleri hedef alan insansız hava araçlarının Etiyopya topraklarından fırlatılmasıyla ilgili olarak şimdi açıkça suçlayıcı ifadeler kullanıyor. Bu arada, kendi iç krizleri ve bölgeleri arasındaki çatışmalar ile boğuşan Addis Ababa, iki ülke arasındaki ilişkilerin geleneksel hesaplarının ötesine geçecek şekilde Sudan çatışması içinde kendini yeniden konumlandırıyor gibi görünüyor.

Sudan Silahlı Kuvvetleri'nin resmi sözcüsü General Asım Avad Abdulvahhab, hükümetin ve ilgili kurumların, insansız hava araçlarının Etiyopya topraklarından fırlatıldığını kanıtlayan kesin teknik ve istihbarat delillerine sahip olduğunu vurgulamaya önem verdi. Etiyopya'daki Bahir Dar Havalimanı'ndan kalkan insansız hava araçları tarafından gerçekleştirildiğini söylediği çeşitli ihlallere ilişkin tarihleri ile belgelenmiş ayrıntılar sundu.

Etiyopya hükümetinin inkârı, özellikle geçen yılın sonundan bu yana Etiyopya topraklarında, hava pistleri ve insansız hava aracı hangarlarıyla donatılmış, Hızlı Destek Kuvvetleri'ni (HDK) eğitmek ve desteklemek için büyük bir kampın var olduğunu ortaya koyan uluslararası raporlar gölgesinde, Sudan’ın suçlamalarına karşı koymak için yeterli veya ikna edici değildi. Uydu görüntüleriyle desteklenen bu raporlar aynı zamanda HDK’ye silah tedarik eden düzinelerce uçuşu da gösteriyordu. Sudan kaynaklarına göre, istihbarat, sınırdaki şüpheli hareketliliği daha erken bir dönemde tespit etmiş ve bunun sonucunda Hartum geçen yılın sonlarında Etiyopya'ya uyarıda bulunmuştu.

Ancak Sudan’ın bakış açısına göre, Abiy Ahmed hükümeti bölgesel aktörler tarafından organize edilen bir planı izleme politikasını seçti. Böylece HDK'nin sınır bölgelerindeki faaliyetlerinin ve ardından Mavi Nil Eyaleti'ne yönelik saldırılarının önünü açtı. Mevcut gerçekler ve uluslararası medya kuruluşları tarafından yayınlanan araştırma haberlerinin gölgesinde, Etiyopya'nın inkarları, özellikle etkili bölgesel güçlerin, BM'nin, Arap Birliği'nin, Dünya İslam Birliği'nin ve ABD yönetiminin kınamaları ve endişe ifadeleri göz önüne alındığında, şüpheleri ortadan kaldırmış gibi görünmüyor.

Suçlamalarını destekleyecek güçlü kanıtlara sahip olmadığı sürece, Etiyopya ile bir çatışma başlatmak, zaten zorlu bir iç savaşla meşgul olan Sudan’ın çıkarına değil gibi görünüyor. Ancak, diplomatik protestodan doğrudan veya dolaylı bir yanıt verme aşamasına geçmek zorunda kalması durumunda kullanabileceği birçok seçeneği ve baskı yapmak için çeşitli kozu olduğunun farkında.

Nitekim Etiyopya'nın kendisinin de iç durumu oldukça kırılgan; Abiy Ahmed hükümeti, çeşitli bölgelerdeki silahlı hareketlerin faaliyetleri de dahil olmak üzere artan meydan okumalarla karşı karşıya. Bu hareketler arasında, haberlere göre birkaç gün önce Etiyopya topraklarındaki HDK kamplarına saldırılar düzenleyen Benishangul Halk Kurtuluş Hareketi de bulunuyor. 2022’deki anlaşmaya rağmen, Tigray bölgesiyle çatışmaların yeniden alevlenmesi olasılığı da devam ediyor; ayrıca Amhara merkezli Fano Cephesi'nin hükümete karşı operasyonlarını genişletmesi de söz konusu.

Bununla birlikte, Sudan, bölgenin geniş kapsamlı olası güvenlik ve bölgesel sonuçları ile iki büyük Afrika Boynuzu devleti arasında doğrudan bir çatışmaya kaymasını önlemek için sabır ve itidal politikasını tercih ediyor gibi görünüyor. Bu nedenle, Hartum bu aşamada diplomatik olarak gerilimi tırmandıran adımlar atmaya başladı; büyükelçisini istişare için Addis Ababa'dan geri çağırmak da bu adımlardan biriydi. Ayrıca, Arap Birliği'nden acil olarak toplanmasını talep etti. Bunun yanı sıra Etiyopya hükümeti üzerindeki siyasi baskıyı artırmak için Güvenlik Konseyi ve bölgesel örgütlere başvurması da bekleniyor.

Gerçekte, Abiy Ahmed hükümetinin Sudan krizine müdahalesi insansız hava aracı savaşıyla başlamadı. Sudan savaşının başlangıcından bu yana, Addis Ababa, Hartum'un HDK yanlısı olarak değerlendirdiği pozisyonlar benimsedi. Bunun en önemli göstergesi, savaşın ilk aylarında HDK Komutanı Muhammed Hamdan Dagalu'nun (Hamideti) Addis Ababa'da açıkça karşılanmasıydı.

Etiyopya topraklarının HDK'ye yönelik bazı silah sevkiyatları için transit güzergah olarak kullanıldığı birçok haberde belirtildi. Sudan'ın suçlamalarına göre, bu destek daha sonra doğrudan lojistik ve askeri destek sağlamaya ve ardından insansız hava aracı saldırıları için bir platform olmaya evrildi.

Burada en önemli soru şu: Etiyopya, Sudan ile olan gölge savaşını açık bir çatışmaya dönüştürmeye doğru mu ilerliyor? Eğer bu gerçekleşirse, çatışma iki ülkeyle sınırlı mı kalacak, yoksa zaten gerilim ve uluslararası rekabetle dolu bir bölgede daha geniş bir bölgesel çatışmayı mı tetikleyecek?

Bu, yerel savaşların bölgesel nüfuz projeleri, koridor ve kaynak mücadelesi ile bölgedeki güç haritasının yeniden çizilmesiyle iç içe geçtiği bir dönemde, Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz bölgesinin bugün karşı karşıya olduğu gerçek bir meydan okumadır.